...hepimiz, sırtımızda ve elbisemizin altında, gözlerimizin içinde müstakbel ölü gezdirmiyor muyduk? bir zaman için kendi ölüsünü görebilecek, seyredebilecek bir yaradılışta olsaydı da bu ölü kalkıp ölüsüne baksaydı, herkes gibi biraz sararacak ve etrafındakilere:
—bugün yemek yiyemeyeceğim, diyecekti.
"bir keresinde şöyle dediğinizi hatırlıyorum mr. darcy; kolay kolay affetmediğinizi, bir kez darılmayagörün, kininizin geçmek bilmediğini söylemiştiniz. darıltılmamak için çok tedbirli davranıyorsunuz sanırım."
"öyle," dedi darcy tok bir sesle.
"peki ön yargının sizi kör etmesine izin verdiğiniz olmaz mı?"
"umarım olmaz."
"görüşlerini hiç değiştirmeyenlerin ilk başta doğru yargıya varmaları bilhassa zorunludur."
bazı kereler odamda beş aşağı beş yukarı dolaşırken, içimdekileri taşırmak için kendim de farkında olmadan, birinin bana hakaret etmesini ya da hakaret anlamına gelebilecek bir söz söylemesini sabırsızlıkla beklerdim neredeyse. kadınlar bu biçimle "içlerini boşaltırken" en samimi gözyaşlarını dökerler, fazla hassas olanları da bu hali isteri nöbetlerine kadar götürürler. olağandır bu. ama bu en çok içinizde kimsenin bilmediği, anlatmak istemediğiniz bir keder varken olur.
Sayfa 297 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu