"o kendisini ne kadar sevdiğimi hiç bilmeyecek; hem onu yakışıklı filan diye sevmiyorum, Nelly; benden daha çok bana benziyor da, onun için seviyorum. Ruhlarımız her neden yoğrulmuşsa, ikimizinki de aynı. Linton'ınki ise, ay ışığının şimşekten, buzun ateşten ayrı olduğu kadar bizimkinden ayrı."
Ama bunlar anlamıyorlar mıydı ki, içlerinde hiçbiri hissetmiyor muydu ki bu yapılan ziyafetlerin, bu eğlencelere neden olan mutlulukların arasında onun kırılmış kalbinin parçaları, birer şikayet çığlığının işitilmez sesleri, titreyen kırılmış duyguları var? Onları duymuyorlar mıydı?
"Eğer kötü adamı oynaman gerekiyorsa o rolü üstlen. Ama ne olursa olsun, çekingen davranma. Karakteri böyle olan insanları parçalamaya bayılırlar. Seni delirtirler, köşeye sıkıştırırlar ve en sonunda patlayana kadar tekrar tekrar saldırırlar. İnan bana, bir gün patlayacaksın. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi sana neden patladığını soracaklar."