10 Şubat 1964'te İzmir'de yapılan kongrede kabul edilen TİP programı, "Türkiye'nin nasıl kalkınacağı" üzerineydi ve "kapitalist olmayan yol"u savunuyordu. Mustafa Kemal' in " ... Efendiler! Biz ... milletçe bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı milletçe savaşmayı uygun gören bir doktrini izleyen insanlarız" sözleri referans olarak alınmış ve program haline getirilmişti.
Türkiye İşçi Partisi Kemalizmin Marksizmden yararlanılarak yeniden anlamlandırılması konusunda Yön Hareketi ile paralel bir yaklaşıma sahipti. Örneğin, TİP’in en önemli isimlerinden Behice Boran, Kemalizm ile sosyalizm arasında Yön Hareketi'ninkine benzer bir ilişki kurmuştu. Boran, “Atatürkçülere Çağrı" başlıklı makalesinde şöyle yazmıştı: "Atatürk ilkelerini ... birbirine bağlı, bir bütün halinde ele alınca, ve bu ilkeleri toplum hayatının, yapısının bütün bölümlerine çelişmelere düşmeksizin teşmil edince [genişletince], ister istemez sosyalist bir sisteme gidilmiş olur. Atatürk ilkelerinin mantıkî ve zarurî neticesi sosyalizmdir. Bunun içindir ki ... Atatürk ilkelerine sosyalizmin habercileri, tam sistemleştirilmemiş 'çekingen bir sosyalizm' demiştim (Boran, 1962c)." Görülebileceği gibi, kimi bakımlardan eleştirilse bile, sosyalistliğinden, Marksistliğinden, asla şüphe edilemeyecek olan Behice Boran da(*) Kemalizm ve sosyalizm arasında pozitif bir ilişki kurmakta, ikincisini birincisinin zorunlu sonucu olarak görebilmektedir. Boran da, tıpkı Yön Hareketi gibi, Kemalizm ile sosyalizm arasında kurduğu ilişkiyi bir kalkınma  sorunu bağlamında ele almakta, "....sosyalist yoldan kalkınma... Atatürk ilkelerine tam uygun bir kalkınma olacaktır," (1962c) demektedir. Boran'ın bu yaklaşımı TİP'in 1964 programında da hakimdir. 21 Ekim 1920 tarihli Büyük Millet Meclisi Beyannamesi ile başlayan, Mustafa Kemal'in 1921'deki "...bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi tutmak isteyen kapitalizme karşı milletçe savaşmayı uygun gören bir doktrini izleyen insanlarız" sözleriyle devam eden TİP Programı, "kapitalist olmayan kalkınma yolu" ana temasını işlemektedir.(TİP, 1964) (**) Gökhan Atılgan Yön - devrim hareketi Kemalizm ile marksizm arasında geleneksel aydınlar,
Sayfa 57 - Yordam kitap, 3.cu basım, Aralık-2020·Kitabı okudu
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
RIZA NUR'UN GÖNÜLLÜ SÜRGÜNDEN TÜRKİYE'YE DÖNMESİ Mustafa Kemal'in ölümünden sonra 30.11. 1938'de deniz yolu ile Türkiye'ye döndüğünde rıhtımda Atsız ve eşi Bedriye Hanım karşılamış, yakın dostu ve meslektaşı Prof. Dr. Mazhar Osman Uzman’ın tahsis ettiği, Taksim'de Şehid Muhtar Caddesi'ndeki apartmanlardan Süğlün Palas'taki 5 numaralı dairede kira ile oturmuştur. Ülkeye geldikten sonra İçişleri Bakanı Dr. Refik Saydam ile bir görüşme yapmıştır. Bu görüşmede üç yıldır bilinmeyen bir sebeple ödenmeyerek biriken emekli maaşının verilmesi hususunda yardımını talep etmiş olmalıdır. 25 Ocak 1939'da Başbakanlığa getirilen Dr. Refik Saydam'ın yardımı ile biriken emekli maaşlarını aldıktan sonra Tanrıdağ dergisini çıkarmaya başladı. Önce bir gazete çıkarmayı düşünmüştü. Matbuat hayatında görünen birkaç Türkçü dergiyi ve Rıza Nur'u hedef alan yazılar çıktı. Ulus'ta T. İ. imzası ile yazan Nurettin Artam, "Hekimlikten muharrirliğe, muharrirlikten siyasete, siyasetten alimliğe kadar şöhretin bütün kapılarını çalmış olan eski bir doktorumuzu, gurbette geçen uzunca yıllardan sonra, alimlikten şairliğe geçmiş görüyoruz" diyerek alaya almaya çalışmıştı. Pazar Postası'nda Naci Sadullah aleyhte neşriyat yaptı. Yeni çıkmaya başlayan Kopuz'un ona ait olduğu ileri sürüldü. Fethi Tevetoğlu, Kopuz imzasıyla aleyhte yayınlara gerekli cevabı verdi. Tasvir-i Efkar'da bazı makaleleri çıkmıştır. Türk olmayanların zararlarını, Türk Birliğinin parçalanışını göz önüne serip ibret dersleri veren tarihçi doktor Rıza Nur, milliyetçi alim tipinin en mükemmel bir örneği idi." demiştir. Dr. Fethi Tevetoğlu, Mayıs 1943'te çıkarmaya başladığı Kopuz dergisinin 2. sayfasının başına çerçeve içinde Rıza Nur'un, "Emelimiz en küçüğünden en büyüğüne kadar menfaat ve mevki düşüncelerinden uzak olarak sırf Türk'e
TİP Programı (1964)
Batılılar sermaye biriktirmek için başka memleketleri de sömürmüşlerdir. Oysa Türkiye'nin bugün sömürgeler fethederek ya da ticari yollarla başka memleketleri sömürerek sermaye biriktirmesi düşünülemez. Kaldı ki, devrimci ve anti-emperyalist savaşlar yaparak bugüne gelmiş olan Türkiye için sömürgecilik ve sömürücülük söz konusu olamaz.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Siyaset