Bir nefeste okunan şiirlerden değil, daha çok yudum yudum ilerlenebilecek şiirler var bu kitapta. Eliot, keyif yapacak zaman değil, dünyada bu kadar dert varken diyor. Bir tanesi için derine dalmayı teklif ediyorum, size. Başlayalım:
Madam Sosostris,
Şu ünlü falcı,
İyice üşütmüştü kendini ama en akıllı kadın diye bilinir Avrupa'da
Elinde bir deste hayın kağıtla. İşte, dedi,
Senin kağıdın, boğulmuş Finikeli gemici, Şu inciler onun gözleriydi bir zamanlar. Bak!
İşte Belladonna, Kayalıkların Ecesi,
Durumların ecesi.
İşte üç değnekli adam, işte Çarkıfelek,
Ve işte tek gözlü tüccar, bu kağıda gelince,
Bu boş kağıt, tüccarın sırtındaki şeydir,
Onu da görmem yasaktır.
Peki nerede Asılmış Adam! Suda ölümden sakın.
Kalabalıklar görüyorum halka olmuş yürüyor.
Falınız tamam. Sayın Mrs. Equitone'u görürseniz, Deyin ki yıldız falını kendim getiririm:
Öyle zamandayız ki su uyur düşman uyumaz.
Bahsi geçen, Madam Sosostris, muhtemelen Aldous Huxley’in Krom Sarısı kitabındaki falcı Madam Sosostris. Eserdeki karakter, sahte bir falcıdır. İnsanların Birinci Dünya Savaşı sonrası rehber ihtiyacını simgeler. Ama bir âlimden, düşünürden değil de anca bir sahte falcıdan umarlar, üstelik olmayan yeteneklerini överek ve buna inanarak yaparlar bunu. Hayın kağıt dediği, falcının malzemesi tarot kartları. Kartlarda çıkan sembollere bakalım, “boğulmuş Finikeli gemici, Şu inciler onun gözleriydi bir zamanlar.” Bu ifade Shakespeare’in The Tempest'te (Fırtına) eserinde “Those are pearls that were his eyes” (Gözleri artık incilerden oluşmuş) şeklinde geçer ve Eliot burada bu satıra doğrudan bir gönderme yapar. Şiirde ise kaybolmuş değerleri simgeler. “İşte Belladonna”, sözlerindeki Belladona, İtalyanca’da güzel kadın demektir ama aynı zamanda zehirli bir bitkinin adıdır. “Kayalıkların Ecesi ” ise