HAKKI, BATIL İLE KARIŞTIRIP ALDATMAYINIZ (2/42)
Nice kimseler vardır ki, hakaik-ı ilmiyeyi tahrif ederler. Suiistimal eylerler. Onları, kendi gönüllerine göre evirerek, çevirerek aslından çıkarırlar. Bakırı yaldızlarlar, altın diye satarlar. Bu hal, ahbar-ı Beni İsrail'de çok vardı. Bunlar, kendi yazdıkları fikirleri, te'villeri tercemeleri, aslı Tevrat ile karıştırıyorlar, seçilmez bir hale getiriyorlar. Ve bazan da evsaf-ı Muhammediye hakkında yaptıkları gibi, kütüb-i salifedeki ayetleri saklıyorlardı ki, bu babta فويل لِلّذِينَ يَكْتُبُونَ الكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هذَا منْ عند الله )"Artık vay o kimselere ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da, sonra biraz para almak için "bu Allah tarafındandır" derler..." Bakara 2/79), يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعه ", (..kelimeleri yerlerinden oynatarak tahrif ederler, "Maide 5/13) vesaire gibi diğer ayetler de vardır. Bunlar, Tevrat'ın aslını mahfuz tutmuyorlar, kendi yazdıkları tercemeleri, "işte Kitabullah" diye Tevrat yerine koyuyorlardı ve mesail-i ilmiyede hakikati takib etmiyerek kendi gönüllerine göre beyanatta bulunuyorlar, heva-yü teşehhiye sapıyorlar, safsatalar yapıyorlar, arzularına tabi oluyorlardı. Bu suretle, hak fikri, hak i'tikadı kalmıyor, telbis, teşviş, aldatıcılık hükümran oluyordu. İşte bütün bunlara karşı ulema-i Beni İsraile sureti umumiyede bu hıtab-ı nehiy irad buyurulmuştur ki, Kur'ân'da bu babda başka bir ayet olmayıp da yalnız bu ayet olsa idi, Kur'ân'ın terceme ve tefsiri mes'elesinde ve sair vaziyet-i ilmiyede İslâm'ın hatt-ı hareketini, vazife-i İlmiyenin şeklini tayin etmek için bu ayet kâfi gelirdi. Tecrid-i Kur'ân me'selesinin ne büyük ehemmiyeti olduğu Kur'ân'ı, Kur'ân, tercemesini, terceme, tefsir ve te'vili de, tefsir ve te'vil olarak bellemek ve belletmek bir farıza-i