*BAYRAM GÜNLERİ* *Yarın Müslümanların bayramıdır. Bayram günlerinde şunları yapmak sünnettir:* 1- Erken kalkmak. 2- Gusül abdesti almak. 3- Misvâk kullanmak. 4- Güzel koku sürünmek. 5- Yeni ve temiz elbise giymek. 6- Dargınları barıştırmak. 7- Kabirleri ziyâret etmek. 8- Yüzük takmak. 9- Güler yüzlü olmak. 10- Câmiye erken gitmek. 11- Câmiye giderken tekbir söylemek. 12- Müminlere selâm vermek. 13- Müminlerle bayramlaşmak. 14- Fakirlere sadaka vermek. 15- Akrabayı ziyâret etmek. 16- Din kardeşlerini ziyâret etmek. 17- Ziyârette hediye götürmek. 18- Misâfirlere ikram etmek. 19- Çok duâ ve tevbe etmek. 20- Dîni doğru yayanlara yardım etmek. *BAYRAM NAMAZI NASIL KILINIR* Bayram namazı iki rekâttir. Cemaatle kılınır. Birinci rekâtte Sübhâneke'den sonra tekbir getirilerek eller üç defa kulaklara kaldırılıp birinci ve ikincisinde iki yana salınır. Üçüncüsünde, göbek altına bağlanır. Fâtiha ve zamm-ı sûre okunup rükû ve secdeler yapılır. İkinci rekâte kalkılarak, Fâtiha ve zamm-ı sûre okunduktan sonra, tekbir getirilerek iki el yine üç defa kulaklara götürülür. Üçünde de eller yana salınır. Dördüncü tekbirde, eller kaldırılmayıp, rükûa eğilinir. Secdeler yapılıp oturduktan sonra, selâm verilir. *(Usûl şöyledir: İki salla bir bağla, üç salla bir eğil.)* *KURBAN NASIL KESİLİR*
Alıntı
عِشْرُونَ وَصِيَّةً نَبَوِيَّةً ​YİRMİ NEBEVÎ ÖĞÜT ​🌟 اِتَّقِ الْمَحَارِمَ، تَكُنْ أَعْبَدَ النَّاسِ ​Haramlardan sakın ki insanların en çok ibadet edeni olasın. Kaynak: Tirmizî, Zühd, 2; İbn Mâce, Zühd, 24 (Ebû Hureyre'den). ​🌟 اِرْضَ بِمَا قَسَمَ اللهُ لَكَ، تَكُنْ أَغْنَى النَّاسِ ​Allah'ın senin için böldüğüne (sana verdiğine) razı ol ki insanların en zengini olasın. Kaynak: Tirmizî, Zühd, 2; İbn Mâce, Zühd, 24 (Ebû Hureyre'den). ​🌟 أَحْسِنْ إِلَى جَارِكَ، تَكُنْ مُؤْمِنًا ​Komşuna iyilik et ki (kâmil bir) mümin olasın. Kaynak: Tirmizî, Zühd, 2; İbn Mâce, Zühd, 24 (Ebû Hureyre'den). ​🌟 أَحِبَّ لِلنَّاسِ مَا تُحِبُّ لِنَفْسِكَ، تَكُنْ مُسْلِمًا ​Kendin için istediğini insanlar için de iste ki (gerçek bir) müslüman olasın. Kaynak: Tirmizî, Zühd, 2; İbn Mâce, Zühd, 24 (Ebû Hureyre'den). ​🌟 إِيَّاكَ وَكَثْرَةَ الضَّحِكِ، فَإِنَّ كَثْرَةَ الضَّحِكِ تُمِيتُ الْقَلْبَ ​Çok gülmekten sakın! Çünkü çok gülmek kalbi öldürür. Kaynak: Tirmizî, Zühd, 2; İbn Mâce, Zühd, 24 (Ebû Hureyre'den). ​🌟 دَعْ مَا يَرِيبُكَ إِلَى مَا لَا يَرِيبُكَ ​Sana şüphe vereni bırak, şüphe vermeyene bak (şüpheli şeylerden uzak dur). Kaynak: Tirmizî, Kıyamet, 60; Nesâî, Eşribe, 50 (Hz. Hasan'dan - İmam Nevevî Kırk Hadis No: 11). ​🌟 اِتَّقِ اللهَ حَيْثُمَا كُنْتَ ​Nerede olursan ol, Allah'tan kork (O'na karşı gelmekten sakın). Kaynak: Tirmizî, Birr, 55; Müsned, 5/153 (Muâz bin Cebel'den - İmam Nevevî Kırk Hadis No: 18). 
Reklam
KÂFİRİ SEVMEYİ VE DOST EDİNMEYİ YASAKLAYAN AYETLER
(Nüzul Sebebi ve Sırasına Göre) 1. Kâfiri Sevmeyi Yasaklayan Ayetler “Kim bir kavmi severse, Allah Teâlâ onu onların arasında haşreder.” (Heysemî, X, 281) Allah (ﷻ) Şöyle Buyurdu: ✔ Ey (Hatıb) İman edenler! Benim de (dinde) düşmanım, sizin de (savaşta) düşmanınız olan (müşrikleri, yardım ve nusret ile) kendilerine sevgi göstererek dost edinmeyin. Siz sevgi sebebiyle onlara sır veriyorsunuz. Hâlbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan Allah’a inandınız diye Resûlü ve sizi yurdunuzdan çıkardılar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda savaşmak için çıktıysanız böyle yapmayın. Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz. Oysa ben sizin (mektup ve tastikinizle) gizlediğinizi de, (özür ve tevhidinizle) açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan (hidayetten) sapmıştır. Sebeb-i Nüzul: Ayetler, Hâtıb İbni Ebi Beltea hakkında nazil oldu. Hâtıb, Hz. Peygamber (sav)'in Mekkeye savaşa çıkacağını öğrenince onlara “Hz Peygamber size geliyor, tedbirinizi alın” diye mektup yazdı. Mektubu Muttalib oğullarının kölesi Sare ile gönderdi. Bunun üzerine Hz. Cebrail inip durumu Hz. Peygambere bildirdi. Hz. Peygamber; Ali, Ammar, Talha, Zübeyir ve Ebu Mirsedi (ra) mektubu almak üzere görevlendirdi ve şöyle dedi: “Yola çıkın, Hâh ravzasına varınca orada bir kadın bulacaksınız. Onda, Hâtıbın Mekkelilere yazdığı bir mektup var. Mektubu kadından alın, kendisini ise yoluna bırakın. Şayet direnirse boynunu vurun!” Kafile yola çıktı. Belirtilen yerde kadını buldular. Ama kadın mektubu inkâr etti, bunun üzerine dönmeye niyetlendiler. Hz. Ali kılıcı gösterince, saçlarının arasından mektubu çıkardı. Daha sonra Hz. Peygamber Hâtıbı huzuruna çağırdı, niye böyle yaptığını sordu. Hâtıb dedi: “Ya Rasûlullah, İslâma girdikten sonra küfre dönmüş değilim, Sana
Edebiyat
Senin Aklın Nerede?
"Hocamız, şeyhimiz, liderimiz, çevremiz böyle istedi..." diye; Allah Teâlâ’nın razı olmayacağı işlere giriliyor, hatta bazen bile bile hakka sırt çevriliyor. Kardeşim, senin aklın nerede? Allah Teâlâ insana akıl vermiştir. Müslüman, Allah’ın verdiği aklı vahyin rehberliğinde kullanmak zorundadır. Körü körüne bağlılık, İslâm’ın istediği bir şey değildir. İtaat, hakka olursa kıymetlidir. Hak ölçüsü ise insanların sözü değil; Allah Teâlâ’nın Kitabı ve Rasûlü Muhammed Sallallahü Aleyhi ve Sellem’in sünnetidir. Elbette hocaya, âlime, anne-babaya ve yöneticiye saygı gösterilir. Ancak İslâmiyet’te kula itaat, yalnızca Allah’ın ve Rasûlü’nün emirlerine uygun olduğu sürece geçerlidir. Allah Teâlâ’ya isyan olan bir konuda hiçbir kimseye itaat edilmez. Çünkü Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: “Yaratan’a isyan olan konuda, yaratılmışa itaat edilmez.” (Müsned-i Ahmed, Buhârî, Müslim) Kur’ân-ı Kerîm’de ise: “Kim Rasûl’e itaat ederse, şüphesiz Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisâ, 4/80) buyurularak mutlak itaatin yalnızca Allah Teâlâ ve Rasûlü’ne ait olduğu açıkça bildirilmiştir. Bugün birçok insan, dinini Kur’ân-ı Kerim ve sünnet ölçüsüne göre değil; çevresine, grubuna, menfaatine veya nefsine göre yaşamaktadır. Hâlbuki Müslüman araştırır, öğrenir ve delile bakar. Allah Teâlâ: “Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun.” (Nahl, 16/43) buyurmuştur. Yani din; sloganla, taassupla ve körü körüne bağlılıkla değil, ilimle yaşanır. Bir insanın hocası, şeyhi veya sevdiği kimse hata edebilir. Hatasız olan yalnızca Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem’dir. Bu sebeple her söz ve her çağrı Kur’ân-ı Kerim ve sünnet terazisinde tartılmalıdır. Hazret-i Ali Radiyallahü Anh ne güzel buyurmuştur: “Hak kişilere göre bilinmez; kişileri hakka göre tanıyın.” Yani
Hayat ve İnsan
EVDEN ÇIKINCA AKŞAMA KADAR RİAYET ETMEMİZ GEREKEN 30 SÜNNET: 1▪︎ Kuşluk namazını 2-4-8 veya 12 rekaat kılarak çıkmak 2▪︎ Çıkınca tevekkül duası okumak 3▪︎ Eve dönene dek şerden korunma duası ile çıkmak 4▪︎ Müteessim olmak gerekir 5▪︎ Fitnenin olduğu yollardan geçmemek 6▪︎ Bünyeyi sarsan tekliflerden kaçmak gerekir 7▪︎ Göz ve dilin iffetini korumak 8▪︎ Ezan ile cami, cemaate gitmek 9▪︎ Mümkün oldukça işlerini başkasına bırakmadan yapmak 10▪︎ Günde az da olsa evine zaman ayırmak ••• 11▪︎ Gün içinde kaylule yapmak 12▪︎ Önüne konan yemeği ayıplamadan yemek veya terketmek 13▪︎ Topluma karışmak 14▪︎ Ehlini sürekli yoklamak 15▪︎ Çocuklarına riayet etmek 16▪︎ Talebelerine özel hasbihal için zaman ayırmak 17▪︎ Fakirlerle oturup konuşmak 18▪︎ Miskinlerle bulunmak 19▪︎ Önemli işlerde işin ehli insanlarla istişare etmek 20▪︎ Gece yemeğini büyük ailesiyle yemek ••• 21▪︎ Gecenin evvelinde yatmak 22▪︎ Gece Teheccüdünü kılmak 23▪︎ Vitri kılmak 24▪︎ Misvakı Kur'an, Namaz sırasında kullanmak 25▪︎ Yine evden çıkarken, girerken Misvak kullanmak 26▪︎ Toplumda vakurlu yürümek
Din
"Kâfire kabrinde doksan dokuz dev yılan musallat edilir... Eğer onlardan biri yeryüzüne üfleseydi, tek bir yeşillik bile bitmezdi." (Tirmizî, Sıfatu'l-Kıyâme, 26; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/38 Hiçbir şey İçin Geç Değil, Çünkü O Var Bazen yükümüzün çok ağır olduğunu, kalbimizin karardığını ve geri dönemeyeceğimizi hissederiz. Oysa tövbe; kulun Rabbine 'Sana geldim, beni temizle' demesidir. Tövbe, sadece geçmişten bir pişmanlık değil, geleceğe dair bembeyaz bir sayfadır. Peygamber Efendimiz (sav) buyurur ki: 'Eğer siz hiç günah İşlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize günah işleyip tövbe eden bir topluluk getirirdi.' (Müslim). Çünkü Allah, kulunun kendisine sığınmasını, 'Hata yaptım Rabbim, Sen affedicisin' demesini sever. Kabirdeki o karanlık tabloyu aydınlatacak tek nur, dünyadayken samimiyetle edilen bir tövbedir. Unutma; güneş batıdan doğana kadar o kapı hiç kapanmayacak. Yol yakınken, nefes alıyorken dönmeye değmez mi? Seyyidü'l İstigfar (Tövbelerin Efendisi) Allâhümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve vâ’dike mesteda’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü ebû ü leke bi-ni’metike aleyye ve ebû ü bi zenbî fağfirlî fe innehû lâ yağfiruz-zünûbe illâ ente.” اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ. أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ibâdete lâyık ilâh yoktur. Beni Sen yarattın. Ben Sen’in kulunum. Ezelde Sana verdiğim sözümde ve vaadimde hâlâ gücüm yettiğince durmaktayım. İşlediğim kusurların şerrinden Sana sığınırım. Bana lutfettiğin nîmetleri yüce huzûrunda minnetle
Reklam
Reklam