İnsanın mutlu olması ve bu mutluluğu başkalarına da vermesi bazen ne kadar kolay oluyor! diyordu. Hep böyle, evet tam o anda olduğu gibi yaşamalıydı insan. Ama gerçek hayat bu değildi. Mutluluğun yanısıra, peşini hiç bırakmayan, insanın ruhunu, bütün hayatını allak bullak eden felaketler, mutsuzluklar da vardı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu bakımdan, gözden düşmekten korkmaması bakımından, kendisi bilmese de, çok şanslı sayılırdı. Oysa bir çokları hastalıktan değil de, kendini daha büyük gösterme ihtirasından ölürlerdi.
Güçlü ve Türk sanatı için klasikleşmiş bir konu, akıcı bir anlatım… Daha önce Livaneli’nin sadece Huzursuzluk kitabını okumuştum. Bu ikinci kitabım ama buna rağmen kaleminin bu eserde daha zayıf olduğunu fark ettim. Giriş çok iyiydi, çok umutlandım ama hikaye ilerledikçe biraz soluklaştı sanki. Dümdüz anlatılmış anılar silsilesi çoğu zaman, “başımıza şunlar geldi, şu kitaplar şu düşünürler beni çok etkiledi, İsveç harika” gibi gibi… Zaten Livaneli de son sözünde bu kitabın kendi hayatından da esinlenerek yazılan bir eser olduğunu itiraf etmiş. Ben bunu son sözü okumadan da tahmin etmiştim az çok.
Ben aşırı edebiyat parçalayan kitaplardan da hoşlanmam ama bu eseri de biraz derinliksiz buldum açıkçası.
Olay örgüsü güzel, bekleyiş temasının işlenişi muazzam. Hızla bitecek bir kitap.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma