Eskiden küçük sıkışık odalarımız vardı. Kapıları kaldırdılar. Etrafımızı boşluklarla doldurdular. Bizi yüksek yüksek binalara taşıdılar. Yükseldikçe alçaldık. Alçaldıkça yükseldik.
Dilimizdeki başka kelimeleri düşünüyorum. Ve başka dillerdeki başka kelimeleri. Onları anlamaya çalışırken insan hayatın anlamını çözüverir. Ama o çözdüğü anlamda o an ayağına hatta boynuna dolanıverir. O yüzden anlamlar da kelimeler de aslen tehlikelidir. Denizden, fırtınadan ve yalnızlıktan daha tehlikeli.
…bir odadaki ya da sabah göğündeki rastgele bir renk tonu, bir zamanlar sevdiğin ve kendisiyle birlikte sana tuhaf anıları taşıyan belli bir parfüm, yeniden karşılaştığın unutulmuş bir şiirden bir dize, artık çalmadığın bir müzik parçasından bir kadans-sana bir şey söyleyeyim mi, Dorian, hayatlarımız işte bu şeylere dayanır.