Puan vermedi·128 syf.··
2026 37. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 22:36
Shakespeare’in bu veda oyununda, kelimelerin arasına gizlenmiş o puslu adanın tam ortasında buldum kendimi. Prospero’nun intikamla harmanladığı büyüleri bir bir çözerken, asıl fırtınanın denizde değil, insanın kendi içindeki o bitmek bilmeyen hesaplaşmalarda koptuğunu hissetmek sarsıcıydı. Ariel’in özgürlük tutkusuna ortak olup Caliban’ın hırçın doğasında insanın ham halini izlerken, adaletin bazen sadece affetmekle mümkün olduğunu anladım. Kitabı kapattığımda zihnimde yankılanan tek bir gerçek vardı: Hepimiz aslında rüyaların yapıldığı o ince kumaştan dokunmuşuz ve bu hayat denilen oyun, bir gün uykunun o huzurlu sessizliğiyle son bulacak. Bu ince dokuların ve sessiz hesaplaşmaların peşine düşmek isteyenlere şimdiden keyifli bir yolculuk dilerim.
FırtınaWilliam Shakespeare · Felsefe Kulübü · 20168bin okunma
Puan vermedi
Merhaba sevgili Opiaalar okuyucuları ve Shakespeare tutkunları, Bugün sizlere, Shakespeare’in veda eseri olarak yorumlanan, trajikomedi türündeki Fırtına (The Tempest) ile geldim. 1611 yılında Whitehall Sarayı’nda sahnelenen bu eser, neredeyse tamamıyla tek bir mekânda — büyülü, isimsiz bir adada — geçer. Karşımıza gerçek karakterlerden çok, imgesel (imajinatif) ve simgesel tipler çıkar. Ancak her karakterin arkasında çok katmanlı bir derinlik ve felsefi bir temsil vardır. Adada, doğaüstü güçlere sahip Prospero’nun, rüzgârı ve denizi kontrol ettiğini görürüz. Bu hâkimiyet, onun sadece fiziksel değil, ruhsal ve zihinsel bir iktidar da kurduğunu gösterir. Eser, klasik dramın “üç birlik” (zaman, mekân ve olay) kuralına sıkı sıkıya bağlıdır: Olaylar bir günde geçer, mekân değişmez ve ana olay, Prospero’nun intikamdan bağışlamaya uzanan içsel yolculuğudur. Oyun, fırtınalı bir açılışla başlar ve barışçıl bir finalle sona erer. Eserde dikkat çeken başlıca temalardan biri iktidar ve kontroldür. Prospero’nun büyü yoluyla doğaya ve diğer karakterlere hükmetmesi, neredeyse tanrısal bir otoriteyi simgeler. Bu güç bazen korku doğurur, bazen hayranlık. Özgürlük arayışındaki Ariel, bu düzenin itaatkâr ruhu gibidir. Bir yandan hizmet eder, diğer yandan içten içe özgürlük hayaliyle yanar. Eserdeki bir diğer temel tema ise sömürgeciliktir. Caliban — adanın “yerli halkı” — ehlileştirilmeye çalışılır; ama o, öğretilen dili ve bilgiyi bile kendi isyanı için kullanır. Bu yönüyle Caliban, bastırılmış halkların sesidir. Ona “medeniyet” öğretmeye çalışan Prospero ise Batı sömürgeciliğinin tipik temsilcisi olarak okunabilir. Ariel ise daha çok, kültürel olarak baskılanmış ama yine de işlevselleştirilen bir figürdür. Fırtına, aynı zamanda bir sanat ve ilüzyon metnidir. Ariel’in teatral
FırtınaWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20198bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
it ended where it began. this is a new era
6/10
·378 syf.··
2025 48. kitabı
açıkçası kitaptan beklediğim kadar nefret etmedim, hatta sevdim bile diyebilirim. o kadar çok kötü yorum gördüm ki goodreadsta her ne kadar eskiden beri amerikalilarin yorumlarını ciddiye almamaya karar vermis olsam de yazarın 4. kitaptan sonra girdiği düşüş bu kitaptan beklentilerimi de düşürmeme sebep olmuştu. ama sevdim kitabı. belki sadece karakterleri sevdiğimdendir bilemiyorum ama kitabı bitirdiğim gibi boşluğa düştüm. neredeyse 1 yıldır okuyorum bu seriyi ve ara vere vere okuyordum bitmesin diye ama en sonunda bitti :") artık yazarın paylaşacağı ek bölümlere ve yazacağı novellaya kaldık. (bizde çevirisi çıktığında da okuyacağım tabi o yüzden resmi bir son saymıyorum bunu hahaha) kitap bence kötü değil, eksikti. bu yazdıkları bile bana bütün duyguları hissettirmesine rağmen yazardan çok daha iyisini beklerdim yalan yok. ki bu kitabı diğerleri gibi 2 yıldır bekleyen biri de değilim. (aslında 2022de çıkacakmış ama yazarın ebeveynlerinden biri vefat etmiş o yıl, o yüzden ertelemek zorunda kalmış.) eksikliklerin sebebini de buna veriyorum. bu kesinlikle dark verse serisinin hak ettiği son değildi. birkaç tane spoiler olabilir ama bunlar bence sizin de tahmin ettiğiniz şeylerdir. okursanız bir şey kaybedeceğinizi sanmıyorum ama yine de siz bilirsiniz tabi. tristan ve morana'yla başlayalım. bu serinin ana olay örgüsünü oluşturan çift ve benim de favorilerimden biri. kitabı okurken morana'nın ikide bir söylediği "viski ve günah"ı ne kadar özlediğimi fark ettim ki ilk 2 kitapta artık baygınlık geçirecektim duymaktan hahaha. onlar için 2 koca kitabımız olmasına rağmen hala hikâyelerinin eksik yazıldığını düşünüyorum. yazar özellikle morana'ya çok haksızlık yaptı seri boyunca. bari doğum adını öğrenseydi gerçekten kızın elinde sanki yeterince bir şey varmış gibi
The SyndicaterRuNyx · Independently Published · 202479 okunma
Dikkat! Bebek adımlarıyla ilerlemezseniz, ilerleyemezsiniz
Puan vermedi·158 syf.··
2024 13. kitabı
Bir nefeste okunan şiirlerden değil, daha çok yudum yudum ilerlenebilecek şiirler var bu kitapta. Eliot, keyif yapacak zaman değil, dünyada bu kadar dert varken diyor. Bir tanesi için derine dalmayı teklif ediyorum, size. Başlayalım: Madam Sosostris, Şu ünlü falcı, İyice üşütmüştü kendini ama en akıllı kadın diye bilinir Avrupa'da Elinde bir deste hayın kağıtla. İşte, dedi, Senin kağıdın, boğulmuş Finikeli gemici, Şu inciler onun gözleriydi bir zamanlar. Bak! İşte Belladonna, Kayalıkların Ecesi, Durumların ecesi. İşte üç değnekli adam, işte Çarkıfelek, Ve işte tek gözlü tüccar, bu kağıda gelince, Bu boş kağıt, tüccarın sırtındaki şeydir, Onu da görmem yasaktır. Peki nerede Asılmış Adam! Suda ölümden sakın. Kalabalıklar görüyorum halka olmuş yürüyor. Falınız tamam. Sayın Mrs. Equitone'u görürseniz, Deyin ki yıldız falını kendim getiririm: Öyle zamandayız ki su uyur düşman uyumaz. Bahsi geçen, Madam Sosostris, muhtemelen Aldous Huxley’in Krom Sarısı kitabındaki falcı Madam Sosostris. Eserdeki karakter, sahte bir falcıdır. İnsanların Birinci Dünya Savaşı sonrası rehber ihtiyacını simgeler. Ama bir âlimden, düşünürden değil de anca bir sahte falcıdan umarlar, üstelik olmayan yeteneklerini överek ve buna inanarak yaparlar bunu. Hayın kağıt dediği, falcının malzemesi tarot kartları. Kartlarda çıkan sembollere bakalım, “boğulmuş Finikeli gemici, Şu inciler onun gözleriydi bir zamanlar.” Bu ifade Shakespeare’in The Tempest'te (Fırtına) eserinde “Those are pearls that were his eyes” (Gözleri artık incilerden oluşmuş) şeklinde geçer ve Eliot burada bu satıra doğrudan bir gönderme yapar. Şiirde ise kaybolmuş değerleri simgeler. “İşte Belladonna”, sözlerindeki Belladona, İtalyanca’da güzel kadın demektir ama aynı zamanda zehirli bir bitkinin adıdır. “Kayalıkların Ecesi ” ise
Edebiyat
Çorak Ülke, Dört Kuartet ve Başka ŞiirlerT. S. Eliot · Adam Yayınları · 200055 okunma
Bu bir veda değil
7/10
·136 syf.··
2024 17. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2024 02:09
William Shakespeare'in "Fırtına" (The Tempest) adlı oyunu, dramatik sanatın en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Shakespeare’in son dönem eserlerinden biridir ve yazarın en karmaşık ve çok katmanlı eserlerinden biridir. Oyun, büyü, ihanet, intikam ve bağışlama gibi evrensel temaları işler. Çoğu Shakespeare eserinde olduğu gibi cinler ve perilerde mevcut. Evrensel temaları işlemek = Shakespeare diyebiliriz. William Shakespeare'in "Fırtına" (The Tempest) adlı oyunu, dramatik sanatın en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Shakespeare’in son dönem eserlerinden biridir ve yazarın en karmaşık ve çok katmanlı eserlerinden biridir. Oyun, büyü, ihanet, intikam ve bağışlama gibi evrensel temaları işler. Çoğu Shakespeare eserinde olduğu gibi cinler ve perilerde mevcut. Evrensel temaları işlemek = Shakespeare diyebiliriz. ''Sonra da büyücü asamı kırıp, Yerin yedi kat altına gömeceğim kendi ellerimle. Kitabımı da fırlatacağım, İskandilin erişmediği denizin derinliklerine" Shakespeare’in Fırtına oyununda Prospero’nun bu sözleri, çoğu eleştirmen tarafından yazarın tiyatroya veda edişi olarak yorumlanır. Ancak ben bu görüşe katılmıyorum. Evet, sözlerde bir kapanış, bir bırakış vardır; ama bu sadece karakterin değil, insanın iç dünyasında hükmetme arzusunu, kontrolü ve hatta bilginin ağırlığını terk edişidir. Shakespeare’in son sözü bu olamaz. Çünkü Fırtına bir vedadan çok bir yüzleşme, bir arınmadır. Büyüden vazgeçmek, hayattan değil; belki de yeni bir yaratım biçimine yönelmektir. Shakespeare sahneden inmiş olabilir ama bu onun sustuğu anlamına gelmez. Aksine Fırtına, bir final ya da veda değil, sonsuz bir yankının başlangıcıdır. “Gittiğime inanma, sadece bir kez daha geri dönemedim.”
Duygu ve Düşünce
FırtınaWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20198bin okunma
instagram:@kebikechatun
Puan vermedi·328 syf.··
2023 11. kitabı
Sevgili okur dostlarım, uzun bir aradan sonra yine yeniden benim şu çılgın kadınım Margaret Atwood ile karşınızdayım. Bu defa sizlerle paylaşacağım kitabı onun kaleme aldığı konu mantığından biraz farklılaşıyor gibi. Çünkü bu defa Atwood bir klasik eseri -Shakespeare'nin Fırtına adlı oyununu- modern bir anlayışla yorumlamış. O zaman hazırsanız başlayayım: "Cadı Tohumu" aslında Margaret Atwood'un "The Tempest" (Fırtına) adlı oyununu modern bir şekilde yeniden yorumladığı bir eser. Bu roman, Shakespeare'in eserine dayanarak modern bir anlatı sunar ve karakterlerle olayları farklı bir açıdan ele alır. Atwood, bu eserinde çağdaş bir perspektifle klasik eseri yeniden şekillendirerek yeni bir bakış açısı sunar. Atwood'un bu eseri, çağdaş toplumsal meseleleri, güç ilişkilerini ve insan doğasını derinlemesine inceleyen bir yapıya sahiptir. Yazar, kitabının teşekkür bölümünde şöyle bir ifade kullanır: "...Bu çalışma hem Shakespeare ve onun Fırtına adlı oyunu üzerine etraflı bir okuma yapma, hem de cezaevlerindeki edebiyat ve tiyatro çalışmalarının değerini anlama fırsatını sağladı bana." Bu kitabın biz okurlara sağladığı kazanım da bu olsa gerek. Eğer klasik edebiyatın modern yorumlarına ilgi duyuyorsanız bu kitap size ilginç gelebilir. Eğer öyleyse o zaman Canan SILAY tarafından çevrilen ve @dogan_kitap tarafından 2.baskısı çıkan bu kitabı okuma listenize ekleyebilirsiniz. Fakat üzülerek söylüyorum ki muhtemelen benim kitaptaki beklentim farklı yönde olduğu için almayı umduğum lezzeti tam anlamıyla alamadım. Sizler okursanız kitap ile ilgili düşündüklerinizi bana iletmenizi bekliyor olacağım. O zaman keyifli
Edebiyat
Cadı TohumuMargaret Atwood · Doğan Kitap · 2017165 okunma