"Adı yánghuò," dedi Robin. "Hostes afyona böyle diyordu. Yáng yabancı demek, huò ise mallar demek. Yánghuò yabancı mallar demek. Buradaki her şeyi böyle adlandırıyorlar. Yáng insanlar, Yánghuòre- yabancı mallara, afyona düşkünlük. İşte bu benim. Bu sözcüğün kökeni benim. Ben yáng'ım."
"Sen kaybolmuşsun kardeşim." dedi. "Akıntıya kapılmış bir gemi gibisin, tanıdık kıyılar arıyorsun. Ben de aradım. Ama bir vatanımız yok, tarihe karıştı." Kapıya doğru yürürken Robin'in yanında durdu. Parmaklarını Robin'in omzuna koydu ve o kadar çok sıktı ki canı acıdı. "Ama şunu anla. Sen kimsenin bayrağını taşımıyorsun. Kendi limanını aramakta özgürsün. Ve havanda su dövmekten çok daha fazlasını yapabilirsin."