“Erkeklerden nefret ettiğinizi sanıyordum.”
Hylla ve Kinzie gülmeye başladılar.
Kraliçe “Erkeklerden nefret etmek mi?” dedi. “Yok, yok erkeklerden hoşlanırız. Sadece onlara kimin daha güçlü olduğunu göstermeyi severiz.”
Obsidio’nun bitmesiyle bir serinin daha sonuna geldim. Yıllardır merak ettiğim bir seriydi ve okuduğum için de gayet mutluyum. Obsidio da serinin ilk iki kitabı gibi gayet keyif alarak okuduğum bir eser oldu.
Asha Grant, Kerenza’da BeiTech saldırısından sağ kurtulduğundan beri direnişçiler için çalışmaktadır. Fakat eski erkek arkadaşı Rhys Lindstrom BeiTech üniforması ile karşı tarafın yanında gezegene gelir. Asha’nın kuzeni Kady ve hayatta kalan bir grup ise Kerenza’ya doğru yol almaktadır fakat yeterli oksijenleri yoktur. Ayrıca gemide isyan havası vardır.
Serinin 3 kitabına da aynı puanı verdim ama kendi içlerinde sıralamam Gemina>Obsidio>Illuminae aslında. Üçünün de farklı noktalarda eksikleri var fakat birleştikleri önemli bir nokta var. O da karakterlerin derinlikli işlenmemesi. Bu seri bildiğimiz romanlar gibi değil tamam belgelerle anlatılıyor ama bu kadar sınırlı ana karakter olmasına rağmen onları yakından tanıyamamak beni pek mutlu etmedi. 1904 sayfalık bir maceranın içindeyiz ve bu süreç Kady ve Ezra için birkaç ay; Hanna, Nik, Ella, Asha ve Rhys içinse sadece birkaç hafta sürüyor. Bu yüzden bu kadar kısa sürede karakter gelişimlerini görmek zaten saçma olur ama bu anlatım stili de duygusal olarak daha az bağlanmama sebep oldu.
Olaylar oldukça sürükleyici ve gerilim dolu. Yazarlar okuyucuyu şaşırtmakta ve onlara ters köşe yapmakta çok başarılı. Etkileyici olay örgüsü sayesinde bir sayfasında bile sıkılmadım. Karakterler de zaten aşırı eğlenceli bu da kitabı daha da akıcı hale getiriyor. Yazarlar ana karakterlerin başına bir şey getirmekten korkuyorlar ama diğer karakterlere de acımıyorlar. Ama o karakterleri de hiç tanımıyoruz. O yüzden başlarına bir şey geldiğinde bende pek bir etki oluşmadı.
Bu kitapta olaylara dahil olan Asha karakterine karşı
“Felaketimizi başka biriyle taksim etmek saadettir, fakat annelerle değil, annelerle değil. Annelere anlatılan kederler taksim değil, zarbedilmiş olur: Çocuklarının felaketini iki kat şiddetle hisseden anneler, bu ıstıraplarını çocuklarına fazlasıyla iade ederler; böylece keder anadan çocuğa ve çocuktan anaya her intikal edişinde büyüdükçe büyür.”