Sadece 77 sayfa olan ama yüzlerce sayfalık ağırlığı üzerinizde hissettiren bir roman... Önsözü başında uzunca bir yer kaplamış. Bence kitapla bir bütündü ve önsözünden bile ayrı bir kitap çıkabilirdi. Adından da anlaşılacağı üzere bir idam mahkûmunun ölüme giderken hissettikleri anlatılıyor. Kitaplarla empati kurabilen bir okuyucuysanız okurken "Ben de olsam bunları bunları yazardım" diyebilirsiniz. Ne zaman bir suçlu olacağımız veya ne zaman bir ölü olacağımız belli değilken kendimizi hep hayatı boyunca masum kalacak ve ölmek için yaşlanmayı bekleyecek insanlar olarak görürüz. Ama aslında hepimiz giyotin ucundaki insanlarız. Kitapta da tüm bunları giyotinin ucundaki insanın gözünden okuyorsunuz...
Cemil Meriç... Bilgili bir fikir adamı... İçinizden kopup gelen cümlelerle nesir yazıyor. Okuduğum tek eseri buydu. Pandemi çıkmasaydı bu sene tüm eserlerini bitirmek istiyordum. Kitabı ikinci kez okuyuşum. Bu tür eserleri her kafanıza estiğinde okumanız gerekir. Çünkü okyanus gibidir ve her daldığınızda farklı bir cevher sizi bulur. Bu kitapta da öyle oldu. Bölünmeye karşı birleştirici bir tavır sergilemiş Cemil Meriç. Düşünceleriniz bağdaşmasa bile hak veriyorsunuz. "Evet gerçekten bu benim ülkem" diyorsunuz. Üstelik kitabın yazılışı üstünden uzun yıllar geçmesine rağmen... Değişmiyoruz. Yarım asır önce sağ sol diye bölünen insan ne yazık ki günümüzde de bölünecek bir şeyler buluyor. Umarım bir gün bu tür eserlerin birleştirici gücüyle ortak bir payda yakalayabiliriz.
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma