Miraç Buğra Tokaç

Miraç Buğra Tokaç
Korkunun Sebepleri
İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor. Kendisini sevilmeye layık görmediği için sevilmekten korkuyor. Sorumluluk getireceği için düşünmekten korkuyor. Eleştirilmekten korktuğu için konuşmaktan korkuyor. Reddedilmekten korktuğu için duygularını ifade etmekten korkuyor. Gençliğinin kıymetini bilmediği için yaşlanmaktan korkuyor. Dünyaya iyi bir şey vermediği için unutulmaktan korkuyor. Ve aslında yaşamayı bilmediği için ölmekten korkuyor.
Sayfa 281·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Reklam
Evde Çalışan İş Kadınları
Bir kadının üretken olması, mutlaka bir ofiste çalışması demek değildir. El işi ya da ev işi yapmak da üretkenliktir. Kadının örgü örmesi veya halı dokuması da, üretimde bulunmasıdır. Ev hanımının en büyük sıkıntısı, yaptığı üretimin gözükmeyişidir. Bu durum, ev hanımlığının ağır bir işçilik olduğunu gösterir. Çünkü evde zaman kavramı yoktur. Bu hizmet 24 saat süren bir faaliyettir. Erkekler çoğu zaman bunu anlayamaz ve eşlerine "Ne yapıyorsun ki?... Bütün gün evdesin!" derler. Halbuki işlerin önemi, yerine getirilmediği zaman anlaşılır. Bazı görüşler, ev hanımlığının bir meslek olarak kabul edilip sigortalanmasını öngörmektedir. Bunun amacı, evdeki kadının da "çalışıyor" kabul edilmesini sağlamaktır. Bu tarzdaki görüşler, ideal görüşlerdir. Çünkü ev hanımlığı da bir meslektir, aynen iş yerinde olduğu gibi ev hanımı da sigortalanmalı, onun da sosyal ihtiyaçları karşılanmalıdır. Bu hususta yasal olarak düşünülmesi gereken pek çok şey vardır. Ev hanımlığı meslek olarak özendirilmelidir. İyi çocuk yetiştirmenin iyi bir iş kadını olmaktan daha basit olmadığı bilinmelidir. Ev hanımlığı, asla küçümsenmemesi ve yıpratılmaması gereken bir kavramdır. Çünkü insanlığın geleceğini, iyi yetiştirilen çocuklar belirleyecektir. Bu unsuru zayıflatmak, insanlığın geleceğine hiçbir kazanç sağlamaz. Son yıllarda Batı'da, "Annelik ve aile kavramını zayıflattığımız için toplumumuza zarar verdik, bunu yeniden güçlendirmeliyiz," düşüncesi hâkim olmaya başlamıştır. Artık bizler de annelik ve ev hanımlığı duygularını zayıflatacak ve çürütecek düşüncelere, "modası geçmiş yaklaşımlar" olarak bakmalıyız.
Sayfa 187·Kitabı okudu
Düşünce
Rahatlıkla söyleyebiliriz ki çok kültürlülük, gelişmişlik işaretidir. Çoğulculuğu tolere edebilmek, çağdaşlıktır. Çeşitliliğe tahammül etmemek ise ilkellik... Toplumların gelişebilmesi için, çoğulculuğun teşvik edilmesi gerekir. Amerika'nın çok kültürlülüğü önermesinin sebebi de budur. Farklılıklara, "Siz bizim zenginliğimizsiniz," denilebilirse, çağın ritmine uygun davranılmış olur. İnsanların ve toplumların sorunlarını çözerken, iç ve dış dünyayla ilgili gözlem yapmaları, varlıklarını geliştirme çabası içinde olmaları, onların kendilerini tanımalarına da yardımcı olacaktır.
Sayfa 170·Kitabı okudu
Düşünce
Endüstri Devrimi'nden Sonra Kadının Özgürlüğü
İnsanlık tarihi içinde Endüstri Devrimi'ne kadarki süreçte fiziksel gücün önemli olduğunu görüyoruz. Kol kuvveti, asker. lik, demircilik gibi mesleklerin değerli olması, fiziki gücü biyolojik olarak üstün olan erkeği toplumda egemen kılmıştır. Sanayi Devrimi'nden önceki dönemlerde erkek egemenliğinin sebebi, genetik algoritmadır. Kol gücünün önemli sayıldığı o yüzyıllarda biyolojik eğilimleri sebebiyle fiziksel gücü yeterli olmayan kadın, erkek egemen anlayışla yaşamıştır. Konfüçyüs'e göre, kadının erkek üzerinde gücü olmamalıdır ve bu, insanlığın yararına değildir. Aynı düşünce Batı felsefesinde de görülmüştür. Spinoza, "Kadınlar hükümdar değil, uyruk olmalıdır," der. Varlıkların yaşam kavgası esasına dayanan ve güçlünün zayıf olanı eleyerek hayata devam etmesi gerektiğini düşünen, Darwin'le aynı görüşü savunup bunu felsefeye aktaran Nietzsche, "Kadın özgürleşmek istiyor fakat bu, Avrupa'yı çirkinleştirir. Çünkü kadın, hayatı boyunca büyük çocuk olarak kalır. Gerçek insanoğlu erkektir ve kadınlar ara aşamadır," diyor. Materyalist mantık, bu düşüncelere dayanarak kadının özgürleşmesine karşı çıkmıştır. Kadın özgürlüğünün ortaya çıkışı, akıl, mantık ve muhakeme gibi zihinsel yeteneklerin insanlar arasında konuşulmaya başlandığı Endüstri Devrimi'ne rast gelir. İnsanlığın gelişim aşamalarında fiziksel gücün saltanatına zihinsel güç oturunca toplumsal gerçekler de değişmiştir. Yirminci yüzyılda üstünlük atfedilen akıl ve bilime yirmi birinci yüzyılın gücü sayılan duygular eklenince durum değişti. Duygusal zekânın keşfi, his bakımından kadınların erkeklerden üstün olduğu sahayı ortaya çıkardı. Peki duygusal üstünlük kadınlara ne kazandırıyor? Duygusal üstünlük, onlara hislerini kullanma avantajı sağlıyor. Bu avantaj insanlık tarihi içinde kadının toplumsal rolünü
Sayfa 163·Kitabı okudu
Düşünce
Modernizm ve Kadın/ Modernizm mi Batılılaşma mı?
Kadının toplumsal rolüne baktığımız zaman, asırlardan bu yana iniş çıkışlar yaşadığını görürüz. Mesela Orta Çağ Avrupası'nda kadının insan olup olmadığı tartışılmış, cinsel kimliği kapatılmaya çalışılmıştır. Daha sonra buna tepki olarak kadın özgürlüğü hareketleri ortaya çıkmıştır. Bu hareket içinde kadın kendini modernizmle ifade etmiştir. Modernizmin ifade sahası olarak da, gardırop modernciliği seçilmiştir. Gardırop modernciliği sonucu, kadının toplumsal rolü ciddi bir savaş alanı haline gelmiştir. Modernizm, dış görünüş - bilhassa kıyafet - üzerinden uygulamaya konulmuştur. Bu da esasında Batı modernizmidir. Batılılaşmanın üç sayacağı var: Demokrasi, teknoloji ve kültür... Biz sahip olduğumuz demokratik değerleri, yani özgürlük anlayışını, çoğulculuk fikrini ve katılımcılığı Batı'dan aldığımızı düşünsek de, aslında bunlar sadece Batı'nın değil, insanlığın nihai noktada kabul ettiği değerlerdir. Aynı şey teknoloji için de geçerlidir. Teknoloji, Batı icadı değil, insanlığın getirdiği teknik birikimin endüstri devrimiyle bu topraklarda hızlanmasıdır. Demek ki Batılılaşmak ayrı, modernleşmek ayrı şeydir. Batılılaşmak, Batı kültürünü benimsemek demektir. Onun müzik zevkini, mimarisini, eğlence şeklini de kabullenmeyi gerektirir. Oysa kültürel kimliğin bir parçası olan modernizm, milletlerin değerlerini korumasıyla da gerçekleşebilir. Mesela Japonlar geleneksel hüviyetlerini koruyarak modernleşmeyi seçerken biz, değerlerimizi değiştirmek suretiyle modernleşmeyi tercih ettik. Japonlar enerjilerini gardırop, müzik gibi alanlara yöneltmek yerine, teknoloji alanında sarf ettiler. Bu da Uzak Doğu ülkelerini ileri noktalara taşıdı. Ancak biz, yapılmaması gerekeni yaptık: Batı modernizmini, sorgulamadan aldık. Bir gecede çıkarılan kanunlar, bize kendi kıymetlerimizi unutturdu.
Sayfa 139·Kitabı okudu
Düşünce
Reklam