Ceyda Toker

Ceyda Toker
@tokerceyda
MTO
Puan vermedi·632 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2020 08:48
Oblomovluk, tembelliğin son raddesi. Okurken insana bu kadarda olur mu dedirten, bazen 'harekete geç be adam' diye içten içte insanı çıldırtan bir erteleme hastalığı, yapmama, yapmak istememe hastalığı. İlerleyen bölümlerde Oblomovkayi tanıdıkça ister istemez Oblomov'un bu duruma teslim olmasına hak veriş. Bazen arkadaşlar arasında günümüz Oblomovlarını tanımlamak için kullandığımız bir tabir vardır, 'portakalını bile annesi soyan bazı kişiler'. Bu kişiler ileride evlendiklerinde de portakalını eşlerine soyduruyor çoğunlukla. Naz yapmak, biraz ilgi görmek isteklerinin tamamen dışında bu söylediğim. Çoğu şeyi fedakarlık sınırları dışında karşıdakilerinden bekleyen kişilerden bahsediyorum. Evet bu örneklerin Oblomovla ne alakası var? Oblomovka' da aşçılar, dadılar arasında büyüyen Oblomov kadar şanslı olmayan bu kişiler bu imkanlar dahilinde eminim bir Oblomov olurlardı. Yani günümüzde de adı konmamış birçok Oblomov var kanaatimce. Bu kısım spoiler olabilir! ---Peki Oblomov Olga ile evlenseydi değişir miydi? Kitap boyunca bu soruyu sordum. Aşk gerçekten bu tembelliğe galip gelebilir miydi? Ben çokta mümkün görmedim açıkçası.--- Bu kitabı çoğu kişiye sevdiren şeyin ne olduğunu düşündüm çokça. Evet Oblomov'un kararsızlığı, gereksiz vehimleri, hareketsizliği kitabın bazı bölümlerinde okuyucuyu sıksa da yine de seveni fazla bir kitap. Klasik bir klasik işte dedirtebilir çoğumuza. Bence Oblomov kitabını sevdiren Oblomov karakterinin kendisiydi. Çoğu incelemede gördüğümüz 'herkes biraz Oblomov'dur' sözü bu kitaba olan beğeninin cevabı. Gerçekten düşününce bende bazen Oblomov'um diyebilirim. Kimi zaman yapmak istemediğim bir şeyi, çok basit birşey bile olsa içimden o istek gelmediği sürece kimse bana yaptıramaz. Ya da kimimiz sebepsizce Oblomovluk yapmak istemiyor muyuz
1000Kitap
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·415 syf.··
Beğendi
·
2020 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2020 15:25
#heraybirahmethamditanpinar etkinliği kapsamında Mart ayı kitabımız olan "Huzur" eserini bitirmiş bulunmaktayım. *Kitabı elime aldığım anda daha önce Mahur Beste ve Sahnenin Dışındakiler eserlerini de okuduğum için tanıdık simalara rastlayacak olmanın rahatlığı ile birlikte yeni aşklar, yeni karakterlerle tanışacak olmanın heyecanı sardı beni. **Dört bölümden oluşan kitapta Tanpınar, her karakteriyle beni onların iç dünyasına ve içinde bulundukları ruh haline götürmeyi başardı. Bu romanda da diğerleri gibi, olaylardan çok, olayların kahramanların iç dünyasındaki yansıması kurgulanmış. Romanda İstanbul ve özellikle de Boğaz, yalnızca bir mekân olarak değil, sanki kitaptaki kahramanlardan biri gibi karşımızdaydı. Bana göre diğer bir kahramanda kitabın sesi, tınısı yani müziğiydi. İçerisinde müzik sanki dört mevsimlik bir senfoni gibiydi. Kitapta geçen ve ney üflediğim için aşina olduğum tüm besteleri kitap boyunca severek dinledim. ***Karakterlerden Mümtaz'ın çocukluğuna da yer verilmiş olması karakteri anlamamız ve tanımamız açısından bize kolaylık sağlamış. Kitapta Nuran ve Mümtaz'ın aşkı sıcacıktı. Ağaçlara verdikleri eski cariye isimleri ve Boğaz'da sevdikleri yerleri bestelerle adlandırmaları çok hoştu. ****Tanpınar sanki bize birazda "Huzur" içindeki huzursuzluğu anlatmak istemiş. Mümtaz ve Nuran'ın en mutlu anlarında bile içlerinde büyüttükleri vehim ve korkuları, adeta kendi huzursuzluklarında kaybolmaktı. Huzur'u diğer iki kitaba göre daha çok sevdiğimi belirtmeden geçemeyeceğim. Tanpınar yine buradayken orayı göstermeyi, bize kahramanların dünyasını yine onların gözünden göstermeyi ustalıkla başarmış. Kitaba dair tek olumsuz düşüncem olay örgüleri arasındaki ani geçişler bazı yerlerde adapte olmamı zorlasa da bu dile alışmaya başladığımı düşünüyorum. Beş
1000Kitap
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
10/10
·582 syf.··
Beğendi
·
2019 49. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2019 10:49
Ah sen nasıl bir kitapsın! İsterim ki herkes okusun seni. Tam on dokuz günlük kendimde kayboluş, bir iç hesaplaşma, nefis muharebesi... Normalde 3 günde okuyabileceğim bir kitabı bu kadar uzun sürede bitirebildim. Çünkü her okuduğum cümleden sonra kendimi hesaba çekmek mecburiyetinde kaldım. Öyle “Ben büyük günahları işlemiyorum” deyip gerisini düşünmemek ne büyük bir inhida! Resmen şeytanın hilesi. Dinimiz o kadar güzel ki her ince ayrıntısı bizi hem doğruya, hem güzele ulaştırıyor, aile, akraba, dost ilişkilerimizi düzeltiyor, kalbimizi arındırıyor. Kalbimiz dedim, görmediğimiz bir şeyi arındırmak nasıl mümkün? İşte İmam-ı Gazali 111 madde ile bunu yüreklerimize işliyor, ayetler, sahih hadisler ve kıssalarla zenginleştirerek aktarıyor. Bu şekilde maddeler o kadar dolu dolu işleniyor ki tam olarak tatmin olmuş bir şekilde diğer bir maddeye geçiyorsunuz. Evet okurken nefsime ağır gelen yerlerde oldu. Mesela Sıla-ı rahimi ne kadar hafife aldığımı farkettim. Kendimce sebeplerim varken hepsinin önemsiz ve geçersiz olduğunu kabullenmem, “Ne olursa olsun yine de bağını koparma düsturunu” aklıma, kalbime yedirmem çok zor oldu. Bunun gibi hafife aldığımız daha nicesi. Herkesin bu kitaptan alacağı elbette kendi kabı kadardır ama eminim her okuyanın kendini sorgulanacağı bir çok yer olacaktır. Önsözde de yazdığı gibi bu bir durum tespit, kalbi aralama ve ıslaha çalışma kitabıdır. Kalp nasıl olursa azalarımız ve yaşayışımızda öyle olur. Bütün âbidlerin yaptığı gibi kalbimizi günde bir kaç defa kontrol etmek düsturumuz olmalıdır. Kısacası; okuyunuz efendim...
1000Kitap
Kalplerin Keşfiİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 20159bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2019 28. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2019 13:03
Bir rüzgar gibi geçtin gittin bir günümden Pessoa,ya da her kimsen,ya da kim değilsen. Pessoa ile tanışma kitabım oldu, bence iyide oldu. Kitabın adıyla müsemma gerçekten başıboş bir zamanda okumak gerekiyor bence. Çoğu cümlesi tekrar okutuyor kendini ve şöyle uzaklara dalıp bi düşündürüyor.İçerisinde “bazen bende böyle hissediyorum dediğim” yerlerde oldu, anlamsız bulduğum yerlerde. Ne de olsa Pessoa bu çokta irdelememek lazım :) Sonuç olarak iyiki okudum...
Başıboş Bir Yolculuktan NotlarFernando Pessoa · Kırmızı Kedi Yayınları · 20151,667 okunma
7/10
·408 syf.··
2019 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2019 17:04
İskender Pala ile tanışmamız bu kitapla oldu.Bana yıllar önce okuduğum Sinan Yağmur kitaplarını anımsattı.Yunus Emre’nin hayatı güzel bir dille kurgulanarak roman halini almış. Aslında Yunus Emre ile tanışmamız da bu kitap ile oldu.Yunus Emre kimdir deseler “Yaratılanı Sev Yaradandan ötürü” diyebilirdim.Ama kitaptan sonra; onun dünyevi acıların,kayıpların sonunda nasıl derviş olduğu,”Sevgilisini” nasıl bulduğu,bugün dahi gönüllere nasıl ulaşabildiğini gayet iyi belledim. Şems’in dediği gibi Yunus’ta “Nereden bilebilirdi ki hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?”.Onun yaşadıklarıydı onu Yunus yapan ve bugün dahi bizi düşündüren şiirler yazdıran...
Od: Bir Yunus Romanıİskender Pala · Kapı Yayınları · 201748,9bin okunma