Miraç Buğra Tokaç

Miraç Buğra Tokaç
KİTABI HAKKIYLA OKUMAK
O Ashab-ı heva, o Ehl-i tahrif artık hakikî manasiyle "Ehl-i kitab" değildirler. Çünkü َاَلَّذِينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَاب Bizim kendilerine kitab verdiğimiz ehliyetli kimseler, ُيَتْلُونَه o verdiğimiz kitabı tilavet ederler. Yani virdederek, ders yaparak okurlar َّحَق تِلَاوَتِه hem hakkiyle tilavet ederek okurlar. Tahriften, teşvişten sıyanet ederek hevalarına uymayarak elfazını, maanisini, ahkâmını cidden gözete gözete dikkatli ve saygılı ve devamlı bir surette ve bilmediklerini, anlamadıklarını ehlinden sora sora hüsn-i niyyetle, temiz kalb, temiz ağızla okurlar. Gelişi güzel, baştan kara, bir eğlence gibi okumazlar. Şarkı,gazel, roman, hikâye yerine koymazlar. Kemal-i hürmet-ü edeble okurlar. ِأُولَئِكَ يُؤْمِنُونَ بِه İşte böyle okuyanlar, o kitaba iman ederler ve hakikaten sahib-ı kitabdırlar. ِوَمَنْ يَكْفُرْ بِه Ve fakat her kim o kitaba küfür ve küfran eder, hakkiyle okumaz, hevasiyle tahrif ederse فَأُولَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ işte bunlar da, hasirûn güruhudurlar. O büyük saadetten mahrumdurlar. Bu ayet, ulemadan Abdullah ibn Selâm ve emsali zevat-ı fadile gibi Ehl-i kitab'ın mü'minleri hakkında nazil olmuştur ki, bunlar, Tevrat ve İncil'i bihakkın tilavet edegelen Ashab-ı imandan oldukları için Kur'ân'a ve Hatemü'l-Enbiya'ya iman etmişler ve Resulallah'dan razı olmuşlardır. Ashab-ı Sefine denilen zevat dahi bu cümledendir ki, sebeb-i nüzulü bilhassa bunlar olduğu dahi mervidir. Bunlar Cafer ibn Ebi Talib ile beraber bir gemide gelmiş olan otuz ikisi Habeşli, sekizi de Şam Rahiblerinden kırk kişi idiler. Burada Beni İsrail'in de, -(velev kalil olsun) bir kısmı mü'minler miyanına girmiş ve medh-i İlâhîye nail olmuş bulunuyor.
Sayfa 398 - 2/121 tefsiri 1.cild·Kitabı okudu
Din İslam
Reklam
Ecnebi feylesofların şehadetleri
KUR'ÂN, BEŞERİYETE İLAHİ BİR LÜTUFTUR. KUR'ÂN, MUZAFFER CUMHURİYETLER MEYDANA GETİRMİŞTİR. Kur'ân âyetlerini nüzül tarihine göre tercüme ve tertib eden Ingiltere'nin en mutaassıb papazlarından Rodwell (Radvel), şu hakikatları i'tiraf ediyor. Kur'an, Arabistan'ın basit bedevilerini öyle bir istihaleye uğratmıştır ki, bunların adeta meshûr olduklarını zannedersiniz. Hıristiyanların telakkisine göre Kur'an'ın nazil olmuş bir kitab olduğunu(olmadığını) söyleyecek olsak bile, Kur'an; putperestliği imhā; Allah'ın vahdāniyet akīdesini tesis, cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilgā; çocukların diri diri gömmek gibi vahşi adetleri izäle; bütün huräfeleri istisal; taaddüd-ü zevcâtı tahdid ile, bütün Arablar için İlahi lütuf ve ni'met olmuştur. Kur'ân; bütün kainatı yaratan, gizli ve aşikar her şeyi bilen Kädir-i mutlak sıfatıyla Zât-ı Kibriyāyı takdīs ve tebcil ettiğinden, her sitayişe şayandır. Kur'an'ın ifadesi vecīz ve mücmel olmakla beraber, en derin hakikatı, en kuvvetli ve mülhem hikmeti takrir eden elfáz ile söylemiştir. Kur'ân, devamlı memleketler değilse de, muzaffer cumhûriyetler vücûda getirmeye hadim olacak esasları muhtevi olduğunu isbat etmiştir. Kur'ân'ın esaslarıyladır ki, fakr ve sefaletleri ancak cehaletleriyle kābil-i kıyas olan, susuz ve çıplak bir yarımadanın sekenesi, yeni bir dinin, haråretli ve samimi sälikleri olmuşlar, devletler kurmuşlar, şehirler inşa etmişlerdir. Filhakika Müslümanların heybetidir ki; Fustât, Bağdad, Kurtuba, Delhi bütün Hıristiyan Avrupa'yı titreten bir azamet ve haşmet ihräz etmişlerdir. RODWELL
Sayfa 700 - John Medows Rodwell, The Koran Translated from the Arabic, s. 15.·Kitabı okudu
Düşünce
Fir'avn Hükümeti İsrail'i Mahvedecek Musa'lar
Deniliyor ki, bu suretle, Beni İsrail'den katledilen çocukların mecmuu, dokuz yüz doksan bine baliğ olmuştu. Buna sebep de, bunlardan doğacak bir çocuğun Fir'avn'in hükümetini mahvedeceği hakkında kähinlerin verdiği bir haber veya Fir'avn'in gördüğü bir rü'ya olduğu öteden beri menkuldür. Ne ibrettir ki, bu mezalim, hiç bir faide vermemiş ve akıbet o çocuk doğmuş, Fir'avn'in kendisine beslettirilmiş, Hazret-i Musa olmuş ve yine takdir-i Huda yerini bulmuştur. Acaba buna kadir olan Cenab-ı Rabbil-âlemî'nin o kadar ma'sumun kesilmesine müsaade etmekte hikmeti ne idi? Buna Ebussuud, tefsirinde işaret ediyor. Fakat daha evvel Muhyiddin-i Arabî Hazretleri, Fusus'unda mealen şöyle izah eylemiştir: "Bu çocuklar, hep Hazret-i Musa'ya hayatında imdad olmak ve O'nun ruhaniyetini takviye etmek için katledilmiştir. Çünkü bunların her biri Musa diye, Musa diye, Musa hesabına, hasılı Musa için katlediliyorlardı. Çünkü Fir'avn ve Al-i Firavn, Musa'yı henüz bilmiyorlarsa da, Hakk Teâlâ biliyordu. Elbette bunların her birinin alınan hayatı, Musa'ya aid olacaktı. Zira gaye, O idi. Bu çocukların hayatı ise hep fitrat üzere bulunan temiz birer hayat idi. Ağraz-ı nefsiye ile kirlenmemiş, Kıssa-i Adem'de beyan olunduğu üzere, secde-i Meläike devrindeki fıtrat ve hılkati asliye üzere bulunuyorlardı. Hazret-i Musa, Musa diye katlolunan bütün bu çocukların hayatları mеcmuu оlacak ve hayat-ı Musa, bunların mecmuuna muadil bulunacaktı. Her birinin ruhundaki isti'dad-ü kuvvet Musa'nın olacak, Musa'da tecelli edecekti. Demek ki, bütün bunlar, sağ olsalar ve öyle tertemiz büyüseler, mecmuundan nasıl ve ne kadar bir kuvvet-i ruhiye hasıl olacaksa, ruh-ı Musa'nın kuvveti ona müsavi olacaktı, Fir'avn'in başındaki orduya mukabil, Musa başlı başına böyle bir ordu idi. Bütün o kesilen çocukların ruhları,
Sayfa 296·Kitabı okudu
Filistin
Doğruyu Yanlışa Bulamakta Yahudilere Benzememek
HAKKI, BATIL İLE KARIŞTIRIP ALDATMAYINIZ (2/42) Nice kimseler vardır ki, hakaik-ı ilmiyeyi tahrif ederler. Suiistimal eylerler. Onları, kendi gönüllerine göre evirerek, çevirerek aslından çıkarırlar. Bakırı yaldızlarlar, altın diye satarlar. Bu hal, ahbar-ı Beni İsrail'de çok vardı. Bunlar, kendi yazdıkları fikirleri, te'villeri tercemeleri, aslı Tevrat ile karıştırıyorlar, seçilmez bir hale getiriyorlar. Ve bazan da evsaf-ı Muhammediye hakkında yaptıkları gibi, kütüb-i salifedeki ayetleri saklıyorlardı ki, bu babta فويل لِلّذِينَ يَكْتُبُونَ الكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هذَا منْ عند الله )"Artık vay o kimselere ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da, sonra biraz para almak için "bu Allah tarafındandır" derler..." Bakara 2/79), يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعه ", (..kelimeleri yerlerinden oynatarak tahrif ederler, "Maide 5/13) vesaire gibi diğer ayetler de vardır. Bunlar, Tevrat'ın aslını mahfuz tutmuyorlar, kendi yazdıkları tercemeleri, "işte Kitabullah" diye Tevrat yerine koyuyorlardı ve mesail-i ilmiyede hakikati takib etmiyerek kendi gönüllerine göre beyanatta bulunuyorlar, heva-yü teşehhiye sapıyorlar, safsatalar yapıyorlar, arzularına tabi oluyorlardı. Bu suretle, hak fikri, hak i'tikadı kalmıyor, telbis, teşviş, aldatıcılık hükümran oluyordu. İşte bütün bunlara karşı ulema-i Beni İsraile sureti umumiyede bu hıtab-ı nehiy irad buyurulmuştur ki, Kur'ân'da bu babda başka bir ayet olmayıp da yalnız bu ayet olsa idi, Kur'ân'ın terceme ve tefsiri mes'elesinde ve sair vaziyet-i ilmiyede İslâm'ın hatt-ı hareketini, vazife-i İlmiyenin şeklini tayin etmek için bu ayet kâfi gelirdi. Tecrid-i Kur'ân me'selesinin ne büyük ehemmiyeti olduğu Kur'ân'ı, Kur'ân, tercemesini, terceme, tefsir ve te'vili de, tefsir ve te'vil olarak bellemek ve belletmek bir farıza-i
Sayfa 287 - 1.cild 2/42·Kitabı okudu
Din İslam
Duygusal Ateizm
Duygusal ateizm, genellikle hayatta karşılaşılan zorlu olaylara verilen tepkilerin bir ürünüdür. Ampirik verilerle de desteklenen çalışmalar göstermiştir ki,bu tür zorluklarla başa çıkmakta zorlanan bazı kişiler, Tanrı'dan soğumakta, O'ndan nefret etmekte, en nihayetinde de O'nun olmadığına inanmaya başlamaktadırlar.Örne­ğin, Darwin'in deizme, sonra da agnostisizme kaymasının altında bilimsel ve rasyonel sebeplerden çok, bu tür bireysel trajediler rol oynamıştır. Desmond ve Moore ünlü Darwin biyografilerinde, bu trajedilerin başında Darwin'in kız ço­cuğu Anne'in ölümünün geldiğini ifade ederler.The Atlantic dergisinde yayımlanan,ateistlerle yapılan röportajlardan parçalar içeren bir değerlendirme yazısı bu konuda ilginç veriler içerir. Bu çalışmaya göre, insanların ateizme yönelme yaşı 14 ile 16 arasıdır. Elbette bu yaştaki çocukların ne kadar sağlıklı bir rasyonel sorgulamada bulu­nacak olgunlukta ve donanımda olduğu tartışmaya açıktır. Röportaj veren ateistlerin hepsi rasyonel sorgulama netice­sinde ateist olduğunu iddia etmişse de, detaylara inildiğin­de duygusal sebeplerin varlığını keşfetmek zor olmamıştır. Örneğin Meredith isimli antropoloji öğrencisi antropoloji­den öğrendiklerinin kendisini inançsızlaştırdığım savun­muştur. Ancak Meredith daha sonra kendisini taciz eden ve sonra ölen babasının yeniden yaşama dönme ihtimalinin kendisini rahatsız ettiğini, bu nedenle cennetin veya cehen­nemin varlığına inanmak istemediğini anlatmıştır. Çünkü cennet veya cehennemin varlığı babasının yok olmayacağı anlamına gelecektir. Bu arada Meredith'in babası öldüğü zaman ateist olmaya karar vermiş olduğunu da hatırlatmak gerekir. Meredith'in örneği, insanların ateizme yönel­melerinde çok farklı duygusal gerekçelerin rol oynadığını göstermesi açısından önemlidir. (Dikkat
Düşünce
Reklam