Miraç Buğra Tokaç

Miraç Buğra Tokaç
Bilge kadın
Bilhassa din alanındaki yeniden yapılanmaya - semavi mesajın özünü korumak kaydıyla - kadınların herkesten fazla ihtiyacı vardır. Kadınlarda doğuştan var olan duygusal yoğunluk, onların inanma ihtiyacını artırmaktadır. Özellikle (sevginin şartsız şekli olan) şefkatin kadınların üstün özelliği olması, dinlerdeki benzer hislerle örtüşmesi ilginçtir. Acıma duygusu arttığında saldırganlık azalır. Saldırganlık daha çok erkeklere özgüdür. Acıma duygusu ise kadınların üstün yönlerinden birisidir. Yine eş duyum (empati) duygusunun kadınlarda erkeklerden daha doğal şekilde var olması, kadınları dine daha yakın kılar. Kadınlarda bulunan diğer bir özellik de, iletişimde paylaşma ihtiyacı ve yardım etmeyi teşviktir. Erkekler iletişimde bilgi alışverişini önemli sayarken, kadınlar paylaşımı ve yalnızlığı gidermeyi önemserler. Kadınların bu özelliği, yardım etme eğilimi şeklinde ortaya çıkar. Bu sebeple dinlerdeki yardımlaşma ve paylaşım [infak] kavramı, kadınların psikolojik doğasıyla örtüşmektedir. İslam dini, siyasi meseleleri insana bırakmıştır. Tevhit, peygamberlik, ölümden sonraki yaşam ve adalet gibi kavramlar, Kur'an'ın temel konseptini oluşturur. Bu sebeple de "Sen çalış ben yiyeyim; başkası açlıktan ölse de bana ne!" gibi, bencilliği ve tembelliği yasaklayan uyarıları dikkat çekicidir. Bu çerçevede siyasi tartışma alanında kadınlar argüman olarak kullanılmaktadır. Bazıları kadını ikinci sınıf varlık gibi görürken, bazıları da cinselliği kadın politikası diye savunmaktadırlar. Bu duruma çözüm bulacak kişilerse yine kadınlardır. Kadınların "hüzünlü prenses" olmayı bırakıp "bilge kadın" olmaya ihtiyaçları vardır. Okumak, düşünmek, fikirleriyle var olmak, günümüzün kadınlarının temel görevi olmalıdır.
Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Annenin Babayı Sopa Olarak Kullanması
Aile içinde en çok rastlanan şey, annenin yüz göz olup disiplin kuramadığı ortamlarda, çocuğu eşine şikâyet etmesidir. Bunun sonucunda, baba çoğu zaman fiziksel şiddet uygular ve çocuk siner. Burada baba, sopa gibi kullanılarak çocuk nazarında korku imajı oluşturulmuştur. Anne bu davranışıyla çocuğa bir zarar daha vermiş olur. Disiplin kuramayışı ve evi kurallı bir ortam haline getiremeyişi sonunda, babayı öcü gibi göstererek baba ile çocuk arasında korku üzerine kurulu bir iletişim meydana getirmiştir. Bunların hepsi, aile içi sağlıksız iletişim problemleridir.
Sayfa 346·Kitabı okudu
Psikoloji
Yapay Anneler: Bakıcılar
Bakıcılar, çalışan kadının en önemli yardımcısıdır. Fakat ideal olan, ilk üç yıl çocuğu annenin büyütmesidir. Çünkü çocuğun kişilik gelişiminde ilk üç yıl, altın standarttır. Bu sürede beynin korku ve güven duygularını düzenleyen alanları gelişir. Bu dönem, çocuğun bir nevi kişilik çatısının belirdiği, kolon ve kirişlerin atıldığı, şahsiyetin kaba çizgilerinin oluştuğu dönemdir. Bu aşamada çocukla teke tek, kararlı ve tutarlı ilişki çok önemlidir. Eğer anne yoksa, o zaman onun yerine geçecek kişi, çocukla tutarlı ve devamlı bir ilişki içinde olmalıdır. Kararlı, tutarlı ve devamlı olmak, çocuk bakımı konusunda çok önemli üç kelimedir. Çok sık bakıcı değiştirmek ya da bakımı üstlenen akrabanın sıkça değiştirilmesi, çocuğun kendisini güvende hissetmesine engel olur. Yapılan araştırmalar, bebeklik depresyonu geçiren çocuklarda, anne yoksunluğu olduğunu göstermektedir. Bu çocukların beyninde mutlulukla ilgili kimyasallar salgılanmadığı için, beyin büyüme hormonu üretemez ve çocuğun büyümesi yavaşlar. Fiziki olarak çok iyi bakılsa da, sıkça bakıcı değiştiren çocuklar, sevgi gıdasını alamadıkları için büyüyemezler; hatta bazen ani ölümler bile meydana gelebilir. Bakıcı eğer çocuğa sevgi veriyor ve ona öz annesi gibi bakıyorsa bu büyük bir imkândır. Bazen de çocuklar ilgi gördükleri bakıcılarına öylesine alışırlar ki, korktuğu bir olayda bakıcı ile annesi yan yana bulunsa, çocuk bakıcıya gider. Çocuk onu sığınacak liman görür, biyolojik anneye değil, bakıcı anneye koşar. Onun sevgi ve duygu alışverişini yaptığı kişi, bakıcı annedir. Bu bakıcı, çocuğun anneanne ya da babaannesi de olabilir. Bizim kültürümüzde birçok yerde aile bağları hâlâ güçlü olduğundan, çocuğa anneanne ya da babaanneler bakar. Fakat bu durum onlar için kolay bir iş de değildir. Onlar bir dönem kendi
Sayfa 337·Kitabı okudu
Psikoloji
Kadın Haklarının Tarihi Süreci
İnsanlığın bireysel ve psikolojik gelişimi açısından üç önemli dönem vardır. Birincisi, kölelik dönemidir. Bu dönemde erkek gücü üstündür. Erkeğe aşırı önem vermek, bu dönemin bir sonucudur. Kölelik döneminden sonra Endüstri Devrimi'yle birlikte işçilik dönemi ortaya çıktı. Endüstri Devrimi üzerindeki en etkili ideoloji, sosyal Darwinizmdir. Bu ideoloji içinde, Nietzsche'nin, "Kadın özgürlük istiyor; fakat bu, Avrupa'yı çirkinleştirir" sözü de vardı. Darwinizme göre, "Güçlü olan ayakta kalacağı için erkek güçlüdür, soyu erkek devam ettirecektir." Sonuç olarak erkek odaklı toplumu sosyal Darwinizmi pekiştirdi. Mesela Hitler, damızlık erkek çoğaltma düşüncesine girmiştir. Bu düşünce, pagan kültürün yirminci yüzyıldaki devamıdır. Endüstri Devrimi'yle birlikte fizik güç şekil değiştirmiş, kölelik işçiliğe dönüşmüştür. Bilgi ve iletişim çağında ise, insan özgürdür. Bu dönemde üstün güç, bilgi ve iletişimdir. Artık fizik güç ikinci plana düştü; zekâ, düşünce ve beyin gücü ön plana çıktı. Kadına köle gibi davranmanın sosyal nedenleri de ortadan kalktı. Kadın ve erkek, insanlık tarihinde konjonktür olarak ilk defa eşit hale geldi. Tarihteki erkek egemenliğine dayalı modellerde ise, güçlü olmaya önem verilince, kadın - bir nevi - ikinci sınıf olma durumuna düşmüştür. Kadına verilen haklar konusunda insanlık tarihinin en çok yol alınan dönemi, Hazreti Peygamber'in (aleyhisselam) yaşadığı dönemdir. O dönemde kadın, erkeklere göre bin senede elde edemeyeceği bir yere hızla yükseldi. Kadının hem toplumda, hem de ailedeki rolü artarak değer kazandı. Ama Peygamberimizin (aleyhisselam) vefatından sonra, kazanılan bu ivme süratle geriye gitmiş, topluma tekrar Mezopotamya kültürü, yani ataerkil ve otoriter kültür hâkim olmuş, bu düşünce çağımıza kadar süregelmiştir. Kadın, 1400 sene
Sayfa 335·Kitabı okudu
Düşünce
Hased nedir?
Hased nedir? Râgıb'ın beyanına göre: «Hased, bir nimetin müstahikkınden zevalini temennîdir. Ekseriya o nimetin izalesine sa'y ile de müterafık olur. Ve rivâyet olunmuştur ki, Mü'min gıbta eder, Münafık hased eder.» «Kamus>»'un ve sairenin beyanına göre de o nimetin kendisine tahvilini isteyip istememekten eamdır. Yani hasedde asl olan mânâ bir nimetin, bir fazîletin, bir kemalin, sahibinden zevalini arzu etmek, kendisine geçmesini gerek istesin, gerek istemesin başkasında bulunmasını mutlaka çekememektir. Öyle ki, «onunki onda dursun da, sana da verelim» deseler memnun olmaz. Keşki, onunki mutlaka gitse de kendisine hiç birşey verilmese bile holşanır. Bahusus hased olunan nimet, håsid tarafından gasbolunmak kabil olmayan fezail-i zatiyye ve kemalât-ı nefsiyye kabilinden olursa hâsid o zaman bütün bütün fazîlet düşmanı kesilir ve onu kendine tahvil edemediğinden dolayı mahsudunu bigayr-i hakkın mutlaka imha etmekle müteselli olmak ister. العياذ بالله Hulāsa: Hasid, kendinin onmasını değil, diğerinin onmasını ister. Eğer başkasından zevali istememekle beraber, kendisine de onun gibisini veya daha iyisini isterse, o hased etmek değil, gıbta etmek, imrenmektir.
Sayfa 509 - 9.cild 113/5 tefsiri·Kitabı okudu