"O zamanlar yaptığın gibi, yüzüme bak, göz göze gel ve adınla çağır beni"
Ben ilk filmi izlemiştim ve bayılmıştım hatta filmi o kadar çok seviyordum ki kitabın onun üstüne geçebileceğini sanmıyordum. Ancak o kadar yanılmışım ki kitap filmden 1000 kat daha güzeldi. Ama bence film ve kitap birbirini bütünlüyorlar beraber ayrı bir harikalar.
Sıcak bir yaz başlangıcında burjuvazinin izleriyle donatılmış İtalyan kasabasında başlıyor hikayemiz. Elio, henüz 17 yaşlarında lisede okuyan ve müzikle uğraşan yaşıtlarından kısmen uzak duran bir genç. Babası ise akademik çalışmalar sürdürmekte olup her yaz evlerine çalışmalarına yardımcı olacak üniversiteden bir genci davet etmektedirler. Elio bu konuklardan pek hoşnut olmasa da bu yaz gelecek olan konuğun hayatından asla çıkarmak istemeyeceği biri olduğunun henüz farkında değildir. Oliver, 24 yaşlarında ve felsefe alanında çalışmaktadır. Aklı başında, bilgili ve donanımlıdır… hikaye buradan devam ediyor.
Kitap Elio'nun hatıralarla dolu bir günlüğü gibi, geçmişe dönüyor ve her şeyi birer birer anlatıyor. Elio! Ne kadar da aşık olduğum bir karaktersin sen! Zaman zaman deli gibi aşık olduğum, zaman zaman deli gibi kızdığım, nefret ettiğim bir karakter, tıpkı Elio'nun Oliver'a karşı hissettikleri gibi... Hayır, hayır kesinlikle hiçbirimiz o kadar mükemmel bir aşık değiliz! Elio ilk başlarda "Ulaşılmaz türden biri" diyor, Oliver'dan bahsederken.. Çünkü Oliver 24 yaşında, çünkü Elio'nun gözünde o kendinden emin, hiçbir şeyden rahatsız olmayan, belki tüm insanları "Daha sonra!" diyerek arkasında bırakıp bundan hiç rahatsızlık duymayacak türden biri. Oliver'a 6 hafta boyunca nasıl tahammül edeceğini düşünüyor, birkaç hafta içinde ondan nefret etmeyi öğreniyor. Ama ilk başlarda bile diyor ki: "Ondan hoşlanabilirdim gerçi. Yuvarlak