Adı:
Alman İdeolojisi
Alt başlık:
Feuerbach
Baskı tarihi:
Nisan 2004
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757399035
Orijinal adı:
Die Deutsche Ideologie
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sol Yayınları
Baskılar:
Alman İdeolojisi
Alman İdeolojisi
Alman İdeolojisi
Alman İdeolojisi
ALMAN İdeolojisi'nin, Feuerbach Üzerine Tezler ile hazırlanmış olan Birinci Kısmı, gerçekten de, o zamana kadar toplumsal oluşun açıklanmasının ilkesi olarak yararlanılan felsefi hümanizmin soyut insanı yerine, toplumsal ilişkileri ve onların maddi temelini koyar. Bu durum, Alman İdeolojisi'nin birinci kısmını, esas olarak polemik niteliğinde olan ve Alman ideologlarının eleştirisini sürdüren ve Bruno Bauer, Max Stirner ve gerçek sosyalistleri ilkin yeni zuhur edenler diye damgalayan öteki kısımlarından ayrı olarak yayınlamayı haklı kılmaya yeter.

Kuşkusuz İngiliz iktisatçılarının ve Fransız sosyalistlerinin incelenmesinden, ama aynı zamanda Marx ve Engels'in, Paris, Manchester, Londra devrimcileriyle kurdukları temaslardan esinlenen Tezler, sezgisel materyalizmi, doğal insanbilimi ve foyerbahçı hümanizmin pedagojik yanılsamalarını reddeder. Onun din eleştirisinin dargörüşlülüğünü ortaya koyarak, özellikle pratiği toplumsal yaşamın ve bilginin kaynağına oturtur ve komünizmin törel ülküsünü, koşulların devrimci dönüşümünün gerçek hareketine çevirir.

Ensonu, insan özünün yeni bir anlayışı ortaya çıkar. Bu, artık, yalnızca ideologun zihninde bir varlık olan Robinson'vari, doğal ve yalıtık bir bireyin varlığı ile özdeşleşmiş değildir. "Kendi gerçekliği içinde, o, toplumsal ilişkilerin tümüdür." Böylece, toplumsal gelişmenin, bu gelişme yasalarından habersiz bir bireyin, bu yasalar hakkında edinebileceği tasarımdan farklı olan, nesnel koşullarının incelenmesi, Marx ve Engels'in Avrupa devrimci hareketini örgütlendirmek gibi ağır bir görevden artakalan tüm güçlerini ve değerli zamanlarını adayacakları bilimsel çalışmanın programı haline gelir.
Her ne kadar tamamlanmamış ve hiçbir zaman yazarlarının sağlığında günışığına çıkmamış, basılması amacıyla yeniden gözden geçirilmemiş olsalar da, Alman İdeolojisi'nin birinci kısmının elyazmaları, Tezler'den daha geniş bir biçimde geliştirilmiş, olumlu bir karşı-düşüncedir. Eğer Hegel'in dediği gibi, ancak yerine başka bir şey konarak o şeyin çürütülebildiği doğru ise, bizzat "I. Feuerbach. Materyalist ve İdealist Anlayışın Karşıtlığı (Giriş)", yeteri kadar açık olan bir eleştiriyi yinelemiyor, ama ondan teorik sonuçlar çıkarıyor.

Tarihsel materyalizmin doğum belgesi olan bu başlangıç açıklaması, insanlık tarihinin temeline, "kendi geçim araçlarını" ve bunlarla da "kendi maddi yaşamlarını" sürdürmek için üretimde bulunan canlı varlıkları oturtur. Bu bireyler, yalnızca, çalışmalarıyla değiştirdikleri doğa ile ilişkilere girmekle kalmazlar, ama işbölümünde ve değişimde, kendilerinin bilmedikleri, toplumsal ilişkiler kurarlar. Onların üretken çalışması, üretici güçleri geliştirir ve buna uygun düşen mülkiyet biçimini belirler. Bu çalışma, yeni gereksinmeler doğurur ve işin durmadan değişen örgütlenmesi insan cinsinin yeniden üretiminin ve ailenin düzenlenişinin toplumsal koşullarını da belirler.
JACQUES MILHAU, Sunuş
128 syf.
·19 günde·10/10
Marksist klasiklerle ikincil kaynaklar üzerinden değil de doğrudan kendilerini okuyarak tanıştığım ilk günden beri, beni her okuduğumda şaşırtan üç şey oluyor. Bunlardan biri, yapılan tespitlerin aradan geçen yüzyıllara rağmen ekseriyetle güncelliğini koruyor olması. İkincisi ve en etkilendiğim, ideolojinin gerçek yaşamı yani hepimizin yaşayıp, görüp, duyup, hissettiği somut olgular üzerine temellenmesi. Bu özelliği sebebiyle Marksizme "gerçek yaşamın felsefesi" diyorum ben. Birçoklarının ütopik olduğuna inanmamızı istediği fikirler aslında yediğimiz ekmeğin fiyatı, oturduğumuz evin kirası, uzun saatler çalıştığımız işin verdiği yorgunluk kadar gerçek zira; bunları değiştirmeyi hedef alıyor. Beni her okuduğumda şaşırtan son şey ise bu kadar somut ve hayatın içinden gelen bir felsefenin aynı zamanda nasıl bu kadar derin ve incelikli olabildiği. Sözü fazla uzatmayayım, Alman İdeolojisi'ni okurken bunların hepsini yine hissettim. Paylaşmak istediğim birçok alıntı olsa da favorimi, yukarıda saydığım her üç unsuru da barındıranlar arasından seçiyorum:
"Bize göre komünizm, ne yaratılması gereken bir durum, ne de gerçeğin kendisine göre düzenlenmek zorunda olacağı bir ülküdür. Biz, bugünkü durumu ortadan kaldıran gerçek harekete komünizm diyoruz. Bu hareketin koşulları, fiilen var olan öncüllerden doğarlar."
120 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Bu kitap aslında marksizmin özünü kavramamız için çok önemli bir eserdir.Kitapta genel anlamda materyalist felsefeden,sınıflardan,mülkiyet biçimlerinden bahsedilir.Aynı zamanda Marx bu eserinde Feuerbach gibi alman filozoflarını idealist ve soyut düşüncelerinden dolayı eleştirmiştir.
94 syf.
·Beğendi·7/10
Kitabın tamamı farklı bir yayınevinden yayınlandı. Onun okunması daha tamamlayıcı olacaktır. Materyalizm konusunda boşta kaldığı düşünülen bilgiler yeni yayında tamamlanmış durumda.
94 syf.
·Beğendi·10/10
Marx dönemi Alman tarih anlayışına Marx ve Engels'ten sistemli bir eleştiri.
“İnsanların varlığını belirleyen bilinçleri değil, bilinçlerini belirleyen yaşamlarıdır.”
Karl Marx
Sayfa 47 - Sol Yayınları
komünist için sorun, mevcut dünyayı devrimci bir biçimde değiştirmek, bulmuş olduğu duruma hücum etmek ve onu pratik olarak değiştirmektir..
Maddi üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf, aynı zamanda, zihinsel üretimin araçlarını da elinde bulundurmaktadır.
Yaşamı belirleyen bilinç değil, tersine bilinci belirleyen yaşamdır.
Karl Marx
Sayfa 25 - Sol Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Alman İdeolojisi
Alt başlık:
Feuerbach
Baskı tarihi:
Nisan 2004
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757399035
Orijinal adı:
Die Deutsche Ideologie
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sol Yayınları
Baskılar:
Alman İdeolojisi
Alman İdeolojisi
Alman İdeolojisi
Alman İdeolojisi
ALMAN İdeolojisi'nin, Feuerbach Üzerine Tezler ile hazırlanmış olan Birinci Kısmı, gerçekten de, o zamana kadar toplumsal oluşun açıklanmasının ilkesi olarak yararlanılan felsefi hümanizmin soyut insanı yerine, toplumsal ilişkileri ve onların maddi temelini koyar. Bu durum, Alman İdeolojisi'nin birinci kısmını, esas olarak polemik niteliğinde olan ve Alman ideologlarının eleştirisini sürdüren ve Bruno Bauer, Max Stirner ve gerçek sosyalistleri ilkin yeni zuhur edenler diye damgalayan öteki kısımlarından ayrı olarak yayınlamayı haklı kılmaya yeter.

Kuşkusuz İngiliz iktisatçılarının ve Fransız sosyalistlerinin incelenmesinden, ama aynı zamanda Marx ve Engels'in, Paris, Manchester, Londra devrimcileriyle kurdukları temaslardan esinlenen Tezler, sezgisel materyalizmi, doğal insanbilimi ve foyerbahçı hümanizmin pedagojik yanılsamalarını reddeder. Onun din eleştirisinin dargörüşlülüğünü ortaya koyarak, özellikle pratiği toplumsal yaşamın ve bilginin kaynağına oturtur ve komünizmin törel ülküsünü, koşulların devrimci dönüşümünün gerçek hareketine çevirir.

Ensonu, insan özünün yeni bir anlayışı ortaya çıkar. Bu, artık, yalnızca ideologun zihninde bir varlık olan Robinson'vari, doğal ve yalıtık bir bireyin varlığı ile özdeşleşmiş değildir. "Kendi gerçekliği içinde, o, toplumsal ilişkilerin tümüdür." Böylece, toplumsal gelişmenin, bu gelişme yasalarından habersiz bir bireyin, bu yasalar hakkında edinebileceği tasarımdan farklı olan, nesnel koşullarının incelenmesi, Marx ve Engels'in Avrupa devrimci hareketini örgütlendirmek gibi ağır bir görevden artakalan tüm güçlerini ve değerli zamanlarını adayacakları bilimsel çalışmanın programı haline gelir.
Her ne kadar tamamlanmamış ve hiçbir zaman yazarlarının sağlığında günışığına çıkmamış, basılması amacıyla yeniden gözden geçirilmemiş olsalar da, Alman İdeolojisi'nin birinci kısmının elyazmaları, Tezler'den daha geniş bir biçimde geliştirilmiş, olumlu bir karşı-düşüncedir. Eğer Hegel'in dediği gibi, ancak yerine başka bir şey konarak o şeyin çürütülebildiği doğru ise, bizzat "I. Feuerbach. Materyalist ve İdealist Anlayışın Karşıtlığı (Giriş)", yeteri kadar açık olan bir eleştiriyi yinelemiyor, ama ondan teorik sonuçlar çıkarıyor.

Tarihsel materyalizmin doğum belgesi olan bu başlangıç açıklaması, insanlık tarihinin temeline, "kendi geçim araçlarını" ve bunlarla da "kendi maddi yaşamlarını" sürdürmek için üretimde bulunan canlı varlıkları oturtur. Bu bireyler, yalnızca, çalışmalarıyla değiştirdikleri doğa ile ilişkilere girmekle kalmazlar, ama işbölümünde ve değişimde, kendilerinin bilmedikleri, toplumsal ilişkiler kurarlar. Onların üretken çalışması, üretici güçleri geliştirir ve buna uygun düşen mülkiyet biçimini belirler. Bu çalışma, yeni gereksinmeler doğurur ve işin durmadan değişen örgütlenmesi insan cinsinin yeniden üretiminin ve ailenin düzenlenişinin toplumsal koşullarını da belirler.
JACQUES MILHAU, Sunuş

Kitabı okuyanlar 154 okur

  • Sofyan
  • Meryem D.
  • Caisson Disease
  • Ege Karakılıç
  • Josefiina
  • Aren Ercan
  • Cansu Nazlı
  • Fırat Gündüz
  • Genel Sekreter
  • Suleyman ykc

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%8.1 (3)
9
%2.7 (1)
8
%0
7
%2.7 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0