Romantic

Romantic
@tomriddle23
Pascal'ın insanoğlu için söylediği gibi, modernliğin hem misère (sefalet) hem de grandeur (ihtişam) boyutu vardır. Charles Taylor
Puan vermedi
Bazı kitaplar vardır çok değerlidir. Öyleki o kitaplar o alanın klasiği haline gelmişlerdir. Fakat çevirmenlerimiz o kitapları alır ve anlaşılmaz bir lisanla sözde tercüme ederler. Kitabı okurken sen kitaba bakarsın o sana. Boş boş bakışırsınız. Saatler geçer bi halt anlamazsınız. Kelimeler, cümleler, noktalama işaretleri gözünüzün önünde akıp gider sadece. Bir kitap bu kadar teorik olabilir mi, diye geçirirsiniz içinizden. Yazar bu kitabı bir avuç elit için mi yazmıştır acaba? Bu kadar teknik ve boğucu bir anlatımla en basit meselelerin dahi içinden geçmek hiç mantıklı gelmez size. Yazar ne diyordur sahi. Birkaç teknik kelime daha araştırırsınız. Olmaz, olmaz, olmaz. Kitap bitmek bilmez. Öyle bir çeviri yani. Benim merak ettiğim konu ise neden başka bir çevirmenin bu kitaba el atmadığı? Zira benim yetkin bir yabancı dil seviyem olsaydı böyle önemli bir eseri yeniden çevirme zahmetini kesinlikle göze alırdım. Her konunun dine çıktığı bir ülkede din sosyolojisi ve antropolojisi alanındaki kült eserlerin ya çevrilmemesi ya da ilginç bir lisanla çevrilmesi oldukça mantık dışı. Ee ne yapacağız? Yeniden okuyacağız mecburen. Anlayana kadar okuyacağız. Kitabın içeriğine gelince yazar dine bilimsel bir anlayışla yaklaşmış. Dine karşı ne övücü ne de yerici bir konumda durmamaktadır yazar. Weber, Marx, Durkheim, Tönnies, Simmel ve daha birçok önemli sosyoloğun teorileri ışığında dini incelemektedir. Özellikle Hegel, Feuerbach ve Marx geleneğinin yabancılaşma kuramlarının dini anlama yolundaki önemini göstermektedir. Kitabı okumadan önce de zaten ben yabancılaşma ve din arasında derin bir bağlantı olduğunu düşünüyordum. Yazarın dine yönelik bilimsel ve nötr yaklaşımının bizim düşünce dünyamıza oldukça olumlu bir etki bırakacağını düşünüyorum. Zira bizde din hiçbir zaman böyle
Felsefe
Kutsal ŞemsiyePeter L. Berger · Rağbet Yayınları · 201551 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
Kitap gibi kitap. Kitabın dibi. Az ve öz. Okumak için daha iyisi bulunamaz. Yardırmış Hz. Schopenhauer bu kitabında. Tolstoy okurken terler akmıştır bir yerlerinden eminim. Aşkı sevgiyi dümdüz edip geçmiş hazret. Haksız mı? Değil. Devrimci ve kolektivist hergeleler bu kitabı okurken kalpten gidiyorlar. Vurdukça vuruyor yazar. Neymiş aşk? Koşulsuz bir sevgi mi? Koşulsuz bir eylem mi olur? Daha doğrusu koşulsuz, gerekçesiz ve nedensiz fiil mi olur, his mi olur? Elbetteki hayır. X'i X olduğu için sevmeyiz. X'i sevmemizin nedeni X'te aradığımız şeylerdir. Beklentilerimizi ve çıkarlarımızı severiz. Bu beklenti ve çıkarlar masumane olabilir. Bizim dışımızda bir nedene dayalı olabilir. Bütün bunlar bir şey değiştirmez. Ha burada hazret genlere ve biyolojiye çok aşırı bir rol biçmiş olabilir ama ana fikir tamamem doğru. O zamanın ve felsefenin genelleyici zeminine baktığımızda yazarın aşkı neredeyse salt fizyolojiyle açıklamasını mantıklı bulabiliriz. Bu günümüze hitap etmeyebilir. Fakat özellikle felsefi bir eserde önemli olan temeldir, ana fikirdir. Bana göre bu kitabın ana fikri sevginin o kadar da koşulsuz ve saf bir şey olmadığıdır. Ve yazar bu fikrinde son derece isabetli ve tutarlıdır. Buradan ekmek yiyen Freud adlı keçi sakallı psikanalist olmuş ama Schopenhauer Freud'a bin basar. Yine de bu anektodu paylaşmamın nedeni bu ince kitabın tesirlerinin hacmiyle yorumlanmaması gerektiği mesajını vermek. İyi okumalar.
Felsefe
Aşkın MetafiziğiArthur Schopenhauer · Ayrıntı Yayınları · 201816,8bin okunma
Puan vermedi
Bunaltı, bunaltı, bunaltı... Tiksinti, tiksinti, tiksinti... Aforizmik cümleler... Kısa kısa denemeler... Başarısız bir Nietzsche kopyası. Genellikle ergenlerin ve önüne geleni okuyanların okuduğu popüler bir kitap. Birde okuduktan sonra çok derin ve zor bir kitap olduğunu söylüyorlar ya küplere biniyorum. Herhangi bir Kierkegaard, Nietzsche ya da Schopenhauer kitabına göre çerez. Baştan sona paradoks. Negatif bir dindar. Bir deli, psikopat ve laf cambazının kitabı. Kitapta ne var? diye soran olursa hiçbir şey yok. Düşünce namına ortaya bi bok koymamış sevgili yazar. Atıp tutmuş. Hakikî eleştirel felsefe olan olumsuzlamacılığı ele ayağa düşürmüş. Sartre'dan sonra en tiksinti duyduğum felsefeci. Kitap baştan sona varolmaya yönelik tiksinti barındırıyor. Ele aldığı konularda diyalektik ve şaşırtıcı hiçbir analizi yok. Öylesine sıradanki düz bir okuyucu bile yazarın ele aldığı herhangi bir konuda neler düşündüğünü okumadan bilebilir. Proudhon bile evlilik konusunda okuru ters köşeye yatırır. Nietzsche şövalyelik ve soyluluk konusunda okuru ters köşeye yatırır. Schopenhauer aşkı yerden yere vururken bile birçok paragrafta okuru ters köşeye yatırır. Bunda bi bok yok. Sallayıp durmuş. Cioran denen asalağı değerli sanan tüm salaklar romantik ve karamsar Solculardır genellikle. Benim çevremdekiler hep böyle. Ne solculuğu biliyorlar ne pesimizmi. O yüzden kendileri gibi kafası karışık bir asalağı üstad olarak görüyorlar. Bu kadar. Nokta.
Felsefe
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2023 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2023 13:05
Alman İdeolojisi'nin Türkçede iki farklı baskısı var. Biri Sol Yayınları gibi yayınlardan çıkan ve kitabın sadece "Feuerbach" üzerine olan ilk kısmını içeren kısa baskıdır. Diğeri ise 700 sayfaya varan bu hacimli kitabı bir bütün olarak çevirip basan Evrensel ve Kor yayınlarının baskılarıdır. Ben Sol Yayınlarının kısa ve öz baskısını tercih ettim. Çünkü bir polemik kitabı olan bu kitabın geri kalan kısmında sair düşünürler ile bir polemik yürütülüyor. Bunu okumalarım için biraz gereksiz ve uçucu malumat olarak gördüğümden kısa baskıyı tercih ettim. İncelemem de bu baskı üzerine olacak haliyle. Alman İdeolojisi 1845-1846 yıllarında Marx ve Engels'in Ludwig Feuerbach, Max Stirner, Bruno Bauer ve David Strauss gibi Alman filozof ve düşünürlerine eleştiriler yöneltmek için yazdıkları bir kitaptır. Bu kitap aynı zamanda Marx ve Engels'in bilimsel sosyalizm dedikleri (bizim Komünizm veya Marksizm dediğimiz) fikriyatın temellerini de attıkları bir kitap. Özellikle benim okumuş olduğum ve Feuerbach eleştirisi üzerine şekillenen bu ilk bölüm tüm eski kavram ve kusurlarına rağmen tarihsel materyalist anlayışı en iyi açıklayan ve özetleyen eserlerden biridir. Bu teorinin geliştiricisi olan iki kişiden bu teorinin öz halini okumak takdir edersinizki oldukça mantıklı ve iyi bir tercihtir. Marx ve Engels bu eserde mülkiyet, yabancılaşma, işbölümü, emek, sermaye, üretim, mübadele, sınıf savaşı, aşiret, komünalizm, feodalizm, kapitalizm, sosyalizm, komünizm, din, idealizm, Hegel'in ve Hegelciliğin eleştirisi gibi muhtelif konuları ele almaktadırlar. Marx ve Engels'e göre insanı hayvandan ayıran emeğidir. Dolayısıyla tüm toplumsal ilişkilerin ve yapıların kökeni üretim ilişkilerine dayanmaktadır. Tarih hakim sınıfların üretici güçleri tahakküm altına alıp üretici sınıflar üzerinde
Felsefe
Alman İdeolojisiKarl Marx · Sol Yayınları · 2004845 okunma