Ömer GÖKALP

Ömer GÖKALP
@the_gklp
İnsanlardan kaçıp kitaplara sığınan bir münzevi
Sosyoloji
Elazığ, 23 Kasım
118 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·160 syf.··
2022 11. kitabı
Maxim Gorki - Ekmek İşçileri Eserinde Maxim Gorki, Semenov karakteri aracılığıyla yabancılaşma olgusunun temelinde; insanın kendisini insan kılan değerlerinden uzaklaşması olduğunu belirtmiştir. Ekmek İşçileri bir ekmek fırınındaki işçilerin birbirlerine, manevi değerlerine ve kendi emeklerine ne kadar yabancılaştıklarını anlatır. Semenov romanda işçilere karşı acımasız ve oldukça cimridir. Romanda Semenov, modern kapitalist dönemin acımasız ve yozlaşmış bir simgesidir. Bir zamanlar tıpkı emri altındaki işçiler gibi bir işçi olan Semenov, fırının sahibini zehirlenmiş, fırının sahibinin eşiyle evlenmiş ve fırının başına geçmiştir. Fırındaki işçiler birbirlerine ve değerlerinden karşı çok yabancılaşmıştır. Birbirlerine güvensizdirler ve birbirlerinin acılarına karşı duyarsızlaşmıştırlar. İşçilerden Yaşa hastalanmış ve durumu ağırlaşmıştır, ancak diğer işçiler bu duruma karşı kayıtsız kalmış hatta yardım edenlere de onu bırakıp işle ilgilenmeleri gerektiğini söylemiştirler. Semenov işçilerin yaşadığı zorluklar ve problemlere karşı tamamen ilgisiz kalırken be esinde beslediği domuzlarla her zaman ilgilenir. Bu durum bir zamanlar bir işçi olan Semenov ‘un yabancılaşma ve duyarsızlaşmasının en çarpıcı örneğidir. Hem Semenov’ un işçilere önem vermemesi ve umursamaması hem de işçilerin hastalanan Yaşa’ ya karşı tepkisiz kalmaları yabancılaşma kavramının sınıf kavramının ötesinde bir durum olduğunun göstergesidir. İşçiler uğradıkları haksızlıklardan yakınsalar da aynı şeyleri kendileri de uygularlar. Birbirlerine karşı acımasız ve duyarsız davranırlar. İşçi Kuzin’in sürekli iş arkadaşlarını patronuna ispiyonlaması, Yaşa’ nın hastalığına karşı tepkisiz kalınması ve işçilerin çoğunun, servetini ve konumunu haksızlıklara elde eden patronlarına karşı hayranlıkları, işçilerin
Edebiyat
Ekmek İşçileriMaksim Gorki · Oda Yayınları · 2010367 okunma
Reklam
Puan vermedi·184 syf.··
2021 4. kitabı
SPOİLER İÇERMEKTEDİR! Zeze, ailesinin ve yetişkinlerin kendisine yönelik tutumunu, gördüğü şiddeti ve yaşadıklarını bir portakal ağacına anlatmaya başlar. Etrafında onu anlayabilecek ve sevdiğine inandığı herhangi bir yetişkin görememesi onun bakış açısını ve çevresindekilere ilişkin tutumunu biçimlendirirken, yaşadıklarını bir ağaca anlatmaya başlaması, hayal gücü kadar hissettiği ve itildiği yalnızlığın bir sonucu olarak okunabilir. Zeze, her çocuk kadar saf ve masumdur ancak bunları anlayabilecek bir kalple karşılaşmadığı sürece kendini tamamen ortaya koymayı reddetmekte, yaşadıklarını bir ağaca anlatmayı tercih etmektedir. Şeker portakalı ağacı bu eserde yetişkinlerin dolduramadığı boşluğun, güven ve gerçek adaletin bir çocuk kalbinde yer alan simgesidir. Zeze, öncelikle yoksulluğuyla çocuk yaşta baş etmeyi öğrenir. Bunun için sokakta şarkı söylemeye ve bu şekilde para kazanmaya başlar. Babasının bunu fark etmesi sonrasında ona uyguladığı şiddet kafasında güven ve adaleti simgeleyen baba figürünü sarsar; “Gözlerinde delirmiş gibi bulanık bir pırıltı vardı. “Seu Ariovaldo öğretti” “Sokakta onunla gezmeni istemediğimi daha önce söyledim sana” Oysa hiç söylememişti. Şarkıcı yardımcılığı yaptığımdan haberi bile olduğunu sanmıyorum. “Baştan söyle bu şarkıyı” “Çok moda bir tango,” dedim ve yineledim. “Çırılçıplak bir kadın isterdim…” Yanağıma bir tokat indi. “Bir daha söyle!” “Çırılçıplak bir kadın isterdim…” Bir tokat daha, bir daha. Elimde olmadan gözlerimden yaşlar fışkırmıştı. “Hadi, şarkıya devam et!” “Çırılçıplak bir kadın isterdim…” Dudaklarımı neredeyse oynatamıyordum, sendeliyordum. Tokat yağmuru altında gözlerim açılıyor, kapanıyordu. Susmak ya da şarkıya devam etmek konusunda kararsızdım… Ama, o acı arasında bir tek şeye karar vermiştim: Yiyeceğim son dayak
Edebiyat
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,1bin okunma
Küçük Prens
Puan vermedi·112 syf.··
2021 34. kitabı
SPOİLER MEVCUTTUR! Küçük Prens bir çocuğun olumsuz eleştirilere maruz kalması ve bu yüzden yeteneklerini geliştirmekten vazgeçmesini, yetişkin bir bireyken ise küçük bir çocukla karşılaşması sonucu sonunda kendisine bir arkadaş bulmasını anlatır Başka bir gezegenden gelen Küçük Prens, yazara başından geçenleri, gezdiği gezegenleri anlatırken toplumumuzun sorunlarını da objektif bir bakış açısıyla gözler önüne sermiştir. Yetişkinlerin sayılarla ilgili olan şeyleri daha çok ciddiye aldığı, Küçük Prens’in geldiği gezegenin B-612 olarak adlandırılan bir asteroid olması örneğiyle gösterilmiştir. Ve bunu ‘Eğer herhangi birisi koyun arıyorsa, bu onun var olduğunun kanıtı olur, derseniz sizi umursamazlar.” Sözleriyle desteklenmiştir. Ardından “Ama bizim gibi hayatı anlayanlar için sayıların bir önemi yoktur.” diyerek özeleştiriyi yüzümüze çarparak bir eleştiriye dönüştürmüştür. Güçlü bir metaforla baobap ağaçlarına değinilmiş ve aslında önemsiz gibi duran fakat önlem alınmazsa hayati tehlikelere neden olacak problemlerimizi tam zamanında çözümlememiz gerektiği belirtilmiştir; => “Gül çalılarından ayırt edilebildikleri anda, baobapları çekip çıkarmaya dikkat etmelisin. Baobaplar küçükken gül çalılarına benzerler.” Küçük Prens, gezegeninde yalnız bıraktığı gülü için pişmanlık duymaya başlamadan önce yolu birkaç gezegene düşer. Ama kendi gezegeninden ayrılacağı zaman kibirli gülden bir ders alır; “kelebeklerle tanışmak için iki üç tane tırtılın varlığına katlanmak gerekir…” => Küçük Prens bu sözle hayatın her zaman çok iyi olamayacağını kötü şeylerin de yaşamın bir parçası olduğunu belirtmiştir. Asteroid 325’te karşılaştığı Kral ile olan sohbetinde Kral’ın Küçük Prens’i Adalet Bakanı yapması sonucu kendini yargılamasını istemesi ve bunu başarmanın da gerçek bilgeliğe ulaşmak
Edebiyat
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015279,7bin okunma