Toprak

Toprak
@toprakcankaya
️24/7 sylvia plath
Student
20 | she/her | ENTP-A
13 Ağustos
18 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Kendine Ait Bir Oda
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2024 14:06
Bu kitabı bitirdiğimde kendime sorduğum ilk şey şu oldu: “Benim odam nerede?” Çünkü Woolf’un anlattığı “oda” sadece dört duvarla sınırlı değil. Kendi sesini duyabileceğin, özgürce üretebileceğin, kimseye hesap vermeden düşünebileceğin bir alanı simgeliyor. Woolf, kadınların edebiyat dünyasında var olabilmesi için bir odaya ve ekonomik özgürlüğe ihtiyaç duyduğunu söylerken, aslında çok daha derin bir gerçeğe dokunuyor: Yaratıcılığın ön koşulu, özgür olabilmek. Kadınların üretebilmesi için “kendine ait bir oda ve yıllık belli bir gelir”e ihtiyaç duyması ilk okuduğunuzda basit bir tespit gibi görünse de sayfalar ilerledikçe bunun aslında kadınların hayatları boyunca yaşadığı sınırlamaların özeti olduğunu fark edeceksiniz. Çünkü yaratmak için önce alan gerekir; yalnız kalabilmek, düşünceye zaman ayırabilmek gerekir. Ama tarih boyunca kadınlardan beklenen hep ev işleri, annelik, eşlik oldu. Peki ya onların hayalleri, fikirleri, üretimleri? Çoğu susturuldu, görmezden gelindi ya da hiç ortaya çıkamadı. Woolf, kadınların yüzyıllar boyunca edebiyatın içinde nasıl geri planda bırakıldığını, isimlerinin unutulduğunu ya da erkek kardeşlerinin gölgesinde kaldığını çok çarpıcı örneklerle anlatıyor. Mesela Shakespeare’in hayali bir kız kardeşini düşünmemizi istiyor ve diyor ki:“Shakespeare’in bir kız kardeşi olsaydı, onun dehası yaşamasına izin verilmezdi.” Tarihin kadınların sesini nasıl susturduğunu çok net gösteriyor bu alıntı. Woolf bunu farazi bir örnek üzerinden vermiş ama binlerce gerçek örneği var zaten mesela aklıma gelmişken size 20.yy.ın en çok haksızlığa uğramış kadınlarından biri olan Mileva Maric’ten, Einstein’ın eşinden de bahsedeyim. Mileva, Einstein’in fizik sınıfındaki tek kadındı, 5 dil biliyordu, Einstein’ın çözemediği soruları çözüyordu ve Einstein’ın meşhur
Edebiyat
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İndigo Kitap · 201748,2bin okunma
Reklam
10/10
·542 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2020 06:02
Hikaye anlayacağınız üzere Alice Harikalar Diyarı'nda'daki "Harikalar Diyarı"nda geçiyor. Harikalar Diyarı'ndaki Kupa Kraliçesi'nin gençliğinde neler yaşadığını, nasıl böylesine kötü kalpli hatta kalpsiz hale geldiğini kurgulayıp anlatmış yazar ve harika anlatmış.Ben kurgu kitap okumaya bayılırım Marissa MEYER in kaleminden okumaya ayrı bayılırım.Ay Günlükleri serisini okuyanlar Marissa Meyer'in tarzını bilir, bildiğimiz masalları değiştirerek ya da sonuna-başına bi şeyler ekleyerek tekrar yazar. Bu hikayeyi de aslında bi bakıma Maleficent filmi gibi kötü karakterin gözünden, kötü karakterin geçmişini "kurgulayarak" aktarmış bize. Cath'in karakter gelişimi çok güzeldi.Okurken Cath mi Kalpsiz ? diye çok düşündüm olayları o kadar güzel anlatmıştı ki yazar.Bazı yorumları okuduğumda insanların hayal kırıklığına uğradıklarını gördüm ve çok şaşırdım çünkü ben kitaba bayıldım. Yazarın karakterleri oldukça usta bir şekilde yazdığını düşünüyorum çünkü kolay bir şekilde bir karakterden nefret ettirdiği gibi bir diğerini sevdirebiliyor. Kitabın sonunda kötü bir kraliçeye dönüşeceğini ve bunun sebebinin istemediği bir hayata hapsolması sonucu olduğunu bilmeme rağmen sayfaları heyecan ve merakla çevirdim. Bir türlü Cath'i zalim ve kötü olarak düşünemedim.Oldukça duygusal ve hüzünlü bir kitaptı. Hayır yani,insan sonunu bile bile nasıl üzülür,sinirleri nasıl bozulur anlamıyorum. Bu konuda yazarı tekrar tebrik etmeliyim. Dili oldukça akıcı ve güzeldi.Ayrıca kurgusu çok zekiyceydi ,orjinal hikayeye göndermeler yapılmasına da bayıldım. (beyaz gül muhabbeti, kahvaltı öncesi 6 olanaksız şey, bir kuzgunla bir çalışma masasının benzerliği vs.).Alice Harikalar Diyarı’nda ki olayları Kalpsize öyle güzel yerleştirmiş ki. Alice Harikalar Diyarı’ndayı okumadıysanız ya da izlemediyseniz
Fantastik Kurgu
KalpsizMarissa Meyer · Artemis Yayınları · 20171,495 okunma
Puan vermedi
5/5 ŞİDDETLE TAVSİYE EDİLİR. Josh Malerman son zamanlarda popüler olmuş bir yazar. Özellikle çoğumuz onu kafes romanından tanıyoruz, hatta Kafes Bird Box isimli bir filme uyarlandı. Teftiş ise yazarımızın 2019 yılında yazmış olduğu harika bir modern distopya kitabı. Teftiş insanların dehaya ulaşması için deney yürüten A.N.N.E ve B.A.B.A olarak adlandırdığımız iki tane bilim insanının hikayesini anlatıyor. İki hastalıklı zihin bir araya gelirse ne olur? Richard ve Marilyn evli bir çift. Zihinlerini tam kapasite kullanan dehalar yetiştirmek istiyorlar ve bir deney yapıyorlar. İnsanı dikkatini dağıtan şeyin karşı cinse olan ilgi olduğu fikrine inandıkları için ormanın içinde, dünyadan izole ormanlık bir alanda iki farklı binada bir avuç oğlan ve bir avuç kız çocuğu yetiştiriyorlar. Alfabe oğlanları ve Harf kızları çünkü her birinin ismi alfabedeki bir harften geliyor. B.A.B.A’nın yönettiği tesiste sadece oğlanlar var ve tamamen erkeklerle çevrili bir ortamda büyüyorlar ve kadının ne olduğunu bilmiyorlar. Onları dünyaya getiren şeyin ormandaki ağaçlar olduğunu düşünüyorlar. Dış dünyadan ve karşı cinsten soyutlanarak büyüyen bu oğlanlar bebekliklerinden beri sürekli ders alıyorlar, (bilim, sanat, spor gibi) ve deha olma yolunda ilerliyorlar. Gerçekten de yaşıtlarına ve normal yetişen çocuklara göre çok ilerisinde düşünüyorlar. Deney yolunda giderken ‘’ Hassas Yıllar’’ ın gelip çatmasıyla beraber sistem alt üst olmaya başlıyor. Hassas yıllar aslında bizim bildiğimiz ergenlik dönemi. Kendilerindeki değişimler onların farklı düşünmelerine sebep olmaya başlıyor. J bir gün ormanda bir şey gördüğünü sanmasıyla birlikte sorgulama içerisine giriyor, ‘’Ben neredeyim?’’, ‘’Neden buradayız?’’, ‘’Biz n’apıyoruz?’’ diye. Bu okullarda denetim tabi ki çok güçlü ve Köşe
Bilim Kurgu Distopya
TeftişJosh Malerman · İthaki Yayınları · 20191,381 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
"O zamanlar yaptığın gibi, yüzüme bak, göz göze gel ve adınla çağır beni" Ben ilk filmi izlemiştim ve bayılmıştım hatta filmi o kadar çok seviyordum ki kitabın onun üstüne geçebileceğini sanmıyordum. Ancak o kadar yanılmışım ki kitap filmden 1000 kat daha güzeldi. Ama bence film ve kitap birbirini bütünlüyorlar beraber ayrı bir harikalar. Sıcak bir yaz başlangıcında burjuvazinin izleriyle donatılmış İtalyan kasabasında başlıyor hikayemiz. Elio, henüz 17 yaşlarında lisede okuyan ve müzikle uğraşan yaşıtlarından kısmen uzak duran bir genç. Babası ise akademik çalışmalar sürdürmekte olup her yaz evlerine çalışmalarına yardımcı olacak üniversiteden bir genci davet etmektedirler. Elio bu konuklardan pek hoşnut olmasa da bu yaz gelecek olan konuğun hayatından asla çıkarmak istemeyeceği biri olduğunun henüz farkında değildir. Oliver, 24 yaşlarında ve felsefe alanında çalışmaktadır. Aklı başında, bilgili ve donanımlıdır… hikaye buradan devam ediyor. Kitap Elio'nun hatıralarla dolu bir günlüğü gibi, geçmişe dönüyor ve her şeyi birer birer anlatıyor. Elio! Ne kadar da aşık olduğum bir karaktersin sen! Zaman zaman deli gibi aşık olduğum, zaman zaman deli gibi kızdığım, nefret ettiğim bir karakter, tıpkı Elio'nun Oliver'a karşı hissettikleri gibi... Hayır, hayır kesinlikle hiçbirimiz o kadar mükemmel bir aşık değiliz! Elio ilk başlarda "Ulaşılmaz türden biri" diyor, Oliver'dan bahsederken.. Çünkü Oliver 24 yaşında, çünkü Elio'nun gözünde o kendinden emin, hiçbir şeyden rahatsız olmayan, belki tüm insanları "Daha sonra!" diyerek arkasında bırakıp bundan hiç rahatsızlık duymayacak türden biri. Oliver'a 6 hafta boyunca nasıl tahammül edeceğini düşünüyor, birkaç hafta içinde ondan nefret etmeyi öğreniyor. Ama ilk başlarda bile diyor ki: "Ondan hoşlanabilirdim gerçi. Yuvarlak
Kitap Yorumu
Adınla Çağır BeniAndré Aciman · Sel Yayınları · 20244,334 okunma