tol
Puan vermedi
Geçmiş, peşimizi bırakmayan bir hayalet değil; bizzat bizim inşa ettiğimiz o yıkık dökük binanın kendisidir. ​Murat Uyurkulak’ın kaleminden dökülen Tol, sıradan bir intikam hikâyesinin çok ötesinde, coğrafyanın kaderle, insanın ise vicdanıyla olan o bitmek bilmeyen hesaplaşmasıdır. İstanbul’un kalabalık yalnızlığından Diyarbakır’ın taşlı yollarına uzanan bu yolculukta, romanın sayfaları arasında kaybolurken aslında kendi içimizdeki Tol'a -yani o yıkıma ve yeniden doğuşa- doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. ​Bu kitap; adalet arayışının, kırılmış umutların ve insanın en karanlık yanlarıyla yüzleştiği o anların bir manifestosu niteliğinde. Yazarın o kendine has, sarsıcı ve bir o kadar da edebi dili, okuru soluksuz bırakırken, hikâyenin her satırı bir intikam romanı olmanın ağırlığını, masalsı bir melankoliyle taşıyor. ​Eğer ruhunuzda bir yerlerde eski defterlerin kapanmadığını, hâlâ söylenmemiş sözlerin ve sorulmamış hesapların olduğunu hissediyorsanız; Tol tam da o noktaya, tam da o yaraya dokunmak için sizi bekliyor. ​Sizce bir intikam, gerçekten her şeyi onarabilir mi? Yoksa her intikam, kendi içinde yeni bir yıkımı mı barındırır? Bütün soruların cevabı kitabın içinde...
TolMurat Uyurkulak · İnkılap Yayınevi · 20172,465 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 44. kitabı
Okurken allak bullak olduğum, ben ne okuyorum böyle dediğim, kederli bir öfkenin satırlara, sayfaları dökülmüş haliyle karşılaştığım, sarsıcı bir yeraltı Türk romanı paylaşımı ile geldim Tol, kelime anlamıyla Kürtçede intikam anlamına geliyor. Kurgu, İstanbul’dan Diyarbakır’a doğru uzanan, bol dumanlı, rakı,şarap kokulu ve hem ana karakterini hem de biz okurlarını sarsan bir tren yolculuğunu anlatıyor. Bu sadece bir tren yolculuğu değil aslınds. Beraberinde Türkiye’nin yakın tarihine, sol hareketlerin geçmişine, kırılan umutlara ve kayıp kuşakların belleğine yapılan bir yolculuk.. Daha önceden bir meyhanede karşılaşmış olan biri musahhih (düzeltmen) Yusuf'un ve şair bir ayyaşın aynı kompartımanda birlikte yolculuklarını ve bu yolculuğa eşlik eden geçmişe yönelik hikâyeleri okuyoruz kitapta. Babadan oğula devreden bir lanetin ve öfkenin gayriresmi tarihinin öyküsünü. Yazar kitaptaki karakterlerini okurunda hayranlık uyandıracak, kahraman, kazanmış tiplerden değil de daha çok idealleri uğruna kendilerince mücadeleye girişmiş ama yenilmiş, tutunamamış veya okurun gözünde eleştiriye açık karakterlerden seçmiş. Onun için herhalde okurken karakterleri ile herhangi bir empati duygusu geliştiremedim. Hatta bu kitapta hiç mi aklı başında bir adam yok diye de düşündüm. Sadece anlamak ve saygı duymak için bir çaba sarf ettim diyebilirim. Yazarın anlatım dili fazlaca sert, hırçın, küfürbaz ama bir o kadar da edebi ve şairane. Zaman mekan geçişlerinde, karakterlerin anlatımında kimin kim olduğunu anlamakta zorluklar yaşadım. Bunun yanında ise yazarın anlatım dili de o kadar akıcı ve büyüleyici geldi bana. Hatta bazı cümleleri tekrar tekrar okudum, şiir gibiydi. Yazar, argo ifadeler ile edebiyatı, siyasi sloganlar ile varoluşsal sancıları öyle bir harmanlıyor ki galiba bu
TolMurat Uyurkulak · İnkılap Yayınevi · 20172,465 okunma
Reklam
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
"Utanç da aşk acısı gibi, beyinde başlıyor, Kalbe uğruyor bir gün midede bitiyordu. Mahcubiyet, utanç, pişmanlık gibi duygular şükür ki bağırsaklara kadar inmiyordu, yoksa maazallah, her tarafı b** götürürdü." "Çünkü bazı şeyler asla unutulmaz, unutulsun da istenmez." #Tol kitabıyla tanıdığım @uyurkulakmurat 'ın yeni romanı #dipte geçtiğimiz günlerde @inkilapkitabevi etiketiyle raflarda yerini aldı. @orkungalolar okumalısın dediği için de merakla okudum açıkçası her iki kitabı da ... Okuyanın zihninde istemsiz bir kasılma bırakan satırlar aslında son yıllarda iyice kokusu çıkan sosyal çürümenin de edebiyat aracılığıyla okurlara aktarılması. Yazar tam da bunu dert edinmiş.... Nereye gidiyoruz farkında mısınız diye kelimelerle boğuşuyor... Kitaba hakim olan o karanlık mizah, çürümüşlüğün o keskin kokusunu da ayyuka çıkarıyor... Anlayana: ) Hikâye, neresinden bakarsanız bakın dipte ve haliyle o dehlizde zekice bir bakış açısıyla okurla konuşuyor. Yüzsüzlerin, çıkarcıların o kaypak gülüşleri canlanıyor satır başlarında bir de entelektüel geçinen ve "tuzum kuru ama" diyenlerin kaypak bakışları... Bu kitap bir düello: rahatsız olanlarla o rahatsız ortamda duyuşsal yeteneklerini kaybedenleri karşı karşıya getiren... Kitabın kapağını kapatınca insanın içinden: "sahtesiniz!" diye bağırmak geçiyor...
DipteMurat Uyurkulak · İnkılâp Kitabevi · 202634 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 16:10
Kitabı bitirdikten sonra ilk iş kendime kızmak oldu. Senin yapacağın işin de diye başladım bayağı bi sektirdim. Niye mi? Niye daha önce okumadım diye tabi. Yazarın daha önce Tol adındaki kitabını okudum, yalan yok şuan konuyu hatırlamıyorum ama beğenmiştim diye aklımda kalmış. Okuduğum yazarlardan bir kitap seçeyim derken bu kitabı buldum. Yorumlara baktım beğenilmiş. Kütüphane de baktım var. Daha ne olsun helva yapsana.... Yalnız kitap rakı ve bira kokuyor haberiniz olsun. Su yerine desem abartmış olmam Hoca, Baba, Amca ve anlatıcı olan ben karakterlerinden oluşuyor. Ben olan bazen yeğen bazen oğul oluyor haliyle. Kitabın ilk bölümünde bu Dörtlü ekibin kendi aralarında geçen olaylar anlatılıyor. Kişilerin birinin komünist birinin sosyalist birinin de hoca olması, birbirleriyle atışması keyifli bir okumaya neden oluyor. İkinci bölümde ise ben olan karakterin yaşamında karşılaştığı kişiler ile aralarında geçen olayları anlatıyor. Yine güldüren yine duygulandırma hikayeler. Gülmeye keyiflenmeye çok ihtiyacımız olan bu günlerde ( 24 sene falan) ilaç niyetine reçetesiz de olsa alın okuyun. Keşke 500 sayfa falan olsa
Hoca, Baba, Amca, BenMurat Uyurkulak · Can Yayınları · 2021270 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 54. kitabı
"Biz hafızayı severiz, hafızasız hiçbir şey yapamayız." "Hafıza olmazsa, korku nasıl daim olur?" "Uzun yıllar yalnızlığımla teselli buldum. Çünkü yalnızlık kolay bulunur bir olanak değildi." "Eee unutmak da, unutturmak da kolay değil o kadar." Sayın @uyurkulakmurat ile tanışma kitabım oldu #tol @inkilapkitabevi ''nin yeni çıkanlar raflarında yer alan kitap, yıllara meydan okurken benim gibi ilk defa okuyanlar için de özenli baskısıyla bir hayli etkileyici. Çünkü: sert, net, hırçın, bir parça hüzünlü ama en çok da öfkeli... Tren rayları, anason kokusu, ötekileştirilenlerin sessiz çığlığı ve hikâyeler... Kitabı okumam biraz uzun sürdü zira sürekli esneyerek birbirinin içerisine girdiğini hissettiren zaman ve karakterlerin fazlalığı anlamamı biraz zorlaştırdı. Yazarın yazım tarzını tam bilmeyince de böyle hissederim hep ama yeni kitabı #dipte ile o hıza erişebildim diye düşünüyorum Ve benim aklım hâlâ o hikâyelerde.. Ağıt desem içindeki lirizm beni tutuyor. Epik desem hüzne takılıyorum... Düşünüyorum...
TolMurat Uyurkulak · İnkılap Yayınevi · 20172,465 okunma
Puan vermedi·319 syf.··
2026 11. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 08:43
Öneri üzerine okuduğum , okumamın nerdeyse bir ay sürdüğü ( aslında bayram tatilinde 10 gün boyunca tek satır okuyamamış olmamadan kaynaklı yoksa çok da anlaşılmaz değil ) kitap olur kendileri. Tasavvuf üzerine muhabbet dönerken bilgisine güvendiğim bir hocamız söylemişti merak edip aldım . Öncelikle tuhaf bir kitap inançsal sezgisel olduğu idda edilen bilgiler içeriyor . Tabi ben kendim sezemediğim için bunlara da inanmadım kitabın başında 1959 yılında önder adını verdiğimiz büyük vazife planından gelen bu bilgiler Bedri Ruhselman tarafından düzenlenmiştir diyor . Yani büyük vazife planı dedikleri şeyin de anlatıldığı kitabın kaynağı büyük vazife planı :) Kitap benim de ilk defa duyduğum Spiritüalizmi anlatıyor zaten Spiritüalizmin Türkiyedeki en önemli temsilcisi Bedri Ruhselman mış. kitabı okurken Vazife planı , Asli prensip, ünite, asli icaplar , Amorf madde, Yarı Süptil alem gibi tek başınıza anlayamayacağınız kavramları Bedri Ruhselmana göre arattıktan sonra ve kafanızda bir yere koyduktan sonra okumanız gerekiyor yine de kafanızdaki eski şemalarla örtüşmüyor :) Tuhaf bir kitaptı diyebilirim . kitaba göre Her şey ruhun maddeye tesiridir . Şuur ruhun maddeyi idrak etme kapasitesidir . Dünya üzerindeki her canlı varlıkta ruh vardır ve ruhlar dünyada tekamül halindedir kendi vazifelerini tamamlayınca başka formda daha gelişmiş olarak dünyaya tekrar gelirler ( bir nevi ruh reankarnasyonundan bahsediyor.) ta ki vazife planlarını gerçekleştirene kadar . insanların yaptıkları ve başlarına gelen her şey kendi vazife planları gereğince gerçekleşmiştir. Akıl Ruha değil bedene aittir beyne bağlı mekanik bir düzenleyicidir insan ölünce akılda gider akıl dünyaya aittir . Aklın bedenin çektiği tüm ıstıraplar da. herkesin vazife planı vardır ve dünyadaki herşey bu
İlahi Nizam ve KainatBedri Ruhselman · Mtiad 1950 yayınları · 2013613 okunma
Reklam
Reklam