Dünyadan kesilmiş bir dilim et gibiydim de etin kalan kısmı ile hiçbir duyu alışverişim yoktu. Ondan kesilmiş bir parça olduğumu da duymuyordum. Öyle baygın, kendi kendime yana yatmış, sanki belli belirsiz bir kan sızdırarak duruyordum.
Babam ve ben, ben başka dünyalar, hayatlar ve aileler bilmezken dünyanın en normalleri idik. Bizi başkaları anormalleştirdi. Onlar çekilince gene normalleşiyorduk ama bizi anormal görmeleri normalliğimize bir gölge düşürüyordu. Biz bu gölgeyi hem başkalarından hem kendimizden gizlemeye çalışıyor, takatimizin bir kısmını buna veriyorduk.