Bu Ülke; şifreli bir mektup, anlaşılır bir ders kitabı, bir günlük gibi gizemli.
Neredeyse her satırın altını çizmek, aklıma kazımak istediğim bir başyapıt.
Denemeler kısa ama etkileyici, düşündüren ve keşfettiren.
Öyle okudum bitti kitabı değil. Her yıl açıp okuduğum her okuduğumda beni tekrar düşündüren bir kitap.
Dili akıcı ve net. İçimize sözlük karıştırma isteği uyandıran kelimeler de var elbette.
Cemil Meriç’in her konu hakkında söyleyecek bir cümlesi olması, bende ne kadar az şey biliyormuşum hissi uyandırır her okuyuşumda.
Cemil Meriç’in Bu Ülkesi benim için baş ucu kitabı. Bir yol gösterici, bir deniz feneri.
Yaşamı o zamandan beri karmaşa ve düzensizlik içinde geçmişti, ama bir kez belirli bir başlangıç noktadına dönebilse ve hepsinin üstünden bir kez daha geçebilseydi bu şeyin ne olduğunu bulabilecekti...
Başka bir ruh iklimine ne kadar girebiliriz? Birçok kitapları, okumuş olmak, hatta okumuş görünmek için okuyoruz. Birçoklarını da çevremizden kaçmak için.
İnsanların neler yapıp yapmayacağı önceden hiç belli olmaz, beklemek, zamana zaman tanımak gerekir, her şeye egemen olan zamandır, zaman kumar masasında karşımızda oturan öteki kumarbazdır ve bütün kartlar onun elindedir, bizler ancak yaşam karşılığında o masadan bir şeyler kazanırız, kendi yaşamamız karşılığında.