Yedi tepeli, koca bir şehir...
Ve o şehrin üzerinde yaşayan, hergün aynı saatlerde ve aynı koşturmaca içinde olan milyonlarca insan.
On beş milyon insan içinde yalnız olmak hakikaten ütopik değil mi?
Halbuki birbirimize bir dirsek mesafesinde değil miyiz hergün? Nasıl oluyor da hepimiz bukadar yalnızız? Bakıyoruz ama bomboş bakıyoruz birbirimize.
Kimse kimsenin ruhuna dokunmaya meyilli değil artık. Sığ ve sıradan günlük ilişkiler. Hayvansal bir güdü ile birlikte terlemekten başka amacı olmayan, küçük yalan zaferler...
Plastik ruhların içinde geçen saatler, günler.. Boşa akan zaman. Birkaç şişe bira ile uyuşan beyinler.
Hayalimiz bu değildi elbette değil mi? Birinin, kalbimize dokunmasını çok özlemedik mi? İki eliyle yüzümüzü kavrayıp, gözlerimizin içine gerçekten bakmasını çok özlemedik mi?..
Benim için son sayfasını kapattığımda, ''mutlaka tekrar okuyacağım'' dediğim kitap sayısı çok fazla değil.
Okumakta olduğum kitabı o akşam şirkette unuttuğumdan bir sonraki gün vapurda bana eşlik edecek bir kitap için evdeki kütüphanemin önüne dikildim. Ne zamandır orda olduğunu bile unuttuğum, incecik bir kitap ilişti gözüme. '' Pişman İnsanlar Cemiyeti''. Bu zamana kadar neden hiç dikkatimi çekmediğini ya da neden satın aldığımı bile bilmediğim bir kitap. Sadece göz atmak için sayfaları çevirirken kitabı yarıladığımı fark etmedim bile. Her sayfada kendimden bir başka parça buldum. Her satır benim gibi gerçekten var olan, şu anda bir yerlerde yaşamaya devam eden insanların gerçek ''iyi ki leri, keşkeleri, pişmanlıkları ve mutluluklarıyla'' dolu. O kadar samimi, o kadar gerçek, o kadar bizden ki. Bazı bölümleri okurken ''sanırım burayı ben yazmış olabilirim'' dediğim anlar oldu. Aslında şunu farkediyorsunuz; her zaman derdin en büyüğü bizimmiş gibi hissediyoruz ve kafamızı kaldırıp etrafımıza bakmak aklımızın ucundan bile geçmiyor. İçimize kapanıp acıyı orda un ufak edene kadar ezip dışarı çıkmasına izin vermiyoruz. Günahmış gibi, anlatmak, paylaşmak ayıpmış gibi. Üstesinden gelmenin tek yolu buymuş gibi. Okudukça rahatlıyorsunuz, eksik parçalarınızı buluyorsunuz farklı farklı satırlarda. O hiç tanımadığınız insanları, yıllardır görüşemeyip de çok özlediğiniz en yakın dostlarınız gibi hissediyorsunuz. Ne kadar çok ortak duygu paylaştığınızı, hissettiklerinizin, tepkilerinizin ve hatta pişmanlıklarınızın bile nasıl da aynı olduğunu görüyorsunuz. Ama unutmayın ;
'' Bazı pişmanlıklar tekrar edilecek kadar güzeldir.. ''