Uzun zamandır böyle güzel bir kitap okumadığım için Beni Asla Bırakma bana o kadar iyi geldi ki anlatamam. Son zamanlarda sıkça karşıma çıkan hem de 2017’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Kazuo Ishigura tüm övgüleri sonuna kadar hak eden bir yazarmış, bunu henüz okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen söyleyebilirim.
Yatılı bir okul olan Hailsham’da özellikle spor ve sanat dallarında gözetmenleri tarafından eğitim gören öğrenciler her zaman bildikleri ama bazı şeyleri de anlayamadıkları bir hayat sürmektedir. Onları bekleyen gelecekten haberleri yeteri kadar olmasa da tek bildikleri bedenlerine iyi bakmaları gerektiğidir.
Beni Asla Bırakma; konusu itibariyle okuduğum en özgün kitaplardan biriydi. Başladığınızda anlamasanız da aslında distopik bir kitap, bunu olaylar ilerledikçe daha iyi anlıyoruz. Yazarın yalın ve akıcı bir kalemi var, kitabın başına oturduğunuzda nasıl akıp gittiğine inanamıyorsunuz. Ama ben güzel bir kitap okuduğumu anladığımda hep yaptığım şeyi yine yaptım. Tadını çıkararak, yavaş yavaş okudum çünkü bitsin istemedim.
Belki de bu kitabı benim için bu kadar özel yapan şey aradaki önemsiz gibi gözüken konuşmalardaki minik detaylar ya da karakterlerin bazı davranışlarıydı. Her şeyiyle bana çok gerçekçi hissettirdi.
Evet kitaba tam puan verdim ama şu eleştiriyi de getirmem gerek. Kitap boyunca ipuçlarını alsak da sonda önemli, bizi şok edicek bir gerçeği öğrenicekmişiz gibi ilerleyen bir olay örgüsü var. Ama sonda öğrendiklerimiz daha çok süreç boyunca topladığımız ipuçlarının birleştirilmesinden ibaretmiş gibi geldi. Belki bazı bilgileri karakterlerin bize vermesi yerine sonda öğrensek daha şaşırtıcı olurdu.
Yaşı küçük okuyucular için bu uyarıyı yapmalıyım. Kitabın bazı bölümlerinde açık bir anlatımı olmasa da cinsellik yer alıyor. (cinsellik hakkında
“Bir yerlerde bir ırmak olduğunu düşünüp duruyorum” dedi. “Suları coşkun bir ırmak. Suyun içinde iki kişi var ve birbirlerine tutunmaya çalışıyorlar, bütün güçleriyle uğraşıyorlar, ama sonunda dayanamıyorlar. Akıntı çok kuvvetli. Birbirlerini bırakmak, ayrı yerlere sürüklenmek zorundalar. Sanırım bizim durumumuz da bu. Çok yazık, Kath, çünkü birbirimizi bütün hayatımız boyunca sevdik. Ama sonuçta, sonsuza kadar birlikte olamayız.”