"Birlikte öldürsünler bizi. Tek mermi işimizi bitiriversin." Ya birlikte ölecek ya da birlikte yaşayacaklardı. Bizde aşkın yarını olmazdı, sadece bugün. Herkes şu an için sevdiğini, bir dakika sonra kendisinin ya da sevdalısının hayata gözlerini yumabileceğini biliyordu. Savaşta her şey daha hızlı gelişir: Yaşam da ölüm de. Birkaç yıla koca bir ömrü sığdırdık. Bunu kimseye anlatamadım ben. Orada zaman farklı işliyor...
Savaşla birlikte sözcükler, sesler de değişti... Savaş... Eh, artık hep bizimle! "Anne" diyorsun, - tamamen farklı bir manası var; "ev" diyorsun - anlamı büsbütün değişmiş. Bir şey eklendi kelimelere. Daha fazla sevgi, daha fazla korku. Bir şeyler daha.
İlk zamanlar köşemize sinmiştik, nişanlarımızı bile takmıyorduk. Erkekler takıyordu, Kadınlar - hayır. Erkekler - galipler, kahramanlar, eş adayları, savaş onlarındır, bizeyse tamamen farklı gözle bakılıyordu. Tamamen farklı... Şöyle söyleyeyim size, zaferi bize yâr etmediler. Onu usulca sıradan kadın mutluluğuyla takas ettiler. Zaferi bizimle bölüşmediler. Ve bu inciticiydi... Anlaşılmazdı... Çünkü cephede Erkekler bize mükemmel davranıyorlardı, hep koruyup kollayarak; barış zamanında kadınlara böyle davrandıklarını görmedim.
....
Savaşta iyilikten, yakınlıktan başka bir şey görmedik. Ya savaştan sonra?