Selam kitapseverler
Bülbül kapanı serisi birinci kitap ile geldim.
Ahuzar; küçük yaşta annesi tarafından terk edilmiş babası ve küçük kardeşiyle hayatta kalma mücadelesi vermiş ve başarmış, babasını kaybetse de kız kardeşi için yaşama tutulmuş savaş muhabiridir. Annesinin evlendiği adamın oğlu Kenan Kralşan başına musallat olduğunda kendini bir kapanın içinde bulmuştu. En tehlikeli Bölgelere sürülmesi ise Kenan yüzündendi. En son çıktığı görev ise Beyrut’ta bir belgesel iken, yaşanan bir patlamada kendisini kurtaran ve sadece gözlerini gördüğü bir asker ile yaşama tutundu. Kenan zaliminden kurtulamayacağını düşündüğü umutsuz bir anında, üç yıl önce gördüğü o kahverengi gözleriyle tekrardan içinde bir umut oluşur.
Tabi yüzünden hiçbir şey anlaşılmayan ve az konuşan bu adamın tüm cümlelerini ve duygularını sadece hisseden kendisidir. Zira insan aynı acıya sahip olduğu birini gördüğünde hisseder.
Timur Tönge; doğumunda annesinin ölmesi ve babasının onu suçlamasına rağmen ablası ile zorlu bir çocukluk geçirmiş, sessizlik en büyük kalkan olmuş ve çok küçük yaşta ablasini dahi kaybetmesi ile babasının dediği gibi kendini lanetli ilan etmiştir. Gerekmedikçe konuşmayan ve dünyada bir hayalet gibi yaşamaya alışmış adamımız, baruttimi ve Murathan ile az da olsa bir aileye sahip olmuştu.
Bir gün kendisine verilen bir görev bile Kenan Kralşan’ı devirme operasyonu için göreve gitmesi gerekir. Her yıl yapılan kafes dövüşünde kendine koruma seçen Kenan için yerine geçtiği Tulpar adlı adam olarak yanında işe başlar. Hiç beklemediği anda hayatına düşen Ahuzar ile ablasından bu yana hissetmediği duyguları yeniden hissetmeye başlar ve karşısındaki kadın da kendisindeki yaraların benzerlerine rastlayacağını bilmiyordur.
Güldeste; annesi ölürken son nefesinde kardeşi Timur’un kendisine
İslam dini ve medrese yanında kadim İran, Hind ve eski Yunan kültür gelenekleri, İslam uygarlığında güçlü bir süreklilik göstermiştir (11).
Arap ve İran geleneği ve Yunan edebi teorileri tetkilisyle gerçekleşen şiir sanatları kurallarına tabidir (12).
Keykavusun Kabusnamesinde Önerisi: Sabahleyin içme şarabı halk uykuya çekilince iç (Inalcık 2015 s. 16). Halkı yönetmek için bazı kurallar gereklidir fakat bunlar sadece halk için gereklidir. Serbestlik tanınırsa halk azar, halkın itkileri sürekli denetlenmezse damacanaya filan bile tecavüz edebilir. İtkiler tehlikelidir çünkü kişiseldirler ve herkeste vardırlar. İtkileri yasaklayıp yönetimi kolaylaştırabiliriz fakat yöneten sınıf olarak kendimiz de zevklerden mahrum kalırız. Bu nedenle her boku halka hissettirmeden yemeliyiz. Orospularla zevk alemleri, şaraplarla, kumarlarla sefahat alemleri yapabiliriz. Halk bilmemeli. Bu nedenle hizmetkarlar iyi seçilmeli ve yetiştirilmelidir. Hizmetkarlar açıkları bildikleri için bürokraside yükselebiliyorlar. Bu da çürümeyi getiriyor.
Tahmasb Çaldıran Savaşında yanındaki Türkmen beylerinin ve askerin içkili olduğu hakkında şunları yazar: Babam Şah İsmail sizin babanızla Selim savaştığı gün Şamlu Durmış Han ile çelitli beğler hatta ordunun tamamı sarhoştu. Akşamdan sabaha dek şarap içip savaşa yönelmişlerdi. Bu olay son derece akıl dışı ve kötü olmuştu (41).
Laiklik: Osmanlı devletlerinde devlet otoritesi ve idareye ait yöntemler, örfi kanun ve kanunname rejimiyle devam etmekte, din ve devlet işleri ayırt edilmekte idi (66).
Sultan Rükneddin, Zahir Faryabi (işret meclisi sahnesine gönderilmişti) Farsça kasidesini sunduğunda kendisine beş köle, beş cariye, iki bin altın, beş deve, üç at, elli top kıymetli kumaştan oluşan bir caize gönderdi (68)
Kütahya’dan Avrupa’ya şap ihraç ediliyor
Timur döneminin en önemli tarihçisi Şami’ye göre, Timur’un mensub olduğu Barlas kabilesi, Cengiz Han’ın oğlu Çağatay’a bıraktığı kabileler arasındaydı.
Barlas kabilesi, Çağatay Han’ın maiyetindeki önemli halklardan biriydi. Kabilenin beyliğini yapan Timur’un babası ise oldukça dindardı ve vaktinin çoğunluğunu din alimleriyle geçiriyordu.
• Rumlar ve Türkler Ceneviz ve Venediklilere karşı ortak mücadele halindelerdi (13).
• Türklerden Umur bey denizlere hakim olmaya çalışıyor. Burda Cenevizliler ve Rodos şövalyeleri en büyük rakipleri (14).
• Umur bey İzmir’i alan adam.
• 29 Kanuninin Fransız I. François’e yazdığı mektup.
• 1533 yüz bin altın Fransaya Kutsal Cermen imparatoruna karşı İngiltere ve Alman prenlikleri ile ittifak kurmasını istiyor. I François Venedik elçisine şu itirafta bulunmuştur: “Şarlken’in muazzam imparatorluğu karşısında Avrupa’da devletler ancak Osmanlı gücü sayesinde varlıklarını güvenceye alabilmektedirler” Avrupa milli devletlerinin yükselmesinde önemli bir rol oynamıştır (33).
• Ahdname (kapütülasyon) alan ülke düşman tarafında geçerse bu ayrıcalıklardan mahrum kalıyordu. İngiltere ve Holladanya verilen ahdnameler bunlara Hindistan yolunu açarak kapitalist gelişimlerini hızlandırmış ve hatta mümkün kılmıştır (35).
• Avrupa baharat ticaretini Portekizli Yahudi Dona Garcia ve Don Joseph Nasi firması elinde tutmaktadır ve merkezini İstanbul’a nakletmiştir (35).
• Fransız elçisi Maurand’ın yazdığına göre, Akdeniz kıyılarında Barbarosun saldığı korku o kadar büyüktü ki donanma sadece görününce kaleler teslim oluyor, Osmanlı bu kaleleri Fransızlara teslim ediyordu (41).
• Koyunhisar savaşı sayesinde Osman bey nam salıyor (53).
• 1455 Üsküp 8 hırıstiyen 22 müslüman mahalle var. Mahalli feodallere karşı sert fakat köylü yığınlarına karşı koruyucu bir politika izliyorlar (58).
• 17. yüzyılda Hasburg tehdidi karşısında Osmanlı Bosna ucunu güçlendirmek zorunda kaldı. Bu nedenle ordaki beylere zeametlerini ırsi olarak sürdürme hakkı verdiler. 1580 Saraybosna kırkbin kişi. Bu beylere Kapetanlar deniyordu ve bunlar topraklarını işletmek için Sırpları köle gibi çalıştırdılar. Tarihi
Kartaca Tarım Yapıyor: 300-450 yılında Kartacalı tüccarlar yerli ahaliye toprak için ödedikleri kiralardan kurtularak kendilerine ait toprakları işlemeye, sermayelerini tarım sektöründe kullanmaya, köle veya kiralık işçi çalıştırmaya başladılar. O dönemde Yahudilerin büyük kısmı Surlu tüccarların yanında gündelikçi işçi olarak çalışıyordu. Kartacalılar artık zengin Libya topraklarını, günümüz plantasyon sahiplerinin kullandığına benzer yöntemlerle işlemeye başladılar. Bazı vatandaşların yirmi bin prangalı köle çalıştırdığını biliyoruz (15).
Roma Yahudi çekişmesi Fenike ve Kartaca ile başlıyor
Kartaca (Üretmeyen şehir sadaka ile yaşıyor. Demokrasi yozlaşıyor)
Halk karnını ancak seçimde dağıtılan rüşvetler veya egemenlerin masasından verilen sadakalarla doyurabilmiştir. Böyle bir yönetim tarzı demokratik bir muhalefetin ortaya çıkmasına yol açmış ancak Birinci Kartaca Savaşları sırasında hiçbir varlık gösterememiştir. Daha sonraları yaşanan yenilgiler muhalefetin politik etkisinin artmasına, aynı döneme ait ve aynı çizgide faaliyet gösteren Roma partisine göre çok daha hızlı gelişmesine vesile olmuştur (24).
Hannibal’in önerisiyle meclisin hiçbir üyesinin iki yıldan fazla görevde kalmaması ve böylece tam bir demokrasi gerçekleşeceği sanıldı (24).
Kartaca paradan para kazanıyor. Toprağı kendi işlemiyor. Kölelere veriyor. Diğer taraftan Kartaca para ekonomisini tarım ekonomisini önünde tutarken Roma’da tarım ekonomisi para ekonomisi karşısında ağır basmaktaydı. Kartaca’da çiftçilerin sahip odlukları büyük arazilerde köleler çalışırken Roma’da halkın çoğunluğu işlediği toprağın sahibiydi (27).
Roma Kartaca Sicilya Savaşı (Ara güçleri iyi yönetmek gerekir. Her şeyi kendine istersen yalnız kalırsın. Süper güç paradoksu)
Kendi başlarına bir politika yürütmekten aciz Sicilya