Mütevatir Hadisler Hakkında İnceleme
Puan vermedi·192 syf.··
2026 18. kitabı
İmam Suyuti (ra), bu eserinde mütevatir hadisleri derlemiştir. Kitap Mehmet Emin Akın'ın (Allah (cc) kendisinden razı olsun) mütevatir hadislerin ne olduğu açıklayan kıymetli bir yazısı ile başlamaktadır. Mütevatir hadisler'in bence en kolay anlaşılabilir tanımını burada aktaralım: "Yalan üzere birleşmesi aklen mümkün olmayan bir grup sika ravinin aktardığı haberler" mütevatir hadisleri oluşturmaktadır. Muhtelif alimler bu konuda bazı sayı kriterleri ya da farklı yaklaşımlar ortaya koymaya çalışmışlardır (Allah hepsinden razı olsun); lakin burada mutabık olunan bir kriter net bir şekilde ortaya konulamamışlar. Bu ilmi tartışmaların sonucunda şöyle bir noktaya varılmıştır. Lafzi olarak mütevatir hadisler çok sınırlı olsa da; mana olarak mütevatir olan hadisi şerifler çokçadır. Ayrıca mütevatir hadisler eğer nesh eden bir durum yoksa amel etme gerekliliği açıktır. Hatta alimlerin çoğu için inkarın da ya amel edilmemesinde ciddi bir vebal vardır. Kitapta geçen bazı hadis-i şerifler Hadis 8 ... Allah'ın Resûlü (sav); "Kıyamet saati kendisine sorulan, sorandan daha iyi bunu bilemez ki" dedi. "Peki, (öyleyse) bana alâmetlerinden haber ver" dedi "Kadının hizmetciliğini yapacağı ve kendisine efendilik taslayacak olan kızını doğurması, yalın ayak, üstü başı çıplak, aç koyun çobanlarının yüksek yüksek binalar yapmalarını görmen" dedi. (Ömer); "Sonra bu adam yanımızdan ayrıldı gitti. Allah Resûlü (sav) bir süre sonra, bana; "Ey Ömer, soru soran -bu adamın- kim olduğunu biliyormusun?" dedi. "Allah ve Resûlü daha iyi bilir" dedim. "O Cibril idi size dininizi öğretmek için geldi." dedi.>>> Hadis 14 Ebu Said el-Hudri'den (ra) gelen bir rivayette Allah'ın Resûlü (sav) şöyle söyledi: "Abdest alırken Allah'ın adını zikretmeyenin abdesti yoktur. Hadis 16 Abdullah b. Amr'den (ra): O
Mütevatir Hadislerİmam Suyuti · Misak Dergisi Yayınları · 199248 okunma
Ebu’l-Hasan Harakani’de Fakr Kavramı
10/10
··
Beğendi
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö- rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise “manevî fakirlik”tir. 1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği: İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki: “Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin- dir” 5 , ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6 “Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7 İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir. 2- Manevî Fakirlik: Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin, hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni- dir.”8 ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9 ayetleri bu anlamda- ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10 buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle, kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr anlamında kullanılmıştır. Kulun Allah’a muhtaç olması demek olan fakirlik, elbette fakiri de zengini de kapsar. Bu anlamıyla fakir ve fukara, malı olmayan anlamına değil, “sufî ve derviş” manasına gelir. Bu yüzden eskiden şeyhler kendilerine “Hadimu’l-fukara” (Fakirlerin hizmetkârı) derlerdi. İlk sufîler “yoksulluk” anlamına gelen fakr ile
Fakrın MakamlarıEbül - Hasan Harakani · Büyüyenay Yayınları · 201718 okunma
Reklam
Peygamberimiz uymamız gerekiyor!!!
9/10
·144 syf.··
2026 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 02:06
İslam'ın kutsal kitabı Kur'an derinlemesine incelendiğinde onun nazarında Hz. Peygamber'in (sas.) konumu, dolayısıyla sünnetin yeri ve değeri ile ilgili olarak pek çok ayet-i kerimeyi bulabiliriz. 1-Hz. Peygamber'e itaati emreden ayetler 59/Haşt. 7, 3/Âli-İmrân. 31-2., 4/Nisa, 80., 4/Nisa, 64.,3/Âli-İmrân ,132.,3/Âli-İmrân, 172; 4/Nisă, 13, 59, 60, 5/Mäide, 92: 7/Aráf, 157, 8/Enfål, 1. 20. 24 27, 46, 9/Tevbe, 3, 71, 94, 99, 105, 120, 24/Nûr, 48, 50, 54, 56, 26/Şuara, 108, 110, 126, 131, 144, 150, 163, 179; 33/Ahzab, 33, 66, 71, 43/Zuhruf, 63; 47/Muhammed, 33, 48/Feth, 17, 49/Hucurât, 14; 58/Mücadele, 13, 64/Teğäbun, 13. 69/Håkka, 10, 71/Nah, 3. 2-Hz.Peygaber'in (sas.) hükümlerine boyun eğmeyi emreden ayetler 4/Nisa, 59., 33/Ahzab, 36., 24/Nûr, 59., 24/Nûr, 51-2.,4/Nisa, 65. 3-Hz.Peygaber'e (sas.) isyan etmemeyi, ona karşı çıkmamayı emreden ayetler 4/Nisa, 13-4., 4/Nisa, 115. ,58/Mücadele, 9., 8/Enfål, 13., 16/Nahl, 44. ,14/İbrâhîm, 4.,16/Nahl, 64. Sünnetin İslam'daki Yeri
1000Kitap
Sünnetin İslam'daki Yeriİmam Suyuti · Takdim Kitap · 2020606 okunma
Türk Mitolojisi Sevenler İçin: Anatolien Günceleri
8/10
·180 syf.··
2026 2. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 14:12
Alman yazar Tanhaus’un Zamanda Yolculuk kitabını okuduktan sonra, ismi dikkatimi çeken Anatolien Güncelerine de bir şans verdim. Kitap, baştan sona Türk mitolojisinden izler taşıyor ve bunu göze sokmadan, hikâyenin içine yedirerek yapıyor. Toplam 16 bölümden oluşuyor. İlk başlarda bölümler birbirinden kopuk gibi duruyor ama okudukça aralarında bir bağ olduğu anlaşılıyor. Bu yapı bana yer yer “bizden bir Yüzüklerin Efendisi denemesi mi var?” hissi verdi. Kendi mitolojimizden beslenen bir evren kurma çabası açıkça görülüyor. Kitabın en dikkat çeken kısmı ise son bölüm. Burada ana karakter Basat’ın, Dede Korkut Hikâyelerindeki yeri anlatılıyor. Böylece kitap boyunca ipuçları verilen mitolojik arka plan netleşiyor ve hikâye klasik Türk destanlarıyla doğrudan bağlantı kuruyor. Genel olarak Anatolien Günceleri fikir olarak güzel, mitolojik altyapısı sağlam bir kitap. Bazı bölümler biraz daha derin işlenebilirmiş ama yine de Türk mitolojisini modern bir hikâye içinde görmek isteyenler için okunmaya değer.
Edebiyat
Anatolien GünceleriH.G. Tannhaus · Theseus Yayınevi · 202049 okunma
İslam Mutlak ve Evrenseldir
Puan vermedi·93 syf.··
2025 79. kitabı
İsmail Hamdi Danişmend'in bu inceleme-araştırma kategorisinde değerlendirilebilecek kitabının asıl yazılış amacı İslam'a "Çöl Dini" ve Kur'an-ı Kerim'e "Çöl Kanunu" diyen hadsizlere cevap vermektir. Giriş olarak, Danişmend, Türklerin İslam'a hizmetlerini bir kronoloji içinde anlatır. Abbasi Halifesi (El-Kaaim bi-emr-İllah) Miladi olarak 24 Ocak 1058 senesinde Bağdat'ta yapılan bir merasim ile cismani hukukunu Selçuklu Hükümdarı Sultan Tuğrulbey'e teslim etmiştir. İkinci olarak da Yavuz Sultan Selim Han'ın 15 Şubat 1517 senesinde Mısır'ın fethi ile hilafeti teslim almasıyla hem cismani hem de ruhani olarak Türkler İslam'ın en büyük hizmetkarları olmuşlardır. Bu halifeliğin kaldırılmasına kadar devam etmiştir. Böyle bir girişten sonra bu topraklarda İslam'ın "Çöl Dini" olduğunu iddia eden Batı mukallidlerine Danişmend, Batılı kaynaklardan yaptığı ( özellikle Fransızca) iktibaslarla Arap Yarımadasının döneminin en gelişmiş coğrafyası olduğunu; sadece Allah (cc)'ı tanımadıkları için cahil olduklarını gösteriyor. İkinci olarak da, "Çöl Kanunu" denmesini de yine benzer bir usül kullanarak reddediyor. İkinci bahiste ise aktardığı kaynaklar İslam'ın cihanşümul, vahdaniyet, ve yönetim biçimleri gibi konularda ne kadar kapsayıcı ve bütün insanlığa yönelik teklifler sunduğunu yine Batılı kaynaklar kullanarak göstermektir. Sonuç olarak, Danişmend bu toprakların Batılı mukallidlerine diyor ki; "Ey nefsi peşinde giden cahiller! O ekonomik olarak yaşadığınız çöküntüyü anlıyorum; ama elinizi vicdanınıza koyun da bu çok meftun olduğunuz coğrafyanın itidalli müsteşriklerini de okuyun"(Manalandırmadaki ifade biçimi bana aittir). Son kısımda ise Danişmend bu konuların etrafında çokça bilinen bazı ayetleri (Maide 54, Tevbe 39, Muhammed 40, Feth 16 ve Mearic 40-41) gündeme getirerek
Garp İlminin Kur'an-ı Kerim Hayranlığıİsmâil Hâmî Dânişmend · Dergah Yayınları · 197810 okunma
10/10
·80 syf.·
2025 11. kitabı
Eseelamu aleyküm ve rahmetullah; Yazar, modern dünyanın karmaşasında kaybolan bireyin içsel dünyasını açığa çıkararak, okuyucuya farklı bir bakış açısı sunuyor. Kitap, bir yandan bireysel bir yolculuk, diğer yandan toplumsal yapıyı sorgulayan bir metin olarak öne çıkıyor. Her sayfasında insanın varlık mücadelesine dair derin izler bırakıyor.. Dünya yolculuğunda misafiriz. Misafir kendine yakışanı yapar ve misafir olduğu yere yerleşme niyetini aklından çıkarır misafirhaneye yeni eşyalar almayı orada yaşamanın hayalini kurmaz. Döneceği yere götürebileceği kadar yüklenir işine yaramayan şeyleri sırtına yük eylemez. Arkasından güzel konuşturur ve kendisine yakışanı yapar. Allah'a anlatacak güzel hikâyeler biriktirir. Bin tane günaha batmış olsa bile ne günahın arsızı olup yaptığına kılıf uydurur ne de günah işlediğinde kendisine düşman olup tevbe etmeyi ihmal eder. Havf ve Reca arasında olmaya gayret eder ve samimi tevbe edip, Rabbi ile arasını düzeltir. Ne yaşarsak yaşayalım biz her daim son anımıza kadar Müslümanca yaşamanın haysiyetine talip olacağız. Muhit Kitap'tan çıkan bu eşsiz kitap 16 deneme'den oluşmaktadır. Her bölüm bende başka etki bıraktı. Bir yolcu olduğumuz bu dünyada Müslümanca nasıl yaşanır, Müslüman nasıl davranmalıdır, yaşadıkları karşısında tavrı ne olmalıdır onu anlatıyor. Bunları anlatırken hem tebessüm ettiriyor hemde çocukluğumuza doğru anılarda yolculuk yapmamıza vesile oluyor. Kısacası yazar, İbrahim Tenekeci'nin de dediği gibi "bizi daha iyi bir insan olmaya davet ediyor. Böyle bir davete icabet etmek gerekmez mi?" Ömer Faruk Dönmez'in Ab-ı Hayat kitaplarından sonra okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Severek tavsiye ediyorum, yazarın kalemine ve yüreğine sağlık. Kapak fotoğrafı ise anlatılmaz güzellikte sevgili Dursun Çiçek'e
1000Kitap
Herkes Gittikten SonraMüslim Coşkun · Muhit Kitap · 202420 okunma
Reklam
Reklam