Miraç Buğra Tokaç

Miraç Buğra Tokaç
İnsanlık Bu Kötülüğü Daima Devam Ettiremez ,Hak Din Galip Olacak
Ben bütün kuvvetimle, hadsiz lisanım olsa, o hadsiz lisanlarla kasem ederim ki; âlemi bu nizam-ı ekmel ile, bu kâinatı zerreden seyyårata kadar, sinek kanadından semâvat kandillerine kadar nihâyet bir hikmet-i intizam ile halkeden Hakîm-i Zülcelâl'e ve Sâni'-i Zülcemâl'e o hadsiz lisanlarla kasem ediyoruz ki; beşer hiçbir cihetle bütün enva'-ı kâinata muhalif olarak ve küçük kardeşleri olan sâir tâifelere zıd olarak kâinattaki nizama, küllî şerleriyle muhalefet edip nev'-i beşerde şerrin hayra galebesine binler senede sebep olan o zakkumları yiyip hazmetmesi mümkün değil.... Bunun imkânı ancak ve ancak bu farz-ı muhal ile olabilir ki; beşer bu âleme emânet-i kübrâ mertebesinde ve halife-i rûy-i zemin makamında sâir enva'-ı kâinata büyük ve mükerrem bir kardeş olduğu halde en edna, en berbat, en perişan, en muzır ve ehemmiyetsiz, hırsızcasına ve dolayısıyla, bu kâinat içine girmiş, karıştırmış. Bu farz-ı muhal, hiçbir cihetle kabul olunamaz. Bu hakikat için, elbette bu yarım bürhanımız netice veriyor ki, åhirette Cennet ve Cehennem'in zarurî vücudları gibi, hayır ve hak din istikbalde mutlak galebe edecektir. Tå ki, nev'-i beşerde dahi sâir neviler gibi hayır ve fazilet galib-i mutlak olacak.Tå beşer de sâir kâinattaki kardeşlerine müsâvi olabilsin ve sırr-ı hikmet-i ezeliye nev'-i beşerde dahi takarrur etti denilebilsin.
Sayfa 42·Kitabı okudu
Din İslam
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hasıl-ı kelâm: Biz Kur'ân şâkirdleri olan Müslümanlar, bürhana tâbi oluyoruz. Akıl ve fikir ve kalbimizle hakâik-i îmâniyeye giriyoruz. Başka dinlerin bâzı efradları gibi ruhbanları taklid için bürhanı bırakmıyoruz.Onun için akıl ve ilim ve fen hükmettiği istikbalde, elbette bürhân-ı aklîye istinat eden ve bütün hükümlerini akla tesbit ettiren Kur'ân hükmedecek.
Sayfa 27 - Bürhan: Delil·Kitabı okudu
Din İslam
İslâmiyet'i Temsil Etmenin Önemi
Asr-ı Saadet'ten şimdiye kadar hiçbir tarih bize göstermiyor ki; bir Müslümanın muhakeme-i akliye ile ve delil-i yakînî ile ve İslâmiyet'e tercih etmekle eski ve yeni ayrı bir dine girdiğini tarih göstermiyor.Avamın delilsiz, taklidî bir surette başka dine girmesinin bu mes'elede ehemmiyeti yok. Dinsiz olmak da başka mes'eledir.Halbuki, bütün dinlerin etba'ları ise -hattâ en ziyâde dinine taassub gösteren İngilizlerin ve eski Rusların- muhakeme-i akliye ile İslâmiyet'e dâhil olduklarını ve günden güne, bâzı zaman takım takım kat'î bürhan ile İslâmiyet'e girdiklerini tarihler bize bildiriyorlar . Eğer biz ahlâk-ı İslâmiye'nin ve hakâik-i îmâniyenin kemâlatını ef'âlimizle izhar etsek, sâir dinlerin tâbileri elbette cemaatlerle İslâmiyet'e girecekler; belki Küre-i Arz'ın bâzı kıt'aları ve devletleri de İslâmiyet'e dehâlet edecekler.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Din İslam
Geri Kalışımızın Nedenleri
Ben bu zaman ve zeminde, beşerin hayåt-ı içtimåiye medresesinde ders aldım ve bildim ki: Ecnebiler, Avrupalılar terakkide istikbale uçmalarıyla beraber bizi maddî cihette kurûn-u vustâda durduran ve tevkif eden altı tane hastalıktır. O hastalıklarda bunlardır: Birincisi: Ye'sin, ümitsizliğin içimizde hayat bulup dirilmesi. İkincisi: Sıdkın hayat-ı içtimâiye-i siyasiyede ölmesi. Üçüncüsü: Adâvete muhabbet. Dördüncüsü: Ehl-i îmanı birbirine bağlayan nurânî râbıtaları bilmemek. Beşincisi: Çeşit çeşit sâri hastalıklar gibi intişar eden istibdat. Altıncısı: Menfaat-i şahsiyesine himmeti hasretmek. Bu altı dehşetli hastalığın ilacını da bir tıp fakültesi hükmünde hayat-ı içtimâiyemizde, eczahâne-i Kur'âniye'den ders aldığım"Altı Kelime" ile beyan ediyorum.
Sayfa 20 - Kurun-vusta : ortaçağ , Sıdk: doğruluk , Adavet : Düşmanlık , Muhabbet : Sevgi , İstibdat : Baskı ,·Kitabı okudu
Din İslam
Bilimsel Metod ile Doğa Üstü Allah'ı Bulmanın Misali
‎‫وقال فِرْعَوْنُ يَا هَامَانُ ابْنِ لِي صَرْحًا Yine Fir'avn, dedi ki: «Ya Haman, bana bir‬‎ kule yap لعلى ابلغ الأسباب اسباب السموات Belki ben, o esbaba, o göklerin esbâbına, sebeblerine yollarına وإني لأظة كاذباً Maamafih ben, O'nu muhakkak yalancı zannediyorum. Fir'avn, bir rasad kulesi yaptırarak fennî bir teşebbüste bulunmak ve bu süretle Hazret-i Musa'yı gûya yalancı çıkarmak için bir şarlatanlık etmek istiyordu ki, bunda, iki mülahazanın birisi vardı. Ya halka diyecekti ki: «Bakınız, işte gökleri de tarassud ettik, oralarda Musa'nın dediği ilâhı göremedik, olsa idi görünmesi lâzım gelirdi.» Yahud diyecekti ki: «Bakınız biz, bu kadar vesait-ı mâliyye ve teşebbüsât-ı sınaiyyemizle göklere çıkmanın yolunu bulamadık. O halde Musa, nereden çıktı da bize onların Rabbı tarafından me'mur olduğunu söylüyor?..« وكذلك زين لفرعون سوء عمله Veiste Fir'avn'a kötü ameli böyle tezyîn edildi, süslü gösterildi de, bunları siyaset nâmına iyi bir şey yapıyormuş gibi yapıyordu. ‎‫وصد عَنِ السبيل ve yoldan saptırılıyordu. Çünkü gökte bir yıldız arar gibi rasad ile cismanî bir yolda Allah aramağa kalkmak, Allah'ı aramak yolu değil, halkı bu suretle iğfale çalışmak da muvaffak olacak bir siyaset yolu değildi. Gökler ve yer, göklerde ve yerde her şey Hâlikı'nın vücûduna delâlet edip durmakta iken ve Allah'ı eserinden anlamak için yerin, gökten bir farkı olamayacağı da aklı olanlar nezdinde ma'lûm olmak lâzım gelirken Hazret-i Musa'nın Sure-i 'ربناTaha'da الذي أعطى كُلِّ شَيْ خَلَقَهُ ثُمَّ هَدى "Bizim dedi: "Rabbımız her şeye hilkatini veren sonra da yolunu gösterendir." Taha-20-50) Sûre-i Şuara'da, قال‎ ‎‫رَبِّ المشرق والمغرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَا إِنْ كُنْتُمْ تَعْقِلُونَ )"Rabbınız ve evvel ki atalarınızın Rabbi de-‬‎ dik" Suara-26/28( رَبُّكُمْ وَرَبُّ أَبَائِكُمْ الأَوَّلِينَ
Sayfa 529 - 6.cild 40/36·Kitabı okudu
Din İslam