...ama yine de bu acıları çekmek adeta bir zevkti. hayli uzun zaman kör ve duygusuz, sürüklenip gitmiştim; kalbim hayli uzun zaman susmuş ve yoksulluk içinde bir köşeye çekilip oturmuştu, dolayısıyla bu kendimi suçlamaların, bu dehşetin, ruhumu saran bu çirkin duygunun, başımın üzerinde yeri vardı. nihayet bir duygu uyanmıştı varlığımda, nihayet alevler fışkırıyordu ruhumdan, bir yürek içimde çırpınıyordu!
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
konuşma ve başkalarına açılma bakımından içimde birikmiş gereksinimi adeta kendimden geçerek açığa vurmam, takdir edildiğimi görmem, benden büyük bir kimsenin gözünde değer taşıdığımı anlamam yüreğimi hazla dolduruyordu.
"akşamüstü, kafada güz mevsimine ilişkin düşünceler, siste yürümenin ayrı bir özelliği vardır, insanda şiir yazma hevesi uyandırır, biliyorum. can çekişen doğa üzerine kuşkusuz; sonra doğaya benzeyen, elden çıkıp giden çocukluk üzerine..."
artık her şey değişmişti. çocukluğum göçüp gidiyor, bir yıkıntıya dönüşüyordu çevremde. anne ve babam, biraz şaşkın bakışlarla beni süzüyorlardı. kız kardeşlerim bana büsbütün yabancılaşmıştı. büyünün bozulması, alışılmış duyguları ve kıvançları çarpıtıp çirkinleştiriyor, sararıp solmalarına yol açıyordu; parkın burcu burcu kokusunun yerinde yeller esmekteydi artık; orman eski çekiciliğini yitirmiş, çevremdeki dünya tasfiye edilen bir mağazada satışa çıkarılan modası geçmiş malları anımsatıyordu, işte öylesine yavan ve zevksizdi; kitaplar bir kâğıt yığını, müzik ise bir gürültüydü yalnızca. sanki güz ortasında bir ağacın dört bir yanından yapraklar dökülüyordu da, ağaç bunun farkına varmıyordu; ağacın üzerinden yağmur aşağılara süzülüyor, güneş ya da ayaz üzerinden gelip geçiyor, yaşam yavaş yavaş gerileyerek ağacın en iç kısmında alabildiğine dar bir bölgeye sıkışıyordu. ama ağaç ölmüyor, ağaç bekliyordu.