Miraç Buğra Tokaç

Miraç Buğra Tokaç
Kitabın sonu
Onlar üç meselede kesin olarak küfre girmişlerdir. Birincisi, âlemin kadimliği meselesi ve onların "cevherlerin tamamı kadimdir" sözleridir. İkincisi, onların "Allah'ın ilmi, şahıslardan meydana gelen cüz'îleri kuşatmaz" şeklindeki sözleridir. Üçüncüsü de onların cesetlerin diriltilip toplanacağını inkâr etmeleridir. Bu üç mesele hiçbir yönden İslam'a uygun düşmez. Bunlara inanan kimse peygamberlerin yalan söylediğine inanır. Peygamberlerin anlattıklarını maslahat icabı halkın anlayabileceği şekilde misallerle anlattıklarına inanmış olur. İşte bu, apaçık bir küfürdür ve Müslümanlardan hiçbir fırka buna inanmaz. Bu üç mesele dışında ilâhi sıfatlardaki tasarrufları ve tevhide inanmalarına gelince, bu konudaki mezhepleri Mutezile'nin mezhebine yakındır. Sebeplerin birbirini tabii olarak gerektirdiğine dair mezheplerini Mutezile "tevellüd" olarak açıklamıştır. Bu üç usûl dışında filozoflardan naklettiğimiz diğer bütün şeyleri İslâmi fırkalar konuşmuşlardır. İslâm fırkalarından bidatçileri tekfir eden bir kimse, bu sebeple filozofları da tekfir eder. Tekfir etmede tevakkuf eden kimse ise yalnız bu üç meselede onları tekfir eder. Bize gelince, sözün bu kitabın maksadını aşmaması için şu anda bidat ehlini tekfir etmeyi, bu meselede neyin sahih ve neyin sahih olmadığı meselesine dalmayı tercih etmiyoruz. Allah, doğruya muvaffak kılandır.
Sayfa 311·Kitabı okudu
Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Mesela وَ الْجِبَالَ اَوْتَادًا yani "Dağları zemininize kazık ve direk yaptım." bir kelâmdır. .. Hikmet-i tabiiyenin bir feylesofunun şu kelâmdan nasibi şudur ki: Küre-i zeminin karnında bazı inkılabat ve imtizacatın neticesi olarak hasıl olan zelzele ve ihtizazatı, dağların zuhuruyla sükûnet bulduğunu ve medar ve mihverindeki istikrarına ve zelzelenin irticacıyla medar-ı senevîsinden çıkmamasına sebep, dağların hurucu olduğunu ve zeminin hiddeti ve gazabı, dağların menafiziyle teneffüs etmekle sükûnet ettiğini fehmeder, tamamen imana gelir. ‎ اَلْحِكْمَةُ لِلّٰهِ‎ der.
Sayfa 424·Kitabı okudu
Düşünce

Miraç Buğra Tokaç

, bir kitabı yarım bıraktı
Alper Bilgili
8.7/10 · 461 okunma
Devamlı Mukarenet İlliyete Delil Olmaz
İlk makam: Hasım şunu iddia etmektedir: "Yakma fiilini gerçekleştiren sadece ateştir. Ateş ihtiyari olarak değil, tabiatı icabı fail/yakıcıdır. Bu sebeple yanabilen bir şeye dokunduktan sonra onun tabii işini yapmasına engel olunamaz." İşte bizim inkâr ettiğimiz de budur. Bilakis biz şöyle deriz: Pamukta siyahlığı yaratan, cüzlerinin dağılmasını sağlayan, yanip kül haline getirerek yakma fiilini faili Allah'tır. Allah bunu, ya melekler vasıtasıyla ya da vasıtasız olarak yaratır. Ateşe gelince, o cansız bir şey olup hiçbir fiili yoktur. O halde yakma fiilinin failinin ateş olduğunun delili nedir? Filozofların ateşin dokunmasıyla yanmanın hâsıl olmasını müşahede etmekten başka bu konuda hiçbir delilleri yoktur. Bu müşahede, yanmanın ateşe dokunmakla hâsıl olduğunu gösterir, ateş sebebiyle hâsıl olduğunu göstermez. Çünkü yanmanın Allah'tan başka bir illeti yoktur. Çünkü hayvan nutfesinde ruh, idrak etme ve hareket kuvvetlerinin birleşmesinin sıcaklık, soğukluk, yaşlık ve kuruluktaki sınırlı tabii kuvvetlerde doğmadığında ihtilaf yoktur. Babanın rahime nutfe bırakmak suretiyle oğlunu meydana getirmediği, onun hayatının, görmesinin, işitmesinin ve ondaki diğer hayati faaliyetlerin fåili olmadığı konusunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Bütün bu faaliyetlerin babada mevcut olduğu malum halde bunların baba tarafından var edildiğini söylemeyiz. Bilakis bu faaliyetler ya vasıtasız ya da bu tür hadiseleri meydana getirmekle vazifeli melekler vasıtasıyla İlk/Allah tarafından yaratılmıştır. Yaratıcının varlığını kabul eden ve kendisiyle konuştuğumuz filozofların kesin olarak benimsediği görüş budur. O halde açıkça anlaşılmıştır ki, bir şeyle beraber bulunmak, onun, o şey sebebiyle meydana geldiğine delalet etmez.
Sayfa 244·Kitabı okudu
Düşünce
İlm-i İlahinin Cüz'iyata Adem-i Taallukunun İktizaları
(İşte filozoflar dinlerini temelden böyle yıktılar) İşte filozofların inandıkları asıl kaide budur. Bu kaideden hareketle onlar, dinlerini külliyen yıkmışlardır. Çünkü bu kuralın muhtevası (filozofların demek istediği) şudur: "Mesela Zeyd, Allah'a itaat veya isyan edecek olsa onun halindeki değişimi Allah bilmez. Çünkü Allah, şahıs olarak Zeyd'in kendisini ve sonradan ortaya çıkan fiillerini bilmez. Allah o şahsı bilmeyince, onun fiil ve hallerini de bilmez. Hatta Zeyd'in kâfir veya Müslüman olduğunu değil, sadece mutlak olarak insanın kâfir veya Müslüman olduğunu, şahıslara hususi olmaksızın külli bir ilimle bilir." Hatta şöyle demek lazımdır: "Muhammed Sallellâhu Aleyhi ve Sellem peygamberliğini ilan ettiği halde Allah onun bu halini bilmez. Bu, her peygamber için aynıdır. Çünkü Allah, sadece insanlar arasında peygamberlik ilan edenleri ve onların birtakım vasıflara sahip olduğunu bilir. Muayyen bir şahsın peygamberliğini ise bilmez. Çünkü bu, hisle bilinecek bir husus olup Allah, histen sâdır olan şeyleri bilmez. Çünkü muayyen bir şahsın zaman bakımından bilinebilen değişik hallerini bilmek, değişmeyi icap ettirir." İşte bizim maksadımız evvela filozofların mezheplerini nakletmek, ikinci olarak anlatmak, sonra üçüncü olarak da ne çirkinliklere yol açtığını zikretmektir.
Sayfa 206·Kitabı okudu
Düşünce