onu tanıyana dek sanki karanlıklarda saklanmıştım. sonra o ortaya çıktı, beni uyandırdı ve gün ışığına çıkarttı. çevremdeki her şeyi kopmaz bir iple sardı, rengârenk bir dantel gibi ördü ve hemen hayat arkadaşım, kalbimin en yakın dostu, en iyi anlaştığım, en değerli dostum oldu. hiçbir çıkar gözetmeyen sevgisi beni zenginleştirdi ve bu zor hayat için güç kaynağı olup besledi.
“dinleyin,” dedi delikanlı. “biz rahatlık çağında yaşıyoruz, ben de size bunun son kusursuz adımını anlatacağım. farklı yerlerde işlerimiz oluyor, bu yüzden tren yolları yapıldı. tren yolları bizi arkadaşlarımızdan ayırınca onlarla daha hızlı iletişim kuralım diye telgraf icat edildi. otellerde yüzlerce basamak çıkmayalım diye asansörler var. artık hayatın, eğlendiğimiz sürece aptalı oynadığımız bir sahneden ötesi olmadığını biliyoruz. bugünkü konfor döneminin tek eksiğiyse rahatça sahneyi terk edip özgürlük kulisine, yani az önce bahsettiğim ölüm’ün mahrem kapısına gidebilmek.