(Sözler, Risale-i Nur)
Şu kâinatın yüzüne bak ki birbiri içinde hadsiz mektubat-ı Samedaniye hükmünde olan sahaif-i mevcudat ve her bir mektup üstünde hadsiz sikke-i tevhid mühürleriyle temhir edilmiş. Bütün bu mühürlerin şehadetlerini kim tekzip edebilir? Hangi kuvvet onları susturabilir? Kalp kulağı ile hangisini dinlesen اَشْهَدُ اَنْ لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ dediğini işitirsin.
Mekkede Erkamın adalet evi Daha konuşmazsın hemen; önce gözlerin uyanır, sonra bakışların, en son da o içimi ısıtan gülüşün. Göksel 48 Sen Uyanırken Erkam ibnil Erkam Mekkede adalet evi Oydu müslümanlara evini açan sahabi Evini açarken seslendi Resullullah nebiye Sallahu aleyhi vesselem baktı yüzüne Ey efendimiz evim müslümanlarındır.. İslamın sesi içimizi ısıtıyordu İlk önce Efendimiz SAV sonra müminler Hepsi bu evde uyanıp kıyama kalkacaktı Darul erkam erkamın evi sahabe yurdu Erkam ibnil erkam Mekkede bir kahraman Gözler uyanınca bakışlar kıyama kalktı Şiirler naatlar bu adalet evinde yazıldı Dünya böyle değildi sahabeler devrinde Sahabeler gidince kaldık efkâr içinde Şimdi içimizi ısıtmıyor sahte gülüşler Kuraan okuyordu Kahraman sahabe Erkam b erkam okudu Bakara suresini Dediki ey kahramanlar içimi efkâr basar Kafir ve münafıklar istemez hayırlı olanı Ne hale geldi dünya efkârı hep kaldı bize
Şiir
Reklam
"Kimseyi elindeki nimetten dolayı kıskanma. Allah'ın ondan neler aldığını bilemezsin. Senin başına gelen hiçbir musibete üzülme. Karşılığında Allah'ın sana neler vereceğini bilemezsin. Her zaman 'Elhamdulillah' de."
Din İslam
Varlık sandığım her görüntü bir hicab, gönül bağladığım her güzellik bir serap imiş. Tevhid güneşi doğunca, âlemin bütün nakışları silinmiş, yalnız Hâk kalmış.
İmanda İstisna Yapmanın Caiz Olmaması ​Mademki imanın (kalpten ibaret bir) tasdik olduğu, artıp eksilmediği sabit olmuştur; o halde imanın, tanımı ve sınırı belli olan hakiki bir olgu olduğu bilinmiş olur. Küfür ise onun zıddıdır. Kendisinde tasdik gerçekleşen kimse gerçekten mümindir; kendisinde tasdiğin zıddı (küfür) gerçekleşen kimse de gerçekten kafirdir. ​Bu durum siyahlık ve beyazlık gibidir; zira kendisinde siyahlık niteliği bulunan şey kesinlikle siyahtır, kendisinde beyazlık bulunan şey de şüphesiz beyazdır. Dolayısıyla (imanından) şüphe ederek "İnşallah ben müminim" denilmesi caiz değildir. ​Şafiiler ise "İnşallah ben müminim" denilmesinin doğru olacağını söylemişlerdir ki bu görüş İbn Mesud'dan (r.a.) da rivayet edilmiştir. Eğer bununla sadece (Allah'ın adını anarak) bereketlenmeyi kastetmişlerse, bunda tartışılacak bir durum yoktur (kabul edilebilir). ​Fakat eğer (bu istisna ile imanda) şüpheyi kastetmişlerse, bunun aklen geçersizliği yukarıda geçen açıklamalardan ötürü zaten ortadadır. Naklen (ayetle) geçersizliği ise Yüce Allah’ın, "İşte onlar gerçekten müminlerin ta kendileridir" (Enfâl, 4) ayetiyle sabittir. Bu ayet; işaret ismiyle başlayan, fasıl zamiri barındıran, haberi marife olan ve masdar ile pekiştirilen bir isim cümlesidir. Tüm bu dil özellikleri, imanın onlarda hakiki bir şekilde mevcut olduğunu mucizevi bir anlatım (i'câz) yoluyla gösteren apaçık birer delildir. Aynı durum, Yüce Allah’ın, "İşte onlar gerçekten kafirlerin ta kendileridir" (Nisâ, 151) ayeti için de geçerlidir. Bu edebi sanatların ve vurguların (ayrıntılı) inceleneceği yer ise Meânî (belagat) ilmidir. شرح المقصد
İman tevhidi, tevhit teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül ise saadet-i dareyni iktiza eder. Bediüzzaman Said Nursî
Reklam
Reklam