kübra tok

kübra tok
@tokkubra
Puan vermedi·360 syf.··
2024 5. kitabı
AZ'ın tarifsiz ÇOK'luğu ... Kasvetli bir Ankara sabahına uyanıyorum. Hava, gerçekten soğuğu sevebilen benim gibi insanlar için huzur verici görünüyor. Bu güzel pazar gününe onlarca aktivite sığdırabilirdim, bir sürü plan yapabilirdim ama haftalardır tek düşündüğüm şey ‘’pazar günü Hakan Günday okuyacağım’’ düşüncesi koca bir günümü ayırmak için aslında güzel bir sebep. Kahvaltımı yapıyorum, biraz koşmak için parka gidiyorum. Birazdan başıma geleceklerden habersizim. Koştukça nefesimin açılması sağlığım açısından çok önemli bir hâl alıyor çünkü birazdan nefesimin kesileceğinden, bir kitabın kalbimle alay edeceğinden de habersizim. Eve gelip kitabımı ve notlar alırım diye kullandığım defterimi alıp parka çıkıyorum. Hava birden güzelleşiyor ve keyifli bir okuma aktivitesi için bütün şartlarım hazır, kitabın kapağını açıyorum. Hiç olmadık bir anda içinizde bazı hisler belirir ya hani, henüz kitabın çok başında çok sakin ilerlerken birden içime bir huzursuzluk çöküyor. Yoksa çevremden duyduğum, birkaç kişiye sorup karşılığında ‘’Hakan Günday okumak çok zordur, miden , kalbin, beyin kaldırmayabilir’’ diyenler haklılar mı? Bunun cevabını almak için saatlerce beklemeyeceğimden emin bir şekilde okumaya devam ediyorum. Tıpkı Dostoyevski okurken yaşadığım tarzda bir huzursuzluk bu ama Dostoyevski okurkenki hislerim daha çok psikolojik sebeplere dayalı. Şimdi ise karşımda 11 yaşında bir kız çocuğu görüyorum. Huzursuzluğum artıyor, sayfalar geçtikçe korktuğum başıma geliyor. Şimdi söyleyeceklerimi yargılayabilirsiniz; kitabın içine bir anda sakalı karnına kadar uzamış, dinci bir tavır takınan, her on cümleden yirmisi Allah olan karakterler giriyor. İçinde din olan her şeyden korkmuşumdur. Çünkü ‘’din’’ altında yapılan öyle kötü, korkunç, açıklanamaz, yıkıcı şeyler gördük ki
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·431 syf.··
2024 4. kitabı
Şehirlerle aşk (biri Diyarbakır'mı dedi?) (Spoiler içerir) *" Piraye'yi yıllarca Nazım'a bekletip Vera' ya yar eden dünya değilmisin sen" Okuduğunuz bu sözden yola çıkarak Piraye adlı kitaba merak saldım. Kitaba başlarken kararsız bir Piraye gördüm. Ne istediğini bilmeyen karşısına çıkan partnerlerini sırf ona benzemiyor diye hor gören bir Piraye. Piraye' mizin kalbini Diyarbakır' lı Haşim çalıyor. İşte burda mesafelere rağmen aşk diyoruz... Hani izlediğimiz güneydoğunun sarpa saran ağalı, hanımağalı dizileri tadında güzel bir hikayeydi. Tam da reyting rekorları kıran HERCAİ dizisini düşündüm kitabı okurken. Konu farklı olsada çağrıştırıyor az da olsa. Erkek çocuk sahibi olmadı diye üzerine kuma getirilen Piraye. Ah Piraye! Koskoca İstanbul' da yaşayan, kendini kimseye ezdirmeyen, sözünü geçiren Piraye. Çok değil evliliğinden beş sene önce biri çıkıp karşısına "Piraye sen Haşim ile evleneceksin dünya tatlısı bir kızınız olacak ve bir süre sonra kısa zamanlı hastalığından dolayı bir daha çocuğun olmayacağını, üzerine kuma geleceğini söyleselerdi inanırmıydın." - Kim! ben Piraye; üzerime kuma mı gelecek? dediğini duyar gibiyim. Daha kötü bir acı ile sınandın farkına varabildiğin kadar var. Artık Haşim yok! Nazım'ın Piraye'si de böyle olmadı mı Nazım Piraye 'yi deli gibi severken birden başka kadına aşık olmadı mı? Erkekler birazda böyle değil mi elindekinin kıymetini bilmez başkasını koynuna almaktan utanmaz. Ama aynısını sadece sözle dile getirseniz karşınızda sinir küplerine binerler. Eşlerinin başka bir adama bakışını bile kaldıramazken kadınlar onları aldatan kocalarına ne yapsın? Tek kelime ile kadının sevgisini yüreğini haketmiyorsunuz. ______________________________________________________ Gerçeği kahramanımız Haşim son nefesine kadar Piraye dedi
PirayeCanan Tan · Altın Kitaplar · 201350,4bin okunma
Puan vermedi·108 syf.··
2024 3. kitabı
Natalie Babbitt (28 Temmuz 1932 - 31 Ekim 2016) Natalie Babbitt 1932 yılında ABD'de dünyaya geldi. Yayıncılık dünyasına çizer olarak adım atan Babbitt, birçok çocuk kitabı resimledi. Bugüne kadar çocuklar için çok sayıda öykü, şiir ve roman kaleme alan yazarın çalışmaları halen ABD'deki yayın organlarında sürekli yayınlanmaktadır. Çocuk edebiyatının en prestijli ödüllerinden Coldecott Ödülü'ne değer görülen Natalie Babbitt, üç torun sahibidir. Babbitt, 1982 yılında Hans Christian Andersen Ödülü'ne aday gösterilmiştir. Yazar 2012 yılında American Academy of Arts and Letters tarafından ilk kez verilen E.B. White Ödülü'nün de sahibi olmuştur. ÖLÜMSÜZ AİLE Bir çocuk kitabı olan Ölümsüz Aile, büyüklerinde okurken zevk alabilecekleri fantastik bir öyküdür. Babbitt, bu öyküsünde ölümsüzlüğün bir lütuf mu yoksa bir lanet mi? olgusuna vurgu yapar. Örneğin sivrisineklerin hiç ölmediğini düşünelim. Kısa bir süre sonra tüm dünyayı kaplayıp yaşanmaz bir yer olmaz mı dünyamız? İnsanların ölmediği bir dünyada, doğumların da devam ettiğini düşünecek olursak bir müddet sonra adım atacak yer kalmaz. Ne büyük bir felaket. Yeni doğanlara yer açmak için vaktimiz geldiğinde ölmeliyiz. Tuck ailesi ölümsüzlük pınarından içmişler ve ölümsüz olmuşlardır. Yıllarca saklamayı başardıkları bu sırlarını küçük Winnie tarafından tesadüfen öğrenir. Artık sırları güvende değildir. Keyifli Okumalar
Ölümsüz AileNatalie Babbitt · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20184,069 okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2024 2. kitabı
Arthur Schopenhauer; Alman filozof, yazar ve eğitmendir. Schopenhauer, Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir. Dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkat çekmiştir. En önemli eseri olarak İstenç ve Tasarım Olarak Dünya kayda geçmiştir. Ayrıca Nietzsche'nin ilk akıl hocasıdır. Bu eserinde Schopenhauer, 45 adet hayat kuralından bahsetmiştir. Bazı hayat kurallarını da Platon, Seneca gibi eski filozofların düşüncesine dayandırmaktadır. Genel çerçevede mutluluğu insanın içindeki neşe de ve sağlıkta arayan yazar, edebiyat dünyasına sayfa sayısı olarak kısa ama içerik olarak sağlam bir yapıt kazandırmıştır. Yazar mutluluk için elimizde olanların kıymetini bilmemizi, kendimizden iyi olanlara değil de daha kötü olanlara bakıp şükretmemizi, ve kötü olan şeyleri kadere yormamızı salık vermiştir. Yaşadığımız dünyaya ve insanlara oldukça sert eleştirilerde bulunmayı da ihmal etmemiştir. Bu tarz eserlerin okunmasından daha değerli olan şey tavsiyeleri gündelik yaşamımızda uygulayabilmektir. Burada Shakespeare'den alıntı yapmak gerekirse ''Yirmi kişiye birden ne yapması gerektiğini öğretebilirim, ama o yirmi kişiden biri olmaya gelince iş değişir.'' Umarım yazar bu öğretileri kendisi uygulayabilmiştir. Herkese okumasını tavsiye ederim.
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma
Puan vermedi·159 syf.··
2024 1. kitabı
Uzun uğraşlarım sonrası sanırım arkadaşıma, okuma alışkanlığı kazandıracağım. Dile kolay liseden süre gelen tam on iki yıllık arkadaşlık. Zannediyorum ki o, en yakın arkadaşım benim. Hayatının en ince ayrıntılarını bile anlatır bana, tabi bende ona. Kendisi öğretmendir benim gibi ancak benim aksime atanmış hayatını düzene koymuş biridir. Hayatında yaptığı ve yapacağı her şey sıra içindedir. Önce lise biter, üniversite kazanılır, üniversite biter, sonra askerlik. Askerlikte tamam derken atanma sırası gelir. En nihayetinde atanma işi de tamamdır. Geriye, kafa yapısına uygun bir kız bulup evlenmek ve sonrasında müthiş bir nizam içinde olan hayatını, yapılacaklar listesinden yine sırasıyla devam ettirerek kaçınılmaz olana doğru yol almak kalıyordu. Bu aralar kafası çok karışık arkadaşımın. Bir edebiyat öğretmeni varmış okulda; “Çok güzel bir kız, fiziği gayet iyi saçları, hele saçları öyle güzel ki onu görünce kendimi ona bakmaktan alıkoyamıyorum Anıl.” Diye çoğu zaman onun ihtişamına dem vurarak konuyu açar ve kızın davranışlarında ki tutarsızlıkları ile konuyu enine boyuna tartışarak, ondaki bu tutarsızlığın nedenlerini ve bu nedenlere nazaran bizim çocuğun, ona nasıl davranması gerektiğine dair kararlar alırız. Yine bir gün bu konular üzerine kafa yorarken; “Oğlum Anıl, ne yapacağım ben her geçen gün uzaklaşıyor benden, ne yapmak gerek? Ah bir bulabilsem keşke. Ortak bir yön bulabilsem.” Diye hayıflanırken birden aklına bir fikir geldi; “Aa bir dakika geçen İnstagramında bir kitap paylaşmıştı, onun üzerinden gitsek olmaz mı, ne dersin?” diye sevinçle bana döndü. Bende yardımcı olma arzusuyla fotoğrafı açmasını söyledim. Fotoğrafta Albert Camus’un Yabancısı ve onu tutan bir el gördüm. “Tamam. Varoluşçuluk felsefesini seviyor olmalı. Buna dayanarak varoluşçu yazarları
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,6bin okunma