Puan vermedi·455 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 01:38
Ev Sahibesi: Dostoyevski’nin novellalarından olan Ev Sahibesi karamsar bir karakterin ruh halini yansıtan bir eserdi. Ordinov’ın Katerina’ya olan aşkı onu buhrana sürüklemiştir. Her iki karakter arasında geçen diyaloglardan kasvetli bir tını sezdim ben. Ustalık eserleri kadar başarılı olamasa da (bana kalırsa) kronolojik olarak okunduğunda yazarın ruh halini daha iyi tanımlayabiliriz. Ev sahibesi Dostoyevski’nin erken dönem eserlerinden biri olduğu için daha sonra yazacağı büyük romanlardaki psikolojik derinliğin ilk izlerini taşıyor. Not: Ebedi Koca ve Amcanın Rüyası’nı henüz okumadım. Kronolojik sırayla okuduğum için , her ikisini de sırası gelince okuyup yorumumu güncelleyeceğim.
Üç NovellaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayıncılık · 2019334 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 15. kitabı
Açık Deniz, "Tını" ve "Kazı" olarak isimlendirilmiş iki bölüm ve 13 öykü barındırıyor. Alegorinin yoğun kullanıldığı öykülerin tek tek değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Zira her birinin insanla, doğayla, ortak hafızayla kurduğu bağ; birikimli bir yazarın özenli çabasıyla oluşmuş. Fakat yine de öykülerin tamamı için söyleyebileceklerimi sıralayayım. "Tını" bölümünün öyküleri nispeten modern zamanlara ait. Ancak imgeden, masalsı atmosferden de destek alıyor. Toplumsal eleştiriler barındırmakla birlikte insanı bugüne değin biriktirdikleriyle anlamayı tercih ediyor. İkinci bölüm olan "Kazı"da bu tercihi daha da derinleştiriyor. Okurun kelime hazinesine ve okuma birikimine katkı sunabilecek cesur, deneyen, kendini hemen ele vermeyen öyküler sunuyor. Tekdüze ilerleyiştense parçalı, çerçeve yapılar kullanıyor. Geçmiş, an ve hayaller iç içe geçiyor. Bilinç akışı, kolaj gibi hikayenin ihtiyaç duyabileceği bazı tekniklere yer veriyor. Bu cesur ve ortaya yeni bir şey koyma çabasının birkaç defosu var. Bazı finalleri -hikaye içindeki hikayelerle bağlantısını göz önüne aldığımda- yorum fırsatı sunmaktan ziyade muğlak buldum. Zaman zaman duygunun şiddetini arttırma çabasının da dağınıklığa neden olduğunu gözlemledim. Bu "dağınıklıkla" mantık örgüsü kurmaktan değil; metnin hem kendi içinde hem de okurla kuracağı bağın derecesini arttırma gerekliliğinden söz ediyorum. Kolaj tekniği öykülerde önemli bir işlev yüklenemedi. Bazı bölümlemeler -okura yardımcı olma çabasından kaynaklandığını sanıyorum- gereksizdi. Ancak öykülerin denemekten, aramaktan korkmayan iştahını ve birikime yaslanan tarzını sevdim. Teknik hamlelerin biçimle beraber içeriğe de şık bir katkı sunması, hikaye içindeki hikayelerin organik bağının gücü -bazi öykülerde başarılıydı- sağlanabilseydi daha güzel bir
Açık DenizŞeyma Samur · Ketebe Yayınevi · 202512 okunma
Reklam
10/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Fevkalade başarılarım olmayabilir. Yalnız yenilgilerim ile sizi şaşırtabilirim sözü üzerine yazdığım yazıyı paylaşmak istedim. Yalnız Değiliz ve Uyanış ile Bunun Farkındayız Her varlık ile aynı seviyede olmak mümkün değildir. Yüksek seviye huzur ve dip seviye arasında ki farkı her iki tarafta birbirine anlatamaz. Yaşam boyu içinden sağ çıkmayı başarmış birisi olarak dip seviyede zulüm üreten ve kendini şahsi çıkara satarak kendi bencil rahatını bozmamak adına genel yararı yok sayan herkese karşı fevkalade başarılarım olmayabilir. Farkındalık üreten süreçler kişisel bir çıkar ve başarı üzerine bir ahlak anlayışı olmadığı için bu bataklıkta olanlar ile birlikte olmamış olmanın da ayrı bir derin huzurunu yaşıyorum. Titreşim uyanış seviyeniz yükseldikçe seviyesi dipte kalan ve doğal akışın ürettiği devrime karşı direnen her seviye şiddeti körükleyen bir tuzağın içine çekilir. Yüksek bilinç öz nitelik bu tuzağı da duru görü bir bakış açısı ile farkındalık üreterek görür ve açık yüreklilik ile sadece yurdun ve ulusun yararına değil yeryüzünde doğal yaşam ve yaşamın tüm paydaşlarının yararına etik ahlak anlayışı içinde bilgiyi devrim üretecek nitelikte bir kalite anlayışı ile en yakın tarih örneği atalarım Mustafa Kemal Atatürk, Fatih Sultan Mehmet han, Hun Türk tufanı ve adem oğlunun Anadolu da varlık sürdürme adına adım attığı günden bugüne ve sonsuza kadar sürecek devrimin bugün ki geldiği seviyeyi yeryüzüne aktaran bir bilinç olma görevimi layıkıyla yapmış olmanın da ayrı bir huzurunu yaşıyorum. Yalan, talan, soykırım vb tüm kötülükler yeryüzünde her yerde açığa düştü. Tini olmayan varlık üretme şirki peşine düşenler Çin'i bilim ve teknoloji tuzağı içinde kötülük üretme merkezi haline getirdiler. Kötülüğün rekabete girmiş olması güç kavgasını büyüttü. Şirk,
Hayata Dair
Anton Çehov'dan HikayelerAnton Çehov · Mors Yayınevi · 20063,714 okunma
Derdin İncinmesin
Puan vermedi·116 syf.··
2026 7. kitabı
Dünya birine acı çektirenler ile sırası gelince aynı acıyı çekenler arasında gidip geliyor" . İlk öykünün giriş cümlesi.. On altı hikayeden oluşan kitap yazarın ilk kitabı.. Şiirin kurguda kaybolduğu bir tını ile sizleri karşılıyor. @ormn_mustafa   annenin sıcak ve koşulsuz kucağına sığınan, babayı gece evden gönderen ve arkasından çok ağlayan çocukların gözüyle bakıyor kitapta. Her öykü kendi içinde ayrı bir yolculuk ama bir kaç öykü öncesi ya da sonrasına selam duran cümlelerle sizi şaşırtıyor. Kitabı okurken Tanpınar'ı canlandırdığım gibi bir figür canlanıyor gözümde.. Yakası kalkık bir palto ile elleri cebinde karanlıkta kar altında yürüyen kirli sakallı bir adamın zihnine yolculuk yapıyorum hissi oluştu bende. Büyüdüğüm coğrafyanın çay ocaklarını, kışlarını, yazlarını okumak ayrıca çok lezzetliydi. Kitap boyunca hüzün ve öteki olmanın verdiği yalnızlık hissi çok baskın. Bazı hikayelerde kolaj tekniği kullanarak sizi hatırlamaktan mutluluk duyacağınız yazarların cümleleriyle buluşturuyor. Bir annenin,giden babaya ihanetini anlatırken yapılan tasvir sizi iğreti etmiyor. Hassas bir teraziye oturtmak bazı konular için zordur bunu çok güzel yapmış. Metaforlar var.. Duvara yansıyan gölgelerin hareketleriyle yapılan yaşanan hayatın aslında zahir olanı asla örtmeyeceğini görüyorsunuz. Evlere yapılan baskınlar,götürülen ve haber alınamayan babalar,kanlı ranzalar ve olup bitenin insanı şaşkına çeviren hikayeleri.. "Kişi umduğuna kırılır" derler Mustafa Orman "ummaktan" kırılan insanların hikayelerini yazıyor. "Derdin incinmesin".. Dermanın dertte olduğunu bilerek. Derdin varsa insanca bakarsın, halden anlarsın.. Yoksa ne bilsin dertsiz kişi karşıdakinin yarasını..diyor yazar.. Yaşam bir çıkmaz sokak, dönüp dolaşıp çocukluğa geliyor. Ani bir frenle duruyor insan onun
Derdin İncinmesinMustafa Orman · Everest Yayınları · 2023120 okunma
Puan vermedi·230 syf.·
2026 344. kitabı
“ birbirleriyle geçinmeye zar zor alışmış iki tını arasındaki dinginliğim ben. ” . rilke’m ‘ hiç uğruna bir nefes Ayna ayna, söyle bana, var mı benden daha umutsuzu bu dünyada? S;16 Yanlış bir hayata mahkûm olan Nurhan Bey'in üç kuşağa yayılan hikâyesini ve derin kederini konu alıyor. Roman, aynı evde yaşayıp birbirine ulaşamayan insanların hayal kırıklıklarını, yalnızlıklarını ve bastırılmış duygularını işliyor.Kitabın Derin Yalnızlık ve Keder: Nurhan Bey'in kendini ve yakınlarını yalnızlığa mahkûm ederek ağır kederle baş etme çabası. İletişimsizlik: Aynı sofraya oturan, birlikte büyüyen ancak bir ömür boyu birbirine gerçek anlamda ulaşamayan insanların hikâyesi Nurhan Bey'in kendi içine kapanması, hastalığı ve ailesiyle (eşi ve oğlu Ali ile) olan mesafeli, sessiz ilişkisi anlatılır."Ses" Kavramı: Evdeki sessizliği bozan televizyon sesi, yalnızlığı avutmanın ve sessizliğin kıymığından kaçmanın bir aracı olarak betimlenir. Tek kişilik bir şemsiyeyi paylaşmanın yakıcı mutluluğu.". Kuşaklararası Aile Öyküsü bu yaşanılan Hikâye, üç kuşak üzerinden aile içi dinamikleri ve bağlılık kavramını sorgular.Kitap, derin bir kederi ve hayatın kaçırılan anlarını, sessizliğin baskın olduğu bir atmosferde işleyen edebi bir eser olarak öne çıkar Dünyanın tüm gürültülerinde sesini duyuyorum. Seni her düşündüğümde bir çiçek açsa, yeryüzü uçsuz bucaksız bir bahçe olurdu. Valérie Perrin
Roman-Edebiyat
Biraz Ses OlsunBilgehan Uçak · Everest Yayınları · 202215 okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Açık Parantez “Açık Parantez” Yazar Bilal Can ve Şair Ethem Erdoğan’ın -şiirin dünü bugünü yarını- ana başlığında şiiri ve şairi konu edindikleri kitaplarıdır. Çıra Yayınları etiketiyle, Ekim 2025’te matbuat âlemine dâhil edilmiş. Doksan dört sayfa hacmindeki eser, on bölümden müteşekkildir. Her bölüm, birden fazla soru cevap şeklindeki konuşmalardan oluşmaktadır. Yazar Bilal Can, konuşulması istenilen konunun kritiğini yaparak sözü alır ve devamında ilgili konunun sorusunu sorarak sözü Ethem Bey’e verir. Her ne kadar kitabın bazı bölümlerinde konu üzerinde söz alıp söz verme ile anlatım ilerlerse de daha çok Bilal Can Bey’in soruları üzerinden anlatım şekillenmektedir. Mesela Yazar Bilal Can, şiir konusu hakkında kendi fikirlerini serdettikten sonra ilgili sorusunun bir tanesini şu şekilde sormaktadır; “Şiir halen bir arayışın ürünü müdür yoksa kendini bulanların giriştiği bir “tavır” meselesi midir?” (Bilal Can, s. 71) Gibi. Şair, edebiyat işçiliğiyle soylu bir üretimi temsil etmektedir. Geçmişe göre günümüzde şair, “ulvi bir şahsiyet” hüviyetini taşımasa da yine şair, bir yontucu titizliğinde görevini ifa etmektedir. Şiirin tilmiz, kalfa ve usta boyutlarındaki yol alışlarıyla beraber, “Şiir geçmişe atıflarla ilerler” diyen Behçet Necatiğil tavrıncadır. Söylem, form ve modern yapı ile beraber şiirlerde hareket ve etnometodoloji de aranmaktadır. Elbette ki köpüğü alınmış okuma ritmine kavuşmuş şiirleri de bunlara dâhil edebiliriz. Şiirin tanımıyla beraber, şiirin ne'liği, şiirde ses, tını, biçem, öz, şiiriyet, anlam, şiirin etki gücü ve desibeli, şiirde ima, estetik, metafor, retorik, akıl ve metafizik, anlam derinliği, iştiyak, şiirin iyileştirici gücü, şiirde memba edinmek, şiirde bilinç ve bulunç ile şairin eski ve yeni konumu gibi onlarca ayrıntıya açılım
Açık ParantezBilal Can · Çıra Edebiyat Yayınları · 20262 okunma
Reklam
Reklam