benim terkedilmiş halimle, başkalarının mutluluğu arasındaki bu zıtlık, çocukluğumun güllerini kirletti. yeşermekte olan gençliğimi soldurdu. cömert bir duyguya kanarak hilekar bir elin sunduğu, o canımın çok çektiği yiyeceği almak için elimi uzattığım ilk seferde, beni alaya alan çocuk sonucu önceden bilen oburlerinin gulusmeleri arasında uzattığı ekmek diliminin geri cekivermisti. en ergin kimseler bile gurura kapilabildikten sonra, kendimi aşağılanmış alaya alınmış görüp de ağlayan bir çocuk nasıl affedilmez? bu şartlar içerisinde ki çocuk, ne kadar çok boğazına düşkün, bir şeyler koparmak için sırnaşık, şerefsiz ve bayağı olurdu? dediğim duruma düşen kaç çocuk aç gözlü sırnaşık olurdu, korkak olurdu kimbilir? bense , bana uygulanan kötü işlemleri savuşturmak için kavga ettim. umutsuzluğun verdiği cesaret, arkadaşlarım arasında beni korkulacak biri haline getirdi, fakat kimlere hedef oldum? bana oynadıkları oyunlara karşı kendimi savunmaya imkan yoktu.