Hobbes ve John Stuart Mill gibi Avrupalı düşünürlere göre bir özgürlüğün başladığı yerde başka bir özgürlük sona erer; ve aynı özgürlüğün bir kişi tarafından kullanımı ile başka bir kişi tarafından kullanımı bağdaşmayabilir. İfade özgürlüğü ile düşmanlık içeren konuşma özgürlüğü çatışır; bir kişinin dernek ve gruplara katılma özgürlüğü (örneğin yalnız-beyazlar klübü) başka birinin farklı muameleye maruz kalmasıdır. Hobbes ve Mill'e göre bu uyuşmazlıkları tamamıyla çözmeyi bekleyemeyiz; yapılabilecek en doğru şey, çelişen taleplerin birbiriyle dengelendiği bir uzlaşma noktasına ulaşmaya çalışmaktır.
Locke.'dan Mill'e, Kant'dan Rawls'a liberal düşünürler devletin kısıtlanmasına çalıştı. Yaşadığımız çağda ise Hobbes tüm bu düşünürlerden çok daha iyi bir kılavuz bizim için. Ölümden korkmayan özgürlük düşmanlarıyla nasıl başa çıkacağımızı söyleyemez belki; ama en azından özgürlüğün doğal bir insanlık durumu olmadığını anlamıştır. Özgürlük, devlet gücünün ürünüdür. Özgür olabilmek için önce emniyette olmalısınız. Bunun için de güçlü bir devlete ihtiyaç duyarsınız. Hobbes bu gerçeğin farkındaydı çünkü iç savaş döneminde yaşamıştı. Devleti lanetlemeyi bırakmadan önce aynı duruma -ya da daha kötüsüne düşmeyeceğimizi umalım.
Cehaletten kastettiği, hayatın acı gerçeklerinden uzak olmaktı.Acıyı bilmemekti.
"Cehaletin mutluluk olduğu yerde, akıllı olmak deliliktir." Thomas Gray