Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İran talihsiz bir yelkenliyi hatırlatıyor bana. Tayfalar sürekli yelkenlere yeterince rüzgar dolmadığından şikayet ediyorlar. Sonra birdenbire sanki onları cezalandirmak ister gibi, Allah bir kasırga gönderiyor üstlerine.
Yarı deli bir kral, Nasreddin'i eşek çaldığı için idama mahkum etmiş. Tam idam edilecekken Nasreddin haykırmış: "Bu hayvan aslında benim kardeşimdir, bir büyücü onu bu kılığa soktu, bir yıllığına bana teslim edilirse bizim gibi konuşmayı öğretirim ona!" Aklı karışan hükümdar sanığa vaadini yinelettirmis, sonra da hükmünü vermiş. "Öyle olsun! Ama günü gününe bir yıl içinde bu eşek konuşmazsa idam edileceksin." Oradan ayrılırken karısı Nasreddin'in yakasına yapışmış: "Böyle bir seyi nasıl vaat edebildin? Bu eşek konuşmayacak, biliyorsun. "Tabi ki biliyorum, diye cevap vermiş Nasreddin, ama bir yıl sonra kim öle kim kala? Bir yıl içinde kral da ölebilir, eşek de ölebilir, ben de ölebilirim."
Rivayete göre, bir Semerkant hanı her insanın düşlediği şeyi gerçekleştirmek istemiş: Ölümden kurtulmak. Ölümün gökten geldiğine inandığı ve asla kendisine ulaşmamasi için gereken her şeyi yapmaya niyetli olduğundan, kendine yeraltında bir saray inşa ettirmiş. Demirden yapılan bu muazzam sarayın tüm giriş çıkışlarını da kapattirmis. Dillere destan bir servete sahip olan Han, sabah doğup akşam batan ve hem onu ısıtan hem de günleri akışından haberdar eden bir de yapay güneş yaptırmış. Heyhat! Ölüm tanrısı hükümdarın tüm tedbirlerini aşıp görevini yerine getirmek üzere saraydan içeri sızmayı başarmış. Gücü ve serveti, ustalığı ve kibri ne olursa olsun, hiçbir canlı yaratığın ölümden kurtulamayacağını kanıtlaması gerekiyormuş çünkü. Böylece Semerkant, insanla kaçamayacağı yazgısının yollarının kesişmesinin simgesi haline gelmiş.
Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz:
Kuklacı Felek Usta, kuklalar da biz.
Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer;
Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz.
Ömer Hayyam