Reşad Ekrem Koçu / Mimar Sinan Hayatı ve Eserleri
Merhaba sevgili dostlarım. Harikulade bir kitapla geldim sizlere. Okurken müthiş bir zevk duyduğum bir kitap oldu. Sadece biyografi değil, yazarın üslubu dolayısıyla o dönemin İstanbul’unu, saray hayatını, Mimar Sinan’ın çalışma disiplini ve karakterine de yansıtılmış kitaba. Tahmin ettiğiniz gibi sert bir dille tarih anlatılmamış bir nevi roman tadında ilerlemiş. Tarihe ilgi duyan tüm dostlarıma gönülden tavsiye ediyorum o sebeple.
Türkiye’nin köy ve kasabalarından Türk sarayları için en sağlıklı, en yapılı, en yakışıklı ve en becerikli, yetenekli gençleri toplanıyordu.
Bunlardan biri de Sinan bin Abdülmennan’dı. Sinan bin Abdülmennan, 22,23 yaşlarında iken Kayseri’nin Ağırnas köyünden getirilmişti.
Yavuz Selim’in cülûs ettiği sene Anadolu’dan ilk defa olarak devşirilen acemi olanlardan biriydi Sinan bin Abdülmennan.
Daha köyünde iken köyüne su yolları ve kümesler yapan bu cevval genç İbrahim Paşa mektebinde neccarlığa ve dülgerliğe talip olmuştu. İbrahim Paşa mektebinden sonra ise Yeniçeri Ocağı’na verilmişti.
Yeniçeri ocağındaki askerlik yılları, seferler sırasında inşa ettiği köprülerle yeteneğinin fark edilmesi ve nihayetinde 50 yıla yakın sürecek olan "Reis-i Mimaran" (Mimarların Başkanı) olur.
Sultan Süleyman’ın Mimar Sinan’a ilk yaptırdığı eser, sevgili Hasekisi Hürrem Sultan namına Avratpazarı’nda yapılan bir kubbeli küçük bir cami olur.
Sinan’ın muhteşem yeteneğini hükümdarın serveti hizmet ediyor, oluk oluk altınlar akıyordu. Elbette Mimar Sinan’da iftiralara uğramış, işinden edilmeye çalışılmış, bir nevi taşlanmıştı. Sayısız cami, tımarhane, türbe, çeşme yapmıştı.
Fakat onlardan biri var ki günümüze kadar ayakta kalmasına vesile olmuş ve tamirini yapmıştı.
Ayasofya Cami…
Kaderine terk edilmiş haldeyken