Doğruluk sahibi sahabeler Bizleri bir bayrama daha sağlıkla, afiyetle ulaştıran Rabbimize hamdolsun. Duayla, şükürle dolu huzurlu bir bayram dilerim. Kurban bayramımız mübarek olsun. ✨💐 Kurban Bayramınız Mübarek Olsun Merve ͜͜͡͡✯Merve ͜͜͡͡✯· Hz Muhammed SAV efendimiz yanında sahabeleri ile bir kurban bayramında ilk önce cemaate namaz kıldırdırdı Rabbimize hamdolsun diyerek insanlarla şükürlerle dolu bir bayram diledi afiyetle Ve sahabelerin gönlüne damla damla inşirah inerken bilirmisiniz insanların en faziletlisi kimdir diye sordu o herkes güneşi inkâr ederken güneşin varlığını kabul edendir o islam uğruna cihat ve kıyam edenlerin ilkidir diyip Hz Ebubekirin ismini zikretti Hz Ebubekir başka bir yerde idi efendimiz SAV insanları yanlarında iken övmezdi ve ne büyük ne faziletlisin ey Ebubekir diyerek sözlerine nokta koydu Sahabe meclisinde bunlar olur bunlar konuşulurken kurban bayramında şirke düşen küfürde inatlaşan mekkenin yezid ve cehilleri çocukları ağlatıyor onların şekerlerini ellerinden çalıyordu ve elinden şekeri çalınan her çocuk mutlaka gökyüzüne yakarıyordu küçük süleyman ise gelip efendiler efendisine sığınmıştı üzülme küçük çocuğum hakkını hak sahibi olan Allah Tealaya havale et o çalınan her hakkı sahibine iade eder dedi ilk davet ve tebliğ yılları uç kutuplar savaş halindeydi bir tarafta gözyaşını silen efendimiz SAV ve sadık yoldaşlar doğruluk sahibi sahabeler Ebubekirler bir tarafta gusülsüzler abdestsiz cehiller Sadakat sahibi Ebubekir İdrâk-i me'âlî bu küçük akla gerekmez Zîrâ bu terâzi o kadar sıkleti çekmez Ziya Paşa Samet Acar Samet Acar· Hz Ebubekirin babası ebu kuhafe fil vakasının canlı tanıklarından bazı meal ve tefsirler o akla zarar veren günü tarif ederken akıl bu yükü kaldırmakta eksik kalır Allah Tealanın emrettiği
Din
Kendime diyorum… Âsım ibnul sabit gibi müşriklere karşı dik durabilirmisin? Musâb Musâb Musâb bin umeyr gibi Mekke’nin en zenginiyken, en güzel elbiseler ve kokular ile sokaklarda yürürken sen, üzerindeki elbiseler dahi herşeyi fedâ edip LÂ İLAHE İLALLAH diyebilirmisin? Diyormusun? Bu söz yani TEVHİD bedel ister! Bedelin nedir diyorum bedelin? VALAHİ yok… Kimse görmese bile Allah subhaneu tealaya itaatin ne? Gece namazı kurtarırmı dizlerin kanayana dek kılsan? Nafile oruçlar tutsan mesela? Tüm malını İNFAK etsen yinede gerisin geri duran ve haklarında ayet inmeyene dek MÜNAFIK muamelesi görenler kadar olabilirmisin? Yeryüzü geniş… İslam diyarı olmasa bile müslimlerin olduğu yerler var… Peki neden oturup sadece dua ile kandırıyorsun kendini!? Zulm ediyorsun diyorum kendine zulm… Allah subhaneu tealanın affediciliğine sığınan bir sahtekardan farkın nedir diyorum. Allah subhaneu teala tüm Tevhidi anlamış, kalbinde zerre Tevhid olan kardeşlerime, annelerime, abilerime hicreti nasib etsin. Fısk, küfür ve şirk ortamında imanını muhafaza edebilmenin tek yolu budur…
Reklam
HK
Döngünün son evresine geldik Hac Hac'da Arafat Arafat'ta Vakfe Ne demek "hacc" Ne demek "arafat" Ne demek "vakfe" Neden "vakfe"... Ramazan Kuran Ayı idi "Ehlel Kura" olanlar her bir "karye" den "kuran" larına ulaşmış bir şekilde "ümmel kura" ya gelirler Neden "ummel kura" ya gelinir Ne demek "ummel kura" İşlenmesi gerekip hiç konuşulmayan terkîb "ümmel kura" Fransız rönesansı kendi kuranlarının haccını olimpiyatlar ile yapıyor tüm dünya da buna iştirak ediyor Ne alakası var denebilir Ben yazdım Bir gün bilinir ne alakası var ... Evet Ümmel Kura ne demek? "Ümmel kura" terkibini "mekke" diye çevirdiğimizde... birilerinin "islam arap dinidir" sözüne zemin hazırlamış oluruz... meallerde tefsirlerde verilen anlam "mekke" anlamı... Vahyin Kuranı/diyalektiği bütünlüğünde bir anlamlandırma yapılmıyor maalesef Hatırlayalım Hindistan baş fitnecisi Mudi Israil baba vatandır Hindistan ana vatandır demişti
1000Kitap
Şirk nedir? Müşrik kimdir? Neden elhamdülillah müslümanım diyenlerin hayatında mertlik, karakter, şeref, onur haysiyet, helâl ve haram hassasiyeti yok!??? Bunları hep ama hep düşünüyordum. Nasıl olurda bizleri gören, duyan, hatta kalplerimizden geçenleri bilen ES SEMÎ olan, Bâsir olan, KÂHHAR olan, Allah subhaneu tealaya inandığını iddiâ edip her türlü hâinliği, yapabilen bu toplum üzerine çok ama çok düşündüm. Bir yerde yanlışlık var diye düşünüyordumki… İnandığımızı ve iman ettiğimizi iddiâ ettiğimiz ama bir kez olsun açıp okumadığımız, okusakta anlamadığımız kitabı okumaya başlayınca anladımki (Allah subhaneu tealanın rahmeti ile ve dünyanın en hayırlı zümresi olan ve dünyanın tümünün iftira ettiği zümrenin daveti ) ile TEVHİD…! Ve… İmanın özü LÂ ile başlar, tüm peygamberlerin tek ve ortak daveti LÂ ile (red) ile başlamıştır. Tüm otoriteleri, tüm beşeri kanunlara dilde ve amelde LÂ diyerek RED etmeden yapılan tüm ameller boşunadır. “Andolsun, sana da senden öncekilere de şöyle vahyedildi: ‘Eğer Allah’a ortak koşarsan, amelin mutlaka boşa gider ve mutlaka ziyana uğrayanlardan olursun.’” Kur’an-ı Kerim, Zümer Suresi 65. ayet Eğer onlar ortak koşsalardı, yapmakta oldukları ameller boşa giderdi.” En‘âm suresi 88 Allah’a ortak koşan kimseye Allah cenneti haram kılmıştır… Mâide 72
1000Kitap
Anadolu İslam’ı: Hoşgörü Mü, yoksa sulandırılmış bir inanç mı? Türkiye’de “Anadolu İslam’ı” diye anılan anlayış, klasik kitabi İslam’dan oldukça farklı bir renge bürünmüş durumda. Hacı Bektaş’tan Yunus Emre’ye, Mevlana’dan yatırlardaki mum yakmalara, semahlardan türbe ziyaretlerine uzanan bu gelenek, yüzlerce yıllık Türk-İslam sentezinin ürünü. Kimi zaman “hoşgörü ve insan sevgisi” diye övülüyor, kimi zaman da “gerçek İslam bu” diye savunuluyor. Ama eleştirel bakınca işin içinde ciddi sorunlar da var. Öncelikle şunu kabul edelim: Bu anlayış gerçekten de Ortadoğu’daki katı, vahiy merkezli ve şeriat odaklı İslam’dan daha yumuşak, daha insanî duruyor. Alevi-Bektaşi geleneklerinin, tasavvufun ve eski Türk şamanizminin karışımı sayesinde “yaşamak” ön planda, “cezalandırmak” ise arka planda. “72 millete aynı gözle bakmak”, “yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü” gibi cümleler çok güzel kulağa geliyor. Ama bu güzellik aynı zamanda büyük bir zaafı da içinde barındırıyor: Sınırların belirsizleşmesi. Anadolu İslam’ı, dinin çekirdeğini oluşturan tevhid, ahiret, helal-haram gibi kavramları zamanla folklorik bir sosla öyle bir kaplıyor ki, geriye neredeyse sadece “sevgi” ve “hoşgörü” kalıyor. Kur’an’ın birçok emri (özellikle cezai hükümler, kadın-erkek ilişkileri, miras gibi konular) ya görmezden geliniyor ya da “o dönem için” diye rafa kaldırılıyor. Sonuçta ortaya çıkan şey, bir nevi “light İslam” oluyor. İnsanlar camiye gitmese de olur, namaz kılmasa da olur, yeter ki “kalbi temiz” olsun. Bu yaklaşım pratikte çok rahatlatıcı ama teolojik olarak da son derece sorunlu. Çünkü dinin kendisi “rahatlık” için değil, bir hayat disiplini sunmak için geliyor. Bir diğer eleştiri noktası da siyasi istismarı Hem Kemalistler hem de muhafazakarlar bu kavramı kendi ajandalarına göre
#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️ ➡️ İbrâhim de, Nûh’un izinden gidenlerdendi. 83 O, her türlü mânevî hastalıklardan uzak, tertemiz ve bir kalple Rabbine yönelmişti. 84 Hani o, babasına ve halkına şöyle sormuştu: “Nedir bu taptığınız şeyler?” 85 “Sırf bir yalan ve iftirâ olsun diye mi Allah’tan başka ilâhlar peşindesiniz?” 86 “Peki, başkasına taptığınız halde, huzuruna vardığınızda Âlemlerin Rabbinin size nasıl davranacağıyla ilgili düşünceniz nedir?” 87 #Tefsir: 📖 Hz. İbrâhim, Nûh (a.s.)’dan sonra tevhid dinini tebliğ ederek onun yolundan yürüyen bir peygamberdir. Diğer peygamberler de böyledir. İbrâhim (a.s.)’ın sözün başında hemen dikkat çekilen hususiyeti “selim bir kalp” ile Rabbine yönelen bir kul olmasıdır. “Selim kalp”, hülâsa olarak, inkâr, küfür ve şirk gibi yanlış itikatlardan; kibir, gurur, haset, kin, öfke, riya, cimrilik gibi ahlâkî hastalıklardan ve nefsanî aşırılıklardan kurtulmuş; ruhun tekâmül ve terakkisini sağlayacak sâlih amellerin ve güzel davranışların kaynağı, güzel hasletlerle tezyîn olunmuş manevî şahsiyeti ifade eder. İşte Hz. İbrâhim böyle bir üstün şahsiyete sahip olduğundan, kendisine tâbi olanlarla birlikte müslümanlar için “güzel bir numûne” olarak gösterilmiştir. (bk. Mümtehene 60/4) İbrâhim (a.s.) babasına ve kavmine putperestliğin mânasız, gereksiz ve mesnetsiz sapık bir inanç olduğunu aklî ve mantıkî delillerle ısrarla izah etmeye çalışır. Âlemlerin Rabbi olan Allah varken öyle uydurma tanrılara tapmanın doğru olmadığını söyler. Fakat onları bir türlü iknâ edemez ve söz dinletemez. (bk. En‘âm 6/74-81; Meryem 19/42-47) Bunun üzerine, iyice kronik hâle gelmiş bu probleme farklı bir çözüm üretmek gerektiği üzerinde düşünür. Zihninde bir plan kurarak onu uygulamak için fırsat kollar:
Reklam
Reklam