İstanbul'u anlatışı, kurgusu, sonuca bağlayışı ile gerçekten okuduğum en güzel kitaplardan biri. Bu kitabı okuduktan sonra bir süre başka polisiye okumayın çünkü yavan geliyor.
Kitapta orwell kankamın umudu proleterlerdedir. Partinin sloganında proleterler ve hayvanlar özgürdür, der. çünkü onlar zaten düşünemezler ve aptaldırlar.
Bazı cümleleri hiç aklımdan çıkmayan, başucu değil baş tacı kitaplarımdan biri. hayatın tercihlerimizden ibaret olduğunu, yüzümüze çarpan bir başyapıt.
Okurken bir asosyalin iç dünyasına giriş yaparsınız sonra size dış dünyasında yaşadığı şeyleri anlatır, bunlar harmanlanır. lakin gözlemlerimden yola çıkarak burada bu romanı böylesine ilgi çekici ve özgün yapan yanı asosyal insanların genelde duygularını içlerine gömüp savaşı orada vermeleri lakin bu romanda kahramanımız başına gelen her olayda düşünce yapısına göre patlamalar, hezeyanlar yaşıyor ki sonrasında çekinip, içine kapanarak gerçekleştirdiği duygusal feveranların sonucundan nasıl kaçacağını düşünmeye koyuluyor. benim açımdan romanı zevkli hale getiren nüans buydu.
son olarak hayat kadını olan kızımızla konuşurken hayatında ilk defa kendini hayalleri dışında yukarıda görmesi ve düşüncelerini başkalarına dikte-empoze edebilme duygusunu yaşaması dostoyevski'nin bize verdiği ince ama önemli de bir mesajdır.
Okuduktan sonra "etkisinden kurtulmam uzun zamanımı aldı" demenin olanaksız olduğu çünkü etkisinin, diğer kitaplarınki olduğu gibi soyut olmadığı, resmen yürekte derin yara olduğu; hatta yürekte hiç iyileşmeyecek bir yara olduğu tek cilt olan; biricik cilt olan ansiklopedi...