melodramatic

melodramatic
@themelodramatica
i just read and write ig: themelodramatica
8/10
·344 syf.··
2025 26. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 00:00
Bu kitabı okumaya başlamadan önce sürükleyici olduğunu biliyordum fakat bu kadar rahatsız edici bölümlere sahip olabileceğini tahmin etmemiştim. Kitap tam olarak savaş, göçmenlik, kimlik, kardeşlik gibi zor konular üzerine bina edilmiş. Ama bir yandan pedofili ve ensest ögeleri o kadar rahatsız edici işlenmiş ki okurken midem bulandı diyebilirim. Normalde yazarın ayrı zamanlarda çıkarmış olduğu bu üç kitap sonradan birleştirilmiş. Daha önce Agota Kristof okuyan birisini diliyle hemen içine alıyor. Macar edebiyatının mesafeli diline alışık değilseniz başta biraz bocalayabilirsiniz ama kitabın akıcılığına diyebileceğim bir şey yok. Savaş sebebiyle aileden ayrılan ikiz kardeşlerin bir zaman sonra birbirlerinden de kopup ayrı hayatlar içerisinde yaşadıkları zorlukları ve yalnızlıkları okuyoruz kitap boyunca. Yürek burkan bu hikayenin en vurucu cümlesi de şuydu bence: “Bir kitap ne kadar hüzünlü olursa olsun bir hayat kadar hüzünlü olamaz.” Kitabın içine aşır daldığınız bir anda hayal ve gerçeğin birbirine karıştığını anlıyorsunuz. Neyin doğru neyin yalan olduğunu bile neredeyse son kitabın sonunda anlayabiliyorsunuz. Bu bağlamda kitap biraz aklınızla oynuyor diyebilirim. Gizemli gerilimli bir dram okumak isteyen biraz da psikolojisi sağlam olan herkese tavsiye ederim.
1000Kitap
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,4bin okunma
Reklam
Derinlik Eksik Akıcılık Tamam
7/10
·303 syf.··
2025 25. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2025 00:00
yazdan beri herkesin elinde gördüğüm, keşfetimi rahat bırakmayan o “popüler” kitabı sonunda ben de okudum. kitap, pek parlak bir kariyere sahip olmayan bir yazarın, çok satanlara adını yazdırmış olan arkadaşının ölümüyle başlıyor. ana karakterimiz ölen arkadaşının taslak halindeki kitabını çalıyor ve üzerinde çalışarak kendisi yazmış gibi yayımlatıyor. tüm kitap boyunca sancılı bir “yazar olma ya da olamama” hikayesini okuyoruz. ırkçılık, yayın sektöründeki adaletsizlik ve linç kültürü gibi dünyadaki güncel konulara değinen bu kitabın daha derinlikli işlenmiş olmasını isterdim. fakat kitap oldukça akıcı ve karakterin iç dünyasındaki çalkantılara şahit olmak da okumayı kolaylaştırıyor. beğendim ama yeterli derinliğe ulaşmadığı için yıllar sonra hatırlayıp bir daha okusam mı diyeceğim bir kitap değil. benim açımdan daha çok sezonluk bir dizi izlemeye benziyordu hissiyatı. hızlıca bir şeyler okuyup keyifli vakit geçirmek isteyenlere öneririm.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
İnsan Dışılık
8/10
·331 syf.··
2025 20. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2025 00:00
Eser, trafik ışıklarında yeşil yanmasına rağmen hareket etmeyen bir sürücünün aniden beyaz bir körlük içerisinde kalmasıyla başlıyor. Normalde körlüğün karanlık olmasına tezat olarak yazar kitaptaki körlüğü bize aydınlık şekilde tasvir ediyor. Sonrasında ise ilk körle temasta bulunan herkes körleşmeye başlıyor. Kitap farklı karakterleri dış görünüş, ünvan veya başka sıfatlarla bize tanıtıyor. Bu bilinmeyen körlüğün bulaşıcılığıyla beraber ülkenin bakanlıkları alarma geçiyor ve tüm körleri aynı yere toplayıp hastalığın çözümü bulunana kadar da dışarı çıkmamalarını sağlıyor. Kitaptaki tavsirler ve olay anlatımı o kadar tatmin ediciydi ki bunun bir filmi yapılsa iyi izlenir diye düşünürken bunun bir filminin yapıldığını da öğrendim. Anlaşılan o ki bu fikir ilk benim aklıma gelmemiş… Kitap o kadar korkunç olayları da barındırıyor ki insanların farklı durumlarda ne kadar hayvani güdülerle hareket ettiğini de anlatıyor. Açıkçası bu bağlamda midemi bulandıran ve içimi acıtan çok fazla şey olduğu için kitabı okurken zihnimde canlandırmak bile fazlasıyla üzücüydü, filmini izlerken gözyaşlarıma hakim olabileceğimi sanmıyorum. Kitap boyunca her şeyiyle gerçek bir distopya yaşanıyor.
1000Kitap
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
Kadınlıktan Beklentiler
7/10
·256 syf.··
2025 17. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2025 00:00
Sırça Fanus’u okurken kendinizi baş kahramanın yerine koymuş olarak bulabilirsiniz. Aynı zamanda roman otobiyografik ögeler içerdiği için Sylvia Plath’e de bir empati ve sempati besliyorsunuz. Özellikle kadınsanız ve toplumun kadınlığa olan bakışından muzdarip biriyseniz bazı yerlerde kitap çok canınızı sıkabilir. Kitap boyunca Esther’in bir fanusun içinde gibi beklentiler ve hayaller arasında sıkışmışlığının nasıl bir bunalıma dönüştüğünü okuyoruz. Kadınların üzerine yüklenen roller, evlilik, annelik, başarı, itaat gibi şeylere yetişemeyen karakterin bunların altında ezilmişliğini seyrediyoruz sanki. Sırça Fanus’ta hüznü tetikleyen şey okuduklarımızın aslında yazarın da adım adım ölümüne giden yol olduğunu anlamak oluyor. Yazarın hayat öyküsüne baktığımızda anlıyoruz ki kendi depresyonunu ve atmak istediği çığlıkları tüm çıplaklığıyla bu kitapta okuyucuya sunmuş. Kitabın kapağında da yer alan ve yazara ait olan “Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.” cümlesi bunun en açık kanıtıdır.
Edebiyat
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,1bin okunma
8/10
·191 syf.··
2025 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2025 00:00
“Her şey, çoktan olup bitmiş bir şeyin tekrarına benziyor…” ⠀ Şule Gürbüz okumak sanki insanın iç dünyasında uzun süredir yankılanan ama bir türlü dile gelemeyen duygulara kelimeler bulmak gibi. Coşkuyla Ölmek, hayata ve ölüme derin anlamlar yükleyen insanların lezzet alarak okuyacağı bir eser. Bu kitapta tek bir kahraman yok, aslında belli bir olay da yok ve hatta klasik bir kurgu yok. Fakat sayfalar boyunca öyle cümleler var ki nerenin altını çizeceğini bilemiyorsun ve dönüp tekrar okuyorsun. Bu kitaptaki her şey seni gerçek bir yüzleşmeye çağırıyor. Yazarın dilini o kadar seviyorum ki büyüyünce Şule Gürbüz olacağım.
Coşkuyla ÖlmekŞule Gürbüz · İletişim Yayınevi · 20213,109 okunma