6/10
·744 syf.··
2026 20. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 13:20
Murakami en sevdiğim yazarlar arasında ilk üçtedir, kitapları bana hep okuma zevki de verir; sırf karakterin kendisine kahve demleyişini, makarna suyu kaynatırken hangi klasik veya caz eserini tercih edeceğini, genelde Cutty Sark ve "on the rocks" tercih edilen içkileri, sigara içilmişse Seven Stars olmasını, Beatles plaklarını ve daha nice "Murakami ögeleri"ni özleyip bile Murakami okuyasımın geldiği dönemler olur. Normalde bir yazarın eserlerinde hep ortak küme barındırması sıkıcı gelebilir -ögeler dahilinde konuşuyorum- ama bu Murakami'de böyle olmuyor benim için. Lakin bu kitapta net bir okuma zevki alamadım, tempo bazen çok yüksekken bazen de aşırı yavaşladı benim için. Niye böyle oldu bilmiyorum. Sürrealist ve büyülü gerçekçilikte yazmayı seven bir yazarımız olan Murakami bu kitabında maalesef beni çok çekemedi o dünyasına. Bu kitapta da yine diğer kitaplarında olduğu gibi ağır bir gizem havası hakim lakin ya haddinden fazla gizem mevcuttu ya da metaforları anlayabilecek kapasiteye ben sahip değildim. Baş karakterimiz Toru Okada, otuzlu yaşlarının başında işsiz bir adam. Eşi Kumiko ile "Noboru Vataya" adını verdikleri kedileri esrarengiz bir şekilde ortadan kayboluyor ve olaylar zinciri böyle başlıyor. Haddinden fazla yan karakter olduğunu düşünüyorum bu kitapta, kimi okuyucular için takibi zor kılabilir. Bir yandan da yer alsa da olur, olmasa da olur diye düşünüyorum birkaçı için. Örneğin May Kasahara neyi temsilen vardı? Düşündüğümde aklıma en yatanı "ölüm" ile ilgili düşünceleri hatırlatabilmek için var olması geliyor, motor kazası olayı ve Zemberekkuşu'nu (namıdiğer Toru Okada) kuyuya kapatarak ölüm korkusuyla yüzleştirmeye çalıştığı anları düşünerek bu kanıya varıyorum. Teğmen Mamiya neden vardı ona dair hiç fikrim yok. Sağ yanaktaki bebek yumruğuna
Zemberekkuşu'nun GüncesiHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20182,941 okunma
Tam bir yaz kitabı!!!
9/10
·987 syf.··
2026 14. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 01:24
Olaylar herkesi yargılamayı seven ve herkesi kendi yargı sistemine göre değerlendiren azıcık çok bilmiş ana karakterimiz Prudence’ın bir gece düşüp kafasını vurunca bir anda insanlara anında karma yaşatma gücü kazanması ile başlıyor. Prudence bu gücü kullanırken evrenin de onunla hemfikir olduğuna inanıyor ama gerçekten böyle mi acaba?? Ayrıca bu karmik güç nasıl oluyorsa laboratuvar partneri Quint’te Pudence’ın istediğinin tam tersi olarak işliyor. Akademik silah Prudence bu yeni gücünü anlamlandırmaya çalışırken bir de C aldıkları projelerinin notunu yükseltmek için kendisi ile bir daha çalışmak istemeyeceğini kesin bir dille belirten partneri Quint’i ikna etmesi gerek. Tüm bunlar bir şekilde Prudence’ın deniz hayvanlarını kurtaran gönüllü bir kurumda çalışmaya başlaması ile sonuçlanıyor. Başta hayvanlara hiçbir sempati beslemeyen Prudence bir süre sonra bu canlıların ne kadar harika varlıklar olduğunu fark ediyor ve onları korumak için işletme yeteneklerini kullanarak kurtarma merkezini kalkındırmaya girişiyor. Ayrıca The Beatles ve Jaws referansları bana çokkk keyif verdi. Prudence ve diğer dört kardeşinin isimleri Beatles şarkılarından geliyor, ailesinin obsesyonu.. Denize, sahil kasabalarına ve deniz hayvanlarına da aşığım <3
Instant KarmaMarissa Meyer · Feiwel &amp; Friends · 2020139 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·244 syf.··
2026 34. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 21:01
Outliers: 230 Sayfada Bir Case Report, Popüler Bilimin Sığ Sularında Kaybolmak "Başarıya giden yolu anlatacağım derken, sadece sporcuların doğum aylarını ve Beatles'ın kaç saat sahne aldığını öğrendim. Peki ya gerisi?" Merhaba kitap dostları! Bugün, dünyaca ünlü popüler bilim yazarı Malcolm Gladwell'in çok satan kitabı "Outliers: The Story of Success" i dürüstçe konuşacağım. Bu inceleme, bir övgü değil, samimi bir hayal kırıklığı ve eleştiri olacak. Kitap Hakkında Kısa Bilgi: "Outliers" (Türkçe: "Çizginin Dışındakiler"), 2008 yılında yayımlanmış, New York Times çok satanlar listesinde haftalarca bir numarada kalmış popüler bir kitaptır . Gladwell, bu kitabında Bill Gates, The Beatles ve Kanada'lı hokey oyuncuları gibi örnekler üzerinden, başarının sadece bireysel yetenekle değil; doğum ayı, kültürel miras, aile ve fırsatlar gibi dış faktörlerle de ilgili olduğunu anlatmaya çalışır . Ayrıca kitabın en meşhur kavramı olan "10.000 Saat Kuralı" nı ortaya atar: Bir alanda uzmanlaşmak için yaklaşık 10.000 saat pratik yapmak gerektiğini iddia eder . Neden "Abartıldığı Kadar" Bulmadım? (Net ve Sert Eleştiriler): 1. 230 Sayfalık Bir "Case Report" ve Gereksiz Uzatma: Haklısınız, kitap tam anlamıyla birbirini tekrar eden, sadece farklı kahramanlarla (hokey oyuncuları, Bill Gates, Beatles, Asyalı matematik öğrencileri) sürekli aynı tezi destekleyen hikayelerle dolu . Her bölümde aynı formülü görüyorsunuz: "İşte çok başarılı bir X. Şimdi onun başarısını sadece yeteneğine değil, şanslı doğum tarihine, kültürel mirasına ve tam zamanında yakaladığı 10.000 saatlik fırsata bağlayalım." 50 sayfada anlatılabilecek bir fikri, bol bol hikaye ve tekrarla 230 sayfaya uzatmış. Sizin deyiminizle, "postmodern kitapları bu yüzden sevmiyorum,
OutliersMalcolm Gladwell · MediaCat Yayınları · 202210bin okunma
Kış Patatesi Köftesi (Bir Taşra Polisiyesi-1) ##ritafalk
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
Kış Patatesi Köftesi (Bir Taşra Polisiyesi-1) #ritafalk #pegasusyayınları #okudumbitti #okuyucuyorumu #kitapönerisi #tavsiyekitap :) Herkese selam ;) Bir Taşra Polisiyesi serisinin ilk kitabı "Kış Patatesi Köftesi" nin yorumuyla karşısındayım. Konusu: "Franz Eberhofer, disiplinsizlik nedeniyle Münih polis teşkilatından Aşağı Bavyera'daki memleketi Niederkaltenkirchen'e sürülmüştür. Masa başında katiplikle geçen günlerinde nadiren çıktığı devriyeleri, Wolfi'nin barında ya da top patlasa duymayacak kadar sağır olan büyükannesi Lenerl'in sofrasında sonlanmaktadır. Sürekli The Beatles dinleyip esrar içerek Franz'ı delirten eski hippi babası dışında sorunsuz bir hayat sürmektedir. Ancak kasabaya güzel bir kadın gelmesiyle Neuhofer ailesinin fertleri teker teker esrarengiz şekillerde ölmeye başlar. Franz monotonlaşan hayatına heyecan katmak için bu vakalara dört elle sarılacaktır. Bu uğurda kendini Mayorka'da bile bulan Franz, kaza ve intihar gibi görünen bu olayların birer cinayet olduğunu kanıtlayabilecek midir?" Yorum: Mizahi bir anlatımıyla ve uçuk kaçık karakterleriyle okuması çok keyifli bir polisiye olduğunu öncelikle belirtmem gerekiyor. ;) Franz karakteri özellikle en sevdiğim karakter oldu ve büyükanne de ;) Konunun işleyişi de çok akıcıydı ve ilgi çekiciydi. ;) Birincisine bu kadar sevmişken kkincisini okumak için sabırsızlanıyorum diyebilirim. ;) Yazarın kalemine, yüreğine ve emeklerine sağlık :) Benden şimdilik bu kadar ;) Hepinize keyifli okumalar ve bol kitaplı günler dilerim sevgili kitap kurdu dostlarım benim :)))
Kış Patatesi KöftesiRita Falk · Pegasus Yayınları · 2013135 okunma
İntihar mı, yoksa sessiz bir isyan mı?
7/10
·260 syf.·
2026 2. kitabı
Jeffrey Eugenides 1960 Detroit, Michigan doğumlu, Yunan asıllı Amerikalı romancı ve öykü yazarıdır. Brown Üniversitesi’nde edebiyat eğitimi almış ve sonrasında Stanford Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık yüksek lisansı yapmış. Eugenides, sade, derinlikli bir anlatıma sahip ve karakter odaklı yaklaşımıyla çağdaş Amerikan edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Yazar, araştırdığım kadarıyla aile, cinsiyet kimliği, aidiyet ve kimlik konularını ele alan romanlara sahip çünkü ilk defa bir eserini okudum. İlk romanı " Bakir İntiharlar (1993)" dünya çapında büyük ilgi görmüş. Yazarın en bilinen eseri ise "Middlesex (2002)" ve 2003 yılında Pulitzer Kurgu Ödülü'nü kazanmış. Ayrıca "Evlilik Meselesi (2011)" adlı romanı ve henüz dilimize çevrilmemiş olan "Fresh Complaint" adlı bir öykü kitabı da bulunuyor. Her şey 1970'li yıllarda Michigan’ın küçük bir kasabasında başlıyor, düz yolları, özenle budanmış bahçeleriyle huzurlu ve varlıklı beyaz burjuva sınıfının sakin olduğu kadar sıkıcı bir yaşam sürdüğü bir banliyödeyiz. Ancak bu görünürdeki dinginliğin üzerinde, boğuk ve sinsi bir huzursuzluk asılıdır. Bu huzursuzluk, mahallenin lise matematik öğretmeni Bay Lisbon’un beşinci kızı Cecilia Lisbon’un, banyosunda bilekleri kesilmiş halde bulunmasıyla aniden somut bir hal almaktadır. Cecilia'nın intihar girişimi küçük topluluğu şaşkınlığa sürükler, fakat her şeyden önemlisi, bu olay çok daha korkunç bir dramın fitilini ateşler. Çünkü Lisbon ailesinin hayatta kalan diğer dört kızı, en küçük kardeşlerinin izinden giderek birer birer ölüme yürümektedir. Bu beşli trajedi, kasabanın hafızasına silinmemek üzere kazınıyor. Ancak özellikle o dönemin ergen gençleri için bir büyülenme kaynağı olarak da kalıyor. Hepsi de o dönemde, sarışın, güzel, ele avuç gelmez ve umutsuz Lisbon kızlarına tutkuyla aşıktır.
Edebiyat
Bakir İntiharlarJeffrey Eugenides · Domingo Yayınları · 20161,423 okunma
Bir Dönemin Tanığı: Roll Dergisi (1998)
Puan vermedi·48 syf.··
2026 1. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 21:33
2026 yılı okumama, yaklaşık 28 sene önce basılmış bir dergiyle başladım. Her sene en azından birkaç sayı Roll dergisi okumaya çalışırım. Dergide bulunan bilgi ve röportajların birçoğunu doğrudan internet üzerinde bulmak imkânsız. Ayrıca dergi içindeki albüm ve müzik tavsiyeleri, köşelerde kalmış ve unutulmuş bazı parçaların yeniden keşfedilmesine yardımcı oluyor. Roll dergisi ne yazık ki yayın hayatına 2009 yılında son vermiştir. Yerine başka müzik dergilerinin gelmemesi üzücü. İnsanların dikkat sürelerinin azalması, günümüzün tüketim çılgınlığının her geçen gün katlanarak artması ve zevklerin solup yalnızca popüler olana ilginin artması gibi nedenler, belki de yeni bir müzik dergisi çıkarılmaması için yeterlidir. Yine de geçmiş yıllarda yayımlanmış sayılara ulaşıp onlardan bilgi edinmek insanı heyecanlandırıyor ve müziğe olan sevginize ayrı bir dinamik katıyor. İnternette bulamayacağınız, çevrenizde duyamayacağınız bilgileri size ulaştırıyor. Şubat–Mart 1998 tarihli bu özel sayıda; Nick Cave, The Beatles, John Lennon, Hardal, Bristol Sound, Erkan Oğur, Metallica, Jimmy Page, Fikret Kızılok, Bülent Ortaçgil, Müslüm Gürses, David Bowie, Pandora, Lou Reed, The Velvet Underground ve son olarak Nico isimlerine yer veriliyor. İçerdiği isimler ve sunduğu bilgilerle oldukça güçlü bir sayı. Bir sayfasında Jimmy Page’i okurken, diğer sayfasında Erkan Oğur’a denk geliyorsunuz. Bu sayı, yalnızca bir dönemin müzik hafızasını değil; aynı zamanda sabırla üretilmiş, özenle düşünülmüş bir yayıncılık anlayışını da hatırlatıyor. Roll dergisinin sayfalarını çevirdikçe, müziğin yalnızca tüketilen bir şey değil; üzerine durulan, okunan ve hissedilen bir dünya olduğunu bir kez daha fark ediyorsunuz.
Müzik
Roll Dergisi - Özel Sayı 2 (Şubat-Mart 1998)Roll Dergisi · Nefes Yayıncılık · 19981 okunma