İkinci kısım, filozofların mezheplerinin dinin asıllarıyla asla çatışmayan görüşleridir. Bu, peygamber ve resulleri (Allah'ın salâtı üzerlerine olsun) tasdik etmenin zaruriyatından olmayan meseleler üzerine yaptıkları tartışmalardan ibarettir. Mesela, onların şu sözleri gibi: "Ay tutulması; yerkürenin Güneş'le Ay arasına girmesi sonucu Ay'ın ışığının yok olmasıdır. Çünkü Ay, ışığını Güneşten almaktadır. Yer yuvarlaktır ve sema onu her yandan kuşatmıştır. Ay, yerin gölgesine rastlayınca Güneşin ışığı ondan kesilir." Yine onların şu sözü gibidir: "Güneş tutulmasının manası, Ayın, bakan kimse ile Güneş arasına girmesi demektir. Bu ise Ay ile Güneşin aynı dakikada iki düğümde birleşmesiyle gerçekleşir."
(Bu ikinci ihtilaf, bu kitabın mevzusu değildir)
Aynı şekilde biz, bu tür fennin iptal edilmesi üzerinde derinlemesine durmayacağız. Çünkü bu hiçbir fayda sağlamaz. Kim bunu iptal etmek için münazaraya girişmenin dini bir konu olduğunu zannederse, dine karşı suç işlemiş ve dini işleri zaafa uğratmış olur. Çünkü bu meseleler, hiçbir şüpheye yer bırakmayan hendese ve hesapla ilgili delillere dayanmaktadır. Ay ve Güneş tutulmasının vaktini ve müddetini sebepleriyle beraber haber verecek kadar bu meseleleri iyi bilen ve delillerini inceleyen kimseye "Bu tavrın şeriata muhaliftir" denildiği zaman, söz konusu kimse kendi ilminden değil, şerîattan şüphe eder. “Akıllı düşman, cahil dosttan daha iyidir" denildiği gibi şerîatın kabul etmediği bir yolla, şerîata yardıma kalkışanın ona verdiği zarar, kendi yoluyla şerîata zarar vermek isteyenin ona vereceği zarardan daha büyüktür.
..
Üçüncü kısım ihtilaf, dinin asıllarındadır)
Üçüncü kısım, âlemin sonradan yaratılmış olması, Allah'ın sıfatları ve cesetlerin ve bedenlerin tekrar dirilişine dair hükümler gibi dinin asıllarına ilişkin