İnsanlığın bireysel ve psikolojik gelişimi açısından üç önemli dönem vardır. Birincisi, kölelik dönemidir. Bu dönemde erkek gücü üstündür. Erkeğe aşırı önem vermek, bu dönemin bir sonucudur. Kölelik döneminden sonra Endüstri Devrimi'yle birlikte işçilik dönemi ortaya çıktı. Endüstri Devrimi üzerindeki en etkili ideoloji, sosyal Darwinizmdir. Bu ideoloji içinde, Nietzsche'nin, "Kadın özgürlük istiyor; fakat bu, Avrupa'yı çirkinleştirir" sözü de vardı. Darwinizme göre, "Güçlü olan ayakta kalacağı için erkek güçlüdür, soyu erkek devam ettirecektir." Sonuç olarak erkek odaklı toplumu sosyal Darwinizmi pekiştirdi. Mesela Hitler, damızlık erkek çoğaltma düşüncesine girmiştir. Bu düşünce, pagan kültürün yirminci yüzyıldaki devamıdır. Endüstri Devrimi'yle birlikte fizik güç şekil değiştirmiş, kölelik işçiliğe dönüşmüştür.
Bilgi ve iletişim çağında ise, insan özgürdür. Bu dönemde üstün güç, bilgi ve iletişimdir. Artık fizik güç ikinci plana düştü; zekâ, düşünce ve beyin gücü ön plana çıktı. Kadına köle gibi davranmanın sosyal nedenleri de ortadan kalktı. Kadın ve erkek, insanlık tarihinde konjonktür olarak ilk defa eşit hale geldi. Tarihteki erkek egemenliğine dayalı modellerde ise, güçlü olmaya önem verilince, kadın - bir nevi - ikinci sınıf olma durumuna düşmüştür.
Kadına verilen haklar konusunda insanlık tarihinin en çok yol alınan dönemi, Hazreti Peygamber'in (aleyhisselam) yaşadığı dönemdir. O dönemde kadın, erkeklere göre bin senede elde edemeyeceği bir yere hızla yükseldi. Kadının hem toplumda, hem de ailedeki rolü artarak değer kazandı. Ama Peygamberimizin (aleyhisselam) vefatından sonra, kazanılan bu ivme süratle geriye gitmiş, topluma tekrar Mezopotamya kültürü, yani ataerkil ve otoriter kültür hâkim olmuş, bu düşünce çağımıza kadar süregelmiştir. Kadın, 1400 sene