"Ne güç uğraşı güzel kadın olmak, yapmacık
Bir gülüşle ağzında
Bayılan soğuk ve çılgın oyuncuya layık
Bir ilkellik aslında;
Ne saçma gönüllere taht kurmak; güzelliğin,
Aşkın kalır mı yeri,
Unutuş atar her şeyi sepete, vermek için
Sonrasızlığa geri:"
Güneş bir tülle peçelendi. Tıpkı böyle,
Yaşamımdaki Ay! Sen de gölgelerle dol;
İster uyu, ister tütün iç; asık, suskun ol,
Sıkıntının büsbütün dibine dal şöyle.
Bu sende sevdiğim! İster misin ya, söyle,
Gölgeden çıkan tutulmuş yıldızca, kol kol,
Çılgınlık yerlerinde gezmek şöyle bir yol,
Peki! Çık kınından, güzel hançer, çık böyle!
Felsefe, lüksüm değil, gereksinimimdir;
üstünlüğüm değil, düşmüşlüğüm-
düştüğüm suyun içinde batıp gitmememi sağlayan can yeleği; hala nefes alabilmemi sağlayan hava borusu...
Felsefe, beni ancak (kıt kanaat) yaşatandır-
ancak yaşayabildiğim...
Yaşam yumağını, çözülemez hale; tek bir katı, belirsiz düğüm haline gelene dek, çözmeğe çalışmalısın
-ki o tek katı düğüm, sonunda, kolayca çözülsün...
Yaşamı düğümlemeden çözemezsin.