Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslanın hayatları ve sonlarının anlatıldığı, diğer bazı thko davası sanıklarının yargılanma sürecini ve bu 3 fidanın memleket uğruna darağacına gidişini anlatan tüyler ürperten romanlardan biri.
Erdal Öz bu kitabi Mamak'ta yazmistir.Denizler hücrede, o, diger tutuklu ve mahkumlar gibi kogusta kalıyordu.Yazarın kitabın başında da yazdığı gibi Erdal Öz Mamak askeri ceza evinde bulunduğu süre içinde karşılaşır Deniz Gezmişle ve onunla söyleşi fırsatı bulur.Deniz dışında Yusuf Aslan, Mehmet Asal, Mete Ertekinin de söyleşileri vardır.Ek olarak yazar, Mustafa Yalçınerin gerilla günlüğüne de kitap içinde yer vermiş.
İrfan Uçarın maruz kaldığı işkenceyi anlattığı bir bölüm var ki okurken içi parçalanmayan yoktur.acısını kendi içimde hissettim okurken.
Roman değil... Çünkü kurgu değil. anı, belge, anlatı karışımı kitap diye tanımlıyor Erdal Öz bu kitabı.
"Herkes ne zaman ölür, elbet gülünün solduğu akşam. Kitabın adı da Turgut Uyar'ın bu dizisinden geliyor.
Deniz Gezmiş'in Erdal Öz'e Mamak cezaevi'nin çay ocağında "sen iyi belgeliyorsun reis, yaz bizi. boku bokuna asılıp gideceğiz. yazar mısın?" şeklinde hitabı sonrası Erdal Öz'ün yazmayı seve seve kabul ettiği politik roman. thko mensubu devrimci gençlerin ülkeyi emperyalizm'in pençesinden kurtarmak adına kendi hayatlarını ortaya koyuşlarını son derece akıcı bir dille anlatır. Okurken gözleriniz dolar. Bir avuç gencin ölümü göze alarak ellerinde silahlarla dağa çıkışlarını hayretler içerisinde okursunuz.
İrfan Uçar'ın falakaya yatırılıp parçalanmış ayaklarının tuzlu suya batırılmasının, Mete Ertekin'in elektriğe bağlanmasının ve Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan'ın idam edildiği anlarının anlatıldığı kısımlar kesinlikle insanın o acıları hissetmesine yetiyor. Devrimci olmanın ne