7/10
·64 syf.··
2026 28. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:04
Kitapta olaylardan çok bir atmosferin izini sürüyoruz. Yazar, arkadaşlığa ve romantik ilişkilere farklı anlamlar yükleyen karakterlerin bir aradalığından doğan bütünün parçalarını anlatıyor bize. Karakterlerin belirli anlarına onların gözlerinden tanık oluyor, aralarındaki ilişkilere onların gözlerinden bakıyoruz. Kitap bittiğindeyse elimizde ne tek tek karakterler, ne de bütünlüklü bir tema kalıyor; bence geriye, tıpkı karakterlerin paylaşımlarının ardından olduğu gibi kırgın ve kırılgan hatıralar kalıyor. Bu bakımdan kitap, içerisinde birçok öyküyü barındıran tek bir anlatı etkisi yaratıyor. Her insan ancak kendi yaşantısı kadarınca yaşananları görebilir; her insan ancak kendi hissedebildiği kadarını yarınına taşıyabilir. Kitaptaki karakterler de birbirlerinden farklı mizaç ve beklentilere sahiplerdi. Zamanın akışıyla birlikte değişen durumları değişen benlikleriyle algıladılar. Dönüşen sadece aralarındaki bağ değildi; belki de en başta dış dünyanın kendisiydi. Dış dünyadaki bir farklılık, bir sapma ya da beklenmedik bir gelişme, her ilişkinin doğasında bulunan sessiz kurallara dokunarak onların ilişkisini de başka bir biçime büründürdü. Tomris Uyar, atmosfer kuran yazarlardan. Onun öykülerinde gördüğüm temel etki ne bir olay, ne de karakterleri merkeze alması; yazar, tüm bu olay ve karakterleri aktarmak istediği ana ileti için bir çeşit atmosfer oluşturma aracı olarak kullanıyor. Bu bakımdan benim bu uzun öyküdeki karakterlere ısınamamam, normalde benim için bir eksiklik olabilecekken, burada tam tersine metnin etkisini artıran bir unsur oldu. Karakterlerle bağ kurmak zorunda değildim; çünkü anlatılan aslında karakterlerin neler yaşadıkları bile değildi. Yaşananlar yalnızca, aralarındaki ilişkiyi ve o ilişkinin dönüşümünü anlamamız için birer araçtı. Karakterler
Edebiyat
Güzel Yazı DefteriTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 2023373 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 45. kitabı
Yazarin Tomris Uyar hayranligi ve bir nevi iç dokme anlaminda sohbet tarzinda yazilmis, kendinizden bir seyler bulabileceginiz sicacik bir kitap. Icinde ikinci yeni doneminden esintiler bulabileceginiz, o donem icin anlatilarin, roportajlarin ve gorsellerin oldugu bir kitap. Tomris Uyarin gun dokumunue karsilik yazarin ic dokumleriyle harmanlanmis bir eser. Donem merak edenler icin satir aralarindan bilgi edinebiliyorsunuz.
Uyumsuza NotlarJehan Barbur · Doğan Kitap · 2019128 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·77 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:12
Tomris Uyar’la tanıştığım ilk kitap Sekizinci Günah oldu ve genel olarak beğendim. Kitap, büyük olaylardan çok insanların iç dünyasına ve duygularına odaklanıyor. Yazarın sade ama etkileyici anlatımı sayesinde karakterlerin hislerini samimi bir şekilde hissedebiliyorsunuz. Bazı bölümlerde durup düşündüren, insan ilişkilerine farklı gözle bakmanızı sağlayan bir eser. Tomris Uyar’ın kalemiyle ilk kez tanışmış biri olarak, diğer kitaplarını da merak etmeme neden oldu.
İnceleme
Sekizinci GünahTomris Uyar · Can Yayınları · 2026674 okunma
Eksiltili Anlatımın ve Atmosferin Zirvesinden Bildiriyorum...
Puan vermedi·88 syf.··
2026 65. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:21
Tomris Uyar edebiyatının en karakteristik özelliklerini barındıran ve yazara 1987 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı getiren Yaza Yolculuk, Türk öykücülüğünde modernist çizginin ve eksiltili anlatım tekniğinin en rafine örneklerinden biri bana göre. Uyar, bu eserinde geleneksel olay örgüsünü ve dramatik tırmanışları bir kenara bırakmış ve odağını durumların, anların ve insan ilişkilerindeki mikro kırılmaların üzerine kurmuş. Yaza Yolculuk, sadece bir hikâye bütünü değil, dilin nasıl minimalist bir ustalıkla manipüle edilebileceğinin, insan ruhundaki sessiz çığlıkların kelimelere nasıl dökülebileceğinin edebi bir kanıtıdır. Hızlıca tüketilmek için değil, her cümlenin sindirilmesi için yazılmış bir başyapıt.
1000Kitap
Yaza YolculukTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 20181,360 okunma
6/10
·96 syf.··
2026 31. kitabı
Kitabı bitirdiğimde düşündüğüm ilk şey tatlı, samimi ve tam o zamana ait bir dil olduğuydu. Ancak bu tatlılığın arkasında çokça eksik kalmış bir anlatı var. Her şeyden önce meşhur Ölmeme Günü'nü daha önceden biliyorum. İkinci Yeni’nin, muazzam dostlukların ve masaların bir geleneğidir bu. Kitapta bu konuya ait fotoğraf görünce ve onu o geleneği yaşayan tadan birinden dinleyeceğim için heyecanlandım ama beklentimin çok altında kaldı. O günden bahsedilmemiş bile. Tomris Uyar'la karşılaşmış olsam belki de soracağım ilk konulardandır Ölmeme Günü. Detaylar havada kalmış, tam hikayenin içine girecekken sohbet kesilmiş gibi. Yine de tüm bu eksiklere rağmen içerdiği fotoğraflar ve gündelik yaşam konuşmaları gayet hoş. Kendimi bir anda o dönemin tam kalbinde, o yazar ve şairlerin arasında otururken buldum. Sanki Turgut Uyar bir köşede tütününü tazeliyor, Tomris Uyar keskin ve zeki cümleleriyle odayı dolduruyor, Cemaller, İlhanlar, Canlar, Edipler gelip geçiyor ben de sessizce bir köşede onları dinliyorum gibi hissettim. Beni o dönemin sokaklarına, odalarına ve dostluklarına bu kadar zahmetsizce götürebilmesi, kitabın en güzel yanı.Kısacası; o döneme, Turgut ve Tomris Uyar'a beni doyuramayan ve eksik bulduğum bir çalışma olsa da taşıdığı nostaljik ruh ve yaşattığı o şairlerin arasındaymışım hissi için okunur.
Ben Koşarım Aşağlara, KoşarımErhan Altan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022380 okunma
Bir Psikolojik Danışmanın Gözünden Mandal
9/10
·120 syf.··
2026 11. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 11:07
Mandal’ı bir aldatılma hikâyesi okuyacağımı düşünerek elime aldım ama kitap bana bundan çok daha fazlasını verdi. En çok dikkatimi çeken şey, yazarın evlilikleri, ilişkileri ve kadınların toplumdaki yerini sorgulatması oldu. Kitap boyunca “Bir ilişki gerçekten ne zaman bitmeye başlar?”, “İnsan gördüğü sorunları neden görmezden gelir?” gibi sorular üzerinde düşündüm. Özellikle deprem benzetmesi çok etkileyiciydi; bazen insanlar evliliklerinde çatlakları fark etseler bile “Bana bir şey olmaz.” diyerek yaşamaya devam ediyorlar. Yazarın kadınların görünmeyen emeğine, toplumsal yüklerine ve yıllardır süren eşitsizliklere değinmesi de oldukça çarpıcıydı. Bunu yaparken didaktik olmadan, günlük hayattan örneklerle düşündürmeyi başarıyor. Kitabın sonunda Tomris Hanım’ın boşanmasına üzülmedim çünkü kendini yeniden bulduğunu hissettim. İlginç olan ise eşine de tamamen öfkelenemememdi. Sonunda her şeyini bırakıp gitmesi, onun da kendi hatalarının bedelini ödediğini düşündürdü. Benim için Mandal, aldatılmaktan çok; sevgi, emek, aidiyet ve bir ilişkide gerçekten “ev sahibi” olabilmenin ne demek olduğunu anlatan bir kitaptı. Okurken sık sık kendi ilişkilerimizi ve toplumun kadınlara bakışını sorgulatan, samimi ve düşündürücü bir eser.
1000Kitap
MandalÜstün Dökmen · Epsilon Yayınevi · 087 okunma