Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı.
Yunancada hekimlik "iatros”tur. Bilgi, bilim ise "logia" yani "loji"dir. Bizim hekimlik müfredatında "loji" ile biten bir sürü branş sayabilirsiniz: nöroloji, nefroloji, üroloji gibi... "İatros"la bitense üç şey vardır: pediatri, psikiyatri, geriatri. Başka "iatros" yoktur. Hekimlik, çocuklukla yaşlılık arasındaki ruhsal dünyanın takip edilmesinden başka bir şey değildir.
Ne olursa olsun sanat ve hekimlik arasında diğer mesleklerde pek rastlayamayacağımız bir bağ tabii ki var. Her ikisinin de ilgilendiği şey aynı: “İnsan." İnsanın halleri... Hastalığı, acısı, kederi, coşkusu, sevinci, hayalleri, sanrıları, korkuları, başkaları ve yeryüzü ile kurdukları ilişkileri.
İnsan vūcudunu ve ruhunu anlamaya, tanımaya ve tedavi etmeye başladığınız andan itibaren zaten “yaşama sanatını" da icra etmeye başlıyorsunuz.