Miraç Buğra Tokaç

Miraç Buğra Tokaç
Şefaat ve Muhammed(s.a.v)'in Peygamberliğinin Genel Oluşu
‎‫الا لِمَنْ أَذنَ لَهُ‬‎ Ancak kendisine şefaat için izin verilmiş olan kimse müstesna. Ki evvelâ, makam-ı Mahmud'da Muhammed Mustafa sallallahü aleyhivesellem, sonra alâ merâtebihim diğer Enbiyâ ve Melaike ve salihîn. حتى اذا فزع عن قلوبهم Yani izin verdiklerinin şefaati de birdenbire oluvermez. Mevkifte çok tevakkuf ederler, dehşetli korku, hâlecânlar içinde beklerler. O dereceye kadar beklerler ki, nihâyet kalblerinden o dehşet ve hâlecân giderildiği, yâni şefaate izin verildiği zaman şefaat bekleyenler şefaat eden şefaatcilerine قالوا‎ derler: ماذا قال ربكم »Rabbımız ne söyledi?» Şefaatinizi kabul buyurdu mu? Şefaatciler de cevaben: قالوا الحق »Hakkı» derler. Yani «hakkı söyledi, hakkı ne ise, o olsun buyurdu>> derler. Binaenaleyh kâfirlere şefaat olmaz. ‎‫وَلا يَشْفَعُونَ الا لمن‬‎ ‎‫ارتضى "...ve onlar onun rıza verdiği kimselerden başkasına şefaat etmezler‬‎. Enbiya-21/28.Mısdakınca yalnız Allah'ın razı olduğu mü'minlere şefaat ederler. ‎‫وما أرْسَلْنَاكَ الأ كافة للناس Seni de başka değil, ancak bütün insanlara şamil bir‬‎ risåletle rahmetimizin müjdecisi azabımızın habercisi gönderdik. Bu âyet de, Risâlet-i Muhammediyye'nin Arab ve gayr-i Arab bütün insanlara kâffeten ammü şamil olduğuna delîl olan âyetlerdendir.
Sayfa 375 - 6.cild 34/22-30·Kitabı okudu
İslam
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
L-Taaddüd-i Zevcât (Poligami, Çok Kadınla Evlilik)
Tarihte poligami, hemen her cemiyette mevcut olmuş ve evlenilecek kadınların sayısı cihetinden bir sınırlama getirilmemiştir. Eski İran, Çin, Brehmen hukukunda ve Bâbil'de Hâmurâbi Kanunu'nda poligami kabul edilmişti. Roma hukukunda evli olmaksızın çok sayıda kadınla birlikte yaşamak câiz görülmüştür. Yahudi ve Kilise hukukunda da poligami hiçbir sınırlama olmaksızın meşru idi. Nitekim Tevrat ve İncil'de buna dair müteaddid âyet ve kıssalar vardır. Poligami, boşanma ve papazların evliliği, sonradan Katolik kilisesi tarafından yasaklanmışsa da, poligami bilhassa zengin ve asil Hristiyanlar arasında fiilen devam etmiştir. İslâmiyet'ten önce Arabistan'da evlenilecek kadınların sayısı ile alakalı bir tahdit yoktu. İslâm hukuku, bir erkeğin evlenebileceği kadın sayısını dört hür kadınla sınırlandırmıştır. Kur'an-ı kerîm âyetiyle (Nisâ: 3) meşru kılınan bu husus, bir vecibe değil, bir izindir ve kullanılması da şarta bağlanmıştır. Bu da evlendiği kadınların hepsine karşı evlilik mükellefiyetlerini âdil biçimde yerine getirebilme kudretini hâiz bulunmaktır. Bunun zorluğu aşikar olduğundan, Kur'an-ı kerîm tek kadınla yetinmeyi tavsiye eder. Nitekim Hazret-i Peygamber elli yaşına kadar tek bir kadınla evli kalmış; onun vefatından sonra bir takım dinî, sosyal ve siyasî mecburiyetler sebebiyle ve umumiyetle de yaşlı ve dul kadınlarla evlenmiştir. .. Nikah karşılıklı rıza üzerine kurulmuş bir akiddir. Kadın evlenirken, kocasının sonradan başka bir kadınla evlenebileceğini bilmektedir. Bunu kabullenemeyen kadını evlenmeye kimse zorlayamaz. Kaldı ki evlenirken boşanmak elinde olmak üzere evlenen kadın, kocası tekrar evlendiği zaman kendisini boşayarak bu vaziyete katlanmak zorunda kalmaz. Her ne zaman başka kadınla evlenirse, bu kadın veya kendisi boş olmak şartıyla nikâhlanırsa,
Sayfa 402·Kitabı okudu
İslam
İmam Muhammed'e göre ve üç mezhebde velî, küfvü ile mehr-i mislden aşağı olmamak üzere evlenmek isteyen kızın nikâhına icazet vermediği takdirde, kız hâkime müracaat edebilir. Velî, icâzet vermemesine meşru bir sebep gösteremezse, kızın zarara uğraması mevzubahis olduğundan, velâyet hâkime intikal eder ve hâkim velînin yerine geçerek nikâhı akdeder. Nitekim 1269/1844 tarihinde Osmanlı Devleti'nde bu yolda bir fermân neşredilmişti³.
Sayfa 398·Kitabı okudu
Köleliğin Sonu
Ortaçağ'daki serfler (toprağa bağlı köleler) de nazara alınırsa, Avrupa'da kölelik öteden beri çok yaygındı. Köleler, hemen hiçbir insanî hakka malik olmadıkları gibi, en ağır işlerde ölesiye çalıştırılırlardı. Fransız ihtilälinden sonra Batı Avrupa'da beyaz köle adedi çok azalmıştı. Ancak Doğu Avrupa'da bilhassa Rusya'da milyonlarca beyaz köle vardı. Beyaz kölelerin yerini Batı Avrupa'da, Afrikalı köleler almaya başlamışsa da, kanunî bir takım mâniler sebebiyle büyük bir meblağa ulaşmamıştır. Amerika'nın keşfinden sonra, buradaki arâzilerde ziraate başlayan beyazlar, yerlileri çalıştırmaya kalktılarsa da, ziraate alışık olmayan bu insanlardan bekledikleri randımanı alamadılar. Bunun üzerine Afrika'ya yöneldiler. Milyonlarca siyahî, köle yapılarak, gemilerle Amerika'ya taşınmış; bunların beşte dördü çok kötü şartlar altında, daha yoldayken ölmüştür. Bu siyahi köleler ölesiye çalışarak, Amerika'nın müreffeh istikbalini hazırlamışlardır. Sanayi inkılâbından sonra, boğaz tokluğuna işçi çalıştırmak, bir köle âilesine sahip olmaktan daha avantajlı hâle gelmiştir. Bunun da tesiriyle kölelik ilk defa 1832'de İngiltere'de, 1848'de Fransa'da, 1858'de Portekiz'de, 1863'de Rusya ve Hollanda'da, 1865'deki iç harb sonunda Birleşik Amerika'da, 1888'de Brezilya'da, 1926'da Nepal'de ve 1929'da İran'da yasaklanmıştır. Bunun üzerine hürriyete kavuşan köleler, eski efendilerinin yanında boğaz tokluğuna fiilen köleliğe devam etmek zorunda kalmışlardır. 1956 senesinde Birleşmiş Milletler'in kabule açtığı ve köleliği kaldıran milletlerarası mukaveleye Türkiye 1964'te imza koymuştur. Günümüzde bazı ülkelerde eskiden kalma kölelerin bu statüsü gizliden gizliye devam etmektedir.
Sayfa 387·Kitabı okudu
İslam
E-İstilad
Efendisinin câriyesiyle karı-koca hayatı yaşaması câizdir. Bunun için ayrı bir nikâh lâzım gelmediği gibi, bir sayı sınırı da yoktur. Buna istifraş veya teserri; böyle câriyeye de müstefrişe veya sürriyye yahud odalık denir. Bir câriye, efendisinden çocuk doğurursa, buna istilâd denir. Bu çocuk doğumundan itibaren hürdür ve nesebi normal şartlarda efendiye bağlıdır. Bu câriye de ümmü veled yani çocuk annesi olur. Artık bir başkasına satılamaz. Efendisi vefat eder etmez, kendiliğinden hürriyetine kavuşur. Diğer hukuk sistemlerinde, bu halde câriye hürriyetini kazanamadığı gibi, efendiden doğan çocuk da köle sayılırdı. İstilâdın sübūtu için istifraş, yani efendi ile fiili münasebetten başka, di've lâzımdır, yani efendinin çocuğu reddetmemiş olması şarttır. Ümmü veled, başkasıyla evlendirilse bile, statüsünü kaybetmez. Mâlikî'de rızası dışında başkasıyla da evlendirilemez.
Sayfa 385·Kitabı okudu
İslam