Puan vermedi·160 syf.··
2026 58. kitabı
Modern dünyaya karşı bir eleştiri kitabı okuduk diyebilirim sanırım. İnsanların sürekli çalışmanın gerekliliğini vurguladığı, çalışmanın erdem sayıldığı, her an bir şey üretmek zorundaymışız gibi hissettirildi, durup düşünmeye bile vaktinin olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Yazarımız modern çağın getirdiği bu gerekleri reddediyor. Tembellik yaparak da başarılı olunabileceğini iddia ediyor. Aslında buna tembel demesek daha doğru olur çünkü burada aslında çalışmadan önce düşünsel olarak kendini hazırlama olayından bahsediyor. Günümüz insanının sürekli üretken olma baskısı altında olduğunu ve bu yüzden de potansiyelini kaybettiğini düşünüyor. Yazarımız tarih boyunca insan emeğini önemli ölçüde azaltan bir çok icadın aslında tembeller tarafından işleri kolaylaştırmak amacıyla yapıldığını söylüyor. Stratejik tembellik dediğimiz bir kavram üzerinde duruyor. Sürekli ve hiç durmadan çalışmak yerine molalar vererek çalışmanın daha faydalı olduğunu düşünüyor. Newton ve Einstein gibi aydınlarların hayatlarından örnekler vererek aslında bazı dahilerin de tembel olduğunu anlatıyor. Özellikle büyük şirketlerde çalışan insanların aktivitelere katılmasının yeni fikirler üretme, yaratıcılık ve problem çözmede olumlu geri dönüşler alındığını söylüyor. Avcı toplayıcılık döneminde insanlar 4 saat çalışıyor ve daha sonraki süre boyunca da bir sonraki gün için dinlenmeye geçiyorlardı. Bu da aslında dinlenmenin ne kadar önemli olduğunu bize gösteriyor ayrıca araştırmalar aktivitelerin hem ruh sağlığı hem de beden sağlığını çok faydalı olduğunu söylüyor. İnsanlar dini olarak da sürekli çalışmaya yönlendiriliyor. Miskinliğin günahkarlık ve ahlaki karakter eksikliği ile ilişkilendirildiğini görüyoruz. Ancak bu durum insanları tüketebiliyor. Çok çalışmak her zaman başarının anahtarı değildir.
Hiçbir Şey Yapmadan Her Şeyi YapmakTodd McElroy · İdeal Kültür Yayıncılık · 202511 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 95. kitabı
Todd McElroy - Hiçbir Şey Yapmadan Her Şeyi Yapmak Bu kitabı elime aldığımda tembelliği eleştiren ya da daha verimli olmamı öğütleyen klasik bir kişisel gelişim kitabı okuyacağımı düşünmüştüm. Ama tam tersine, bana yıllardır sorgulamadan kabul ettiğim bazı yargıları yeniden düşündürdü. Günümüzde sürekli üretmek, sürekli meşgul olmak ve her an bir şeylerle ilgilenmek neredeyse bir zorunluluk gibi görülüyor. Bu kitap ise bir an durup şu soruyu sorduruyor: "Gerçekten dinlenmeye izin veriyor muyuz kendimize?" En sevdiğim tarafı, tembelliği sadece olumsuz bir özellik olarak ele almaması oldu. Çünkü kitap boyunca aslında "hiçbir şey yapmamak" ile "kendine zaman ayırmak" arasındaki farkı düşünmeye başladım. Bazen durmanın, yavaşlamanın ve boş kalmanın da hayatın önemli bir parçası olduğunu hatırlatıyor. Özellikle modern hayatın bitmeyen koşuşturması içinde, verimlilik baskısının insanı nasıl yorduğuna dair yaptığı tespitler bana oldukça gerçek geldi. Sürekli daha fazlasını yapmaya çalışırken bazen yaşamanın kendisini kaçırdığımızı fark ettim. Kitabın dili de oldukça sade ve sohbet havasında ilerliyor. Okurken kendimi bir öğüt dinliyormuş gibi değil, farklı bir bakış açısıyla tanışıyormuş gibi hissettim. Bu da kitabı benim için daha samimi hâle getirdi. En çok aklımda kalan şey ise şu oldu: Belki de bazen hiçbir şey yapmıyor gibi görünürken aslında zihnimiz, ruhumuz ve bedenimiz en önemli işi yapıyordur; dinlenmeyi... Kitap, tembellik kavramına farklı bir pencereden bakmamı sağlayan, üretkenlik takıntısının içinde kaybolduğumuz bir dünyada yavaşlamanın değerini hatırlatan bir kitaptı. . . .
Hiçbir Şey Yapmadan Her Şeyi YapmakTodd McElroy · İdeal Kültür Yayıncılık · 202511 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
7/10
·160 syf.··
2026 10. kitabı
Todd McElroy, hepimizin içten içe hissettiği ama bir türlü yüksek sesle itiraf edemediği o suçluluk duygusuna parmak basıyor: "Boş durursam zamanı boşa harcamış olurum." McElroy’un anlatmak istediği şey, tembellik yapmak ya da hayattan tamamen elini eteğini çekmek değil. Yazarın "hiçbir şey yapmamak" derken kastettiği şey, zihni serbest bırakmak, anı sadece yaşamak ve sürekli bir üretim baskısı altında ezilmemek. Günümüzde kitap okurken bile "Ayda kaç kitap bitirdim?", film izlerken "Kültürleniyor muyum, listeme ekleyeyim", kahve içerken "Instagram'a ne koysam?" diye düşünmekten anın tadını kaçırıyoruz. İşte McElroy tam bu noktada devreye giriyor ve diyor ki: "Zihnin hiçbir şey üretmediği, sadece var olduğu anlar, aslında en çok beslendiği ve yenilendiği anlardır." Kitabın en güçlü tarafı, modern insanın üzerine kabus gibi çöken "hiçbir şey yapmama suçluluğunu" incelemesi. Yazar, boş durduğumuzda kendimizi neden suçlu hissettiğimizi tarihsel ve toplumsal nedenlerle açıklıyor. Kapitalist sistemin bizi sürekli tüketen ve üreten birer robota dönüştürmek istediğini, oysa insanın doğasının buna uygun olmadığını söylüyor. Boş bir güne uyanmanın ve o günü planlamadan, sadece rüzgarı izleyerek geçirmenin lüks değil, bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Kitap, insana kaybettiği "yavaşlama hakkını" geri veriyor. Yazar, zihin boşluğa düştüğünde, yani kelimenin tam anlamıyla "hiçbir şey yapmadığında", bilinçaltının çalışmaya başladığını ve en orijinal fikirlerin, hikayelerin, çözümlerin bu sessizlikte doğduğunu harika örneklerle anlatıyor. Zaman zaman tekrara düşse de, "daha çok çalış, başarabilirsin" diyen kişisel gelişim kitaplarının aksine, "zaten yeterince şey yapıyorsun, şimdi biraz da hiçbir şey yapma zamanı" diyen bir eser. Kendimize bu "sadece var olma" iznini vermek, bu
Hiçbir Şey Yapmadan Her Şeyi YapmakTodd McElroy · İdeal Kültür Yayıncılık · 202511 okunma
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 00:00
Kitabın ele aldığı sorular şunlar: İnsan olarak dünyada varolmaya devam etmeli miyiz? Edeceksek neden, etmememiz gerekiyorsa neden? Kitap, varoluşu, “olması gereken bir şey” olarak değil, çoğu zaman “olması gerekmeyen ama yine de olan” bir süreç olarak ele alıyor. Başlıkta yer alan çift parantezli ifade (varolma-varolmama), metnin temel gerilimini ele veriyor: yaşamın kendisi sabit bir anlam taşımaz; anlam, sonradan ve kırılgan biçimde kurulur. May, varoluşu romantize etmeden ele almış. “Hayatın bir anlamı vardır” gibi iddiaları doğrudan kabul etmiyor; bunun yerine, anlamın çoğu zaman sonradan inşa edilen, kırılgan ve bağlama bağımlı bir yapı olduğunu savunuyor. Bu yaklaşım, özellikle modern bireyin “kendini gerçekleştirme” baskısı altında yaşadığı gerilimi görünür kılıyor. Yani metin, motive edici bir yaşam felsefesi sunmaktan çok, bu beklentinin kendisini sorguluyor. Bazı bölümlerde felsefi argümanlar oldukça net ilerlerken, bazı yerlerde aynı fikirler farklı kavramlarla tekrar ediliyor ve bu da metnin ritmini düşürebiliyor. Okur, yer yer bir sistematik analizden çok, düşünsel bir tekrar döngüsünde ilerliyormuş hissine kapılabilir. Metin genel olarak, büyük iddialar kurmaktan kaçınan ama varoluşun sıradanlığını da hafife almayan bir çizgide duruyor. Okurdan beklediği şey, hazır cevaplar değil; kavramlarla birlikte düşünmeyi sürdürebilme kapasitesi.
Varolma(ma)nın FelsefesiTodd May · İrene Kitap · 202547 okunma
8/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 11:36
Bir anne oğlu için ne kadar geçmişe gidebilir? Hem kocası hem de oğlu için sürekli geçmiş döngüsüne sıkışmış olan ana kahramanımızın sırları bir bir ortaya çıkarttığı, yaşadığı sürece fark edemediği detaylardan gerçekleri ortaya çıkartmaya çalıştığı bir roman. Keyifliydi. Özellikle gerçeklerin göründüğü gibi olmaması hem karakteri şaşırtırken, okuyucuyu da ters köşe bir son bekliyor. Kayıp br bebek. Araba hırsızları. Jones ve Kelly'nin bağlantısı nedir? Todd tüm bu olayların neden tam ortasında kaldı?
Yanlış Yer Yanlış ZamanGillian McAllister · Olimpos Yayınları · 20231,278 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 108. kitabı
Son yıllarda hayat, sanki bir yere yetişememe korkusuyla nefes nefese geçiyor diye düşünüyorum. Herkes bir yerlere yetişmeye, eksik kalan bir şeyi tamamlamaya, sürekli daha fazlasını yapmaya çalışıyor gibi geliyor. Oysa insan ruhu, sadece hareket ederek değil, durarak, sessizleşerek ve gerçekten dinlenerek de yaşamaz mı sanki? Kaliteli dinlenmek, yalnızca uyumak değil, zihnin yükünü hafifleten bir anın içinde nefes alabilmektir. Çünkü sürekli koşan bir hayat, zamanla insanın iç sesini susturuyor ama gerçek dinlenme, o kaybolan sesi yeniden duyabilmemizi sağlayacaktır. Çalışma hayatı, insana sadece beden yorgunluğu değil, zamanla ruhsal bir tükenmişlik de yüklüyor. Bunu zaman geçtikçe insan daha iyi anlıyor. Sürekli yetişmesi gereken işler, bitmeyen sorumluluklar ve başarı baskısı içinde insan, fark etmeden kendini ihmal etmeye başlıyor. Sabahın erken saatlerinden gecenin geç vakitlerine kadar süren bu koşuşturma, bir süre sonra yaşamayı değil yalnızca hayatta kalmayı kodluyor her birimize. Oysa insan bir makine değildir, bazen durmaya, nefes almaya ve zihnini dinlendirmeye ihtiyaç duyar. Çünkü sürekli çalışan bir zihin zamanla yorulur, duygular körelir ve insan en sonunda kendine yabancılaşır. Bu yüzden hayatın içinde bazen yavaşlamayı bilmek gerekir çünkü durabilmek de en az yürümek kadar önemlidir. Kitap aslında bildiğimiz anlamıyla tembelliği romanize etmiyor. Bazen durup düşünebilmeyi, kaliteli dinlenmeyi, bedenimizi ve ruhumuzu yoracak eylemlerden kaçınmayı işaret ediyor. Bence bu çok önemli. Çoğu zaman popüler kültür unsurlarının bir kölesi gibi hep bir yerlere koşturuyoruz sanki bir şeyleri kaçırınca hayatımızdan bir şeyler gidecek gibi. Kitabın altını çizdiği noktaları çok sevdim bu anlamda. Bence bu değişime herkesin ihtiyacı var. Tembellik aslında bir
Hiçbir Şey Yapmadan Her Şeyi YapmakTodd McElroy · İdeal Kültür Yayıncılık · 202511 okunma