Zamanda yolculuk edebilseydiniz kiminle buluşmak isterdiniz?
Puan vermedi·200 syf.·
2026 9. kitabı
Japon edebiyatından bir kitap ile geldim size. Kitabın konusu şöyle : Tokyo'nun ara sokaklarında bir kafe. Bu kafenin içecek ve yiyecek hizmetinin dışında bir hizmeti daha var:Geçmişe gitme ve istediğiniz biri ile görüşme. Şartları var tabi bu görüşmenin. Buluşacağınız kişiyle daha önce orada buluşmuş olmak ve kahve soğuyana kadar kısacık bir zamanda geçmiş zaman gidip gelmek. Bu gidip gelme gelecek üzerinde hiçbir değişiklik yapmayacak. Kitap kurgu ve konu olarak sürükleyici ama çeviriden mi bilmem arada olaydan koptuğum yerler oldu. Genel olarak beğendim. Gelelim beni düşündüren, sizin de düşünmenizi istediğim soruya. "Zamanda yolculuk edebilseydiniz kiminle buluşmak isterdiniz?" Tik tak tik tak, kahveniz soğumadan dönün.
Kahve Soğumadan ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 202110bin okunma
TOKYO'DA AŞK°
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:22
"Bir daha hiçbir öykü, dünyada ondan başka öykü yokmuş gibi anlatılmayacak." J. Berger amca böyle demiş bu roman için. Abartmış mı derseniz, cevabım kesinlikle hayır olur. Çok yerinde bir cümle. Berger ile tamamen aynı fikirdeyim. Arundhati Roy aktivist bir Hintli. Bu yüzden bu kitabın içinde Hindistan, İngilizler, küresel işler, iç dinamikler, tutmayan dengeler, inançlar, kast sistemi yani ne ararsanız var. Bollywood tarzı bir aşk da var; acılı, baharatlı, köri soslu, her sayfada tazelenen bir lezzet içeriyor. Dil şiirsel ama karmaşık, yormuyor desem yalan olur. Hesse ve Woolf arasında gidip gelen bir dil. Bilnç akışına çok yakın bir tarz. Zaman algınızı yitirip sayfalar arasında gidip gelerek bulmaya çalışıyorsunuz. Büyük öykülerin büyüsü, bir büyüsü olmamasıdır diyor bir cümle. Büyük öyküler, dinlemiş olduğunuz halde yeniden dinlemek istediğiniz öykülerdir diye ekliyor başka bir cümle de. Kurgu arttıkça gerçeklik azalır ya, onlar heyecanlarla ve şaşırtıcı sonlarla gözünüzü boyamazlar, beklenmedik şeylerle şaşırtmazlar. İçinde yaşadığınız ev kadar tanıdıktır size. Ya da sevgilinizin teninin kokusu kadar. Nasıl bittiklerini bilirsiniz, ama yine de bilmiyormuş gibi kulak verirsiniz. Tıpkı, bir gün öleceğinizi bilmenize karşın hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamanız gibi. Büyük öykülerde kimin yaşayacağını, kimin öleceğini, kimin aşkı bulacağını, kimin bulamayacağını bilirsiniz. Ama yine de yeniden bilmek istersiniz. Onların gizemi ve büyüsü budur işte. Zengin Hindu ailenin kızıyla toplumun en alt kesiminden bir işçinin yasak aşkı kötü bitmiş arkadaşlar. Küçük şeyler, acı veren büyük şeylere dönüşmüş. Bu öykü, sıfırı tüketmiş bir sirkin becerikli soytarısı gibi. En masum iki kişi bu kitabın içinde öldü. Çünkü havaya zıplarken üzerine düşebilecekleri bir ağ da
Edebiyat
Küçük Şeylerin TanrısıArundhati Roy · Can Yayınları · 20201,760 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Uzun bir özet
7/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 10:33
Koreli bir ailenin 4 kuşak boyunca yaşadığı olayların hikayesiydi Paçinko. 1910-1989 yılları arasında Kore halkın yaşadıklarına şahit olmak da çok ilginçti.Tüm dünya da buhran dönemi var.Açlık ve sefalet çok büyük. Hikayemiz Hoonie ile başlıyor. Kore de küçük bir Adada yaşıyor.Hoonie sakat ama çok çalışkan biri;ailesiyle bir pansiyon işletiyor.Yangjin ile evleniyor ve Sunja adında bir kızları oluyor. Ve Sunja büyüdüğünde zengin bir yabancıya aşık olur ve ondan çok etkilenir hamile kalır. Adam evlidir ve Sunja bu evlilik dışı bebeği korumak için genç ve hasta bir din adamıyla evlenme teklifini kabul eder. Çok zorlu yıllar başlar. Sunja evlendiği İsak ile birlikte Osaka'ya yani Japonya 'ya göç etmiştir. Ve Japonya Koreyi topraklarına katmıştır.Bu işgal Sunja Adada yaşarken de vardı ama Osaka da koreli olarak yaşamak daha çok zordu. Dışlanma,hor görülme,çalışmanın karşılığını alamama,adaletin işlemeyişi vardı. Adalet koreli olunca duruyordu. Sunja iki oğluyla birlikte Osaka da yaşadıklarını uzun hikayesi devam ediyor. Amerikanın Japonya ya saldırmasına da şahitlik ettim hikaye de.Sunja ailesiyle bu sırada ilk oğlunun babası sayesinde bir çiftlikte korundu . Oğullarının adı Noa ve Mazasu. Noa Tokyo da üniversite okudu. Noa Japon olmak istiyor. Noa sonra Paçinko (oyunların oynandığı bir salon)salonu açıyor. 4 çocuğu var. İntihar etti. Mazasu da Paçinko salonu açtı. Paçinko salonunu Mazasu'nun oğlu da(solomon)işletiyor. Bu ailenin üniversite okuyan çocukları da okumayan çocukları da Paçinko salonu işletiyor. Her Koreli de mazlum değil bazı Koreliler de Japonlara kötü davranıyor. Her Japon da kötü değil iyi japonlar da var. Hep annemin dediği gibi her memleketin iyisi de var kötüsü de var.
PaçinkoMin Jin Lee · Epsilon Yayınevi · 2024548 okunma
5/10
·280 syf.··
2026 56. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:00
|Konusu| Patti Smith'in, kocası ve yol arkadaşı Fred "Sonic" Smith'in ölümünden sonra başlayan yas sürecini anlatıyor. Kocasının en sevdiği kafe olan New York'taki "M Treni" kafesine yıllar boyu yaptığı ziyaretleri ve burada sık sık canlanan eski anıları ele alıyor. Kitapta belirgin bir olay örgüsü yok; sadece büyük bir kaybın ardından bir kadının zihninde şekillenen yas süreci işleniyor. _______________________________________________________ |​Yorum| Bitti. Ben maalesef çok beğenmedim. Kitaba bir kurgu beklentisiyle başlarsanız beklentinin çok altında kalan bir eser. Olay örgüsü olmadan sadece Patti'nin eski anılarını ve yaptığı dünya turunu okuyoruz. Kitap bence çok yavaş ve dağınık ilerliyor. Bir sayfada Tokyo yolculuğunu okurken diğer sayfada bir rüyasına, başka bir sayfada ise çocukluğuna geçiş yapıyoruz. Bu kopukluk yüzünden anlatılanları pek hissedemedim ve kitapla bağ kuramadım. ​Kayıp ve yas üzerine yazılmış olsa da bu duygu bana pek geçmedi. Kısacası başlarken beklentim çok yüksekti ama pek sevemedim. ​: M Treni : Patti Smith
Duygu ve Düşünce
M TreniPatti Smith · Domingo Yayınevi · 2015580 okunma
Puan vermedi·233 syf.·
2026 18. kitabı
Toshikazu Kawaguchi ç Yorumum;Bu ay @pamukokumalar grubumuzda #mavikapak temasında okuduğum kitap.Serinin üçüncü kitabı ile geldim.Konusu yine aynı dört farklı kişinin geçmişe dönmesini okuyoruz ama farklar var.İlki kafe Tokyo daki Funiculi Funicula değil Japonya da ki Donna Donna kafesi. İkincisi ilk kafemizdeli hayalet beyaz giyimli bir kadın iken bu kitapta siyah giyimli bir beyfendi.Zaten üçüncü kitap olduğu için az çok biz bile geçmişe dönmenin kurallarını ezberlemişizdir diye düşünüyorumama bu çok kendini tekrar eder olmuş gibi geldi bana.Ve yine isimler isimler … hem zor hem de birbirine yakın bu kadar bizi zorlamaya gerek varmıydı bilmiyorum.Yani ben kendi adıma zorlandım bunu her kitapta da dile getiriyorum.Hani kurallardan biri geçmişe dönsende sonucu değişmiyor ya bence değişiyor ama değişen olay değil kişiler kişilerin bakış açıları , duyguları, düşünceleri. Her hikaye dokunaklıydı ama beni son hikaye etkiledi. İlk kitabı okuyanlar az çok kitap hakkında düşüncesi vardır. Bu tarz kitaplar okumayı seviyorsanız öneririm Peki siz bu kitabı okudunuz mu ?
Anılar Solmadan ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 2025254 okunma
•PİNBALL 1973•
7/10
·144 syf.··
2026 178. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:02
• KONUSU:Haruki Murakami’nin bu melankolik erken dönem romanı, 1970'lerin Tokyo'sunda geçmişin ve kayıpların gölgesinde yaşayan adsız bir anlatıcı ile dostu "Fare"nin, gençliğin masumiyetini ve takıntılı anılarını üç kollu eski bir langırt (*pinball*) makinesinin izini sürerek aradığı, caz tınılarıyla örülü gerçeküstü ve buruk bir yalnızlık hikayesidir. Haruki Murakami YORUMUM: 3 veya 4 kitaplık bir serinin, 2. kitabı. Yinede, kitapları bağımsız olarak da okumak mümkünmuş, ancak karakterlerin gelişimini ve hikayenin melankolik atmosferini tam yakalamak için sırayla okunması tavsiye edilirmiş. Ben seri olmadığını bilerekten bunu okudum. Zaten ince olan bir seriyi, en başından okurdum, ama... Neyse. Kitaba gelicek olursak, ben tam olarak ne anlattığını çözemedim. Pek anlamadığım bir eser oldu, o yüzden kötüdür, iyidir diye yorum yapamıycam. Belkide sırasına göre okumadığım için böyle oldu :/ Kitabı 50.sayfalara doğru biraz biraz anlamaya başladım. İkizler diye denilen karakterler var mesela, onların ne olduğunu çözemedim ve geminiye gidip sorunca anladım. İşte, karakterlerin hayat hikayesini okuyoruz tarzında birşey. Kitaba adını veren şeyide sonrada görüyoruz. Gerçek hayattaki bazı şeylerin adı geçiyor, bu yönden de biraz anlayamadım. Ne diyim ki. Her kitabı anlıycaz ve sevicez diye birşey yok. Birgünü tekrar okursam eğer, bağımsız bile olsa seriye en baştan başlarım.
1000Kitap
Pinball 1973Haruki Murakami · Doğan Kitap · 20201,555 okunma